Yazarın güncesinden... Kapının hışımla açılmasıyla 6 yaşındaki küçük delikanlı Aydın Alparslan anne ve babasının odasına girmişti. Üzerinde dağılmış, traktör resimleri olan pijamaları, elinde su tabancasıyla koşarak yatağa atladı. "Kalkın!" Sesi ve yataktaki hareketi duyan Mısra ve Aykut Cumartesi sabahının kör vaktinde yatağa kimin geldiğini biliyorlardı, şaşırmadılar. Babası ne zaman işe gitmese Aydın Alparslan onları böyle uyandırırdı. "Uyanın hemen," diye bağırdı kapıya doğru. Su tabancasını annesine sarılmış babasına doğrultup, "Kalk oradan, kollarını annenin üzerinden çek," dedi ciddi ciddi. Babasını, doğduğu günden beri annesinin yanına yaklaştırmıyordu. Annesi onun ufacık hayatında bildiği tek sığınağıydı, herkesten önce ona koştuğu gibi, annesini herkesten ayrı tutardı. "Oğlum

