Bilmediğimiz bir yerdeydik. Elimiz, ayağımız, kolumuz, bacağımız, her yerimiz kanayacaktı sanki. Düşecektik, kanaya kanaya kalkıp, kanatacaktık. Avuçlarımızdaki kanları o piçin ağzına akıtacaktık. Kan kusturacaktık. Kendine güvenmek güzel bir şeydi, ama cahil cehaleti farklıydı. Bizdeki güvendi. Babamın aşinası olduğu bir adam vardı karşımızda bizi yıkmak isteyen. Yıkabilirdi. Ama vücudundaki tüm deliklerden kan boşaltmadan, yıktığı duvarların altında bırakmadan o adamın peşini bırakmayacaktım, bırakmayacaktık. Ne anneme yaptıklarını, ne Bade'ye yaptıklarını yanına kâr bırakmayacaktık. O kârı alır adamın bir yerine monte ederim. Edecektim zaten. Başımı kaldırıp annemin başucunda duran Beste'ye baktım. "Beste, sen bu kıza telefon almıştın değil mi?" "Al dedin aldım Aydın Alparslan." "P

