Bedenimin sarsıldığını hissettiğimde itiraz homurtuları döküldü dudaklarımdan. Buz gibi bir soğuk suratıma üflerken bedenimin havalandığını hissettim. Burnuma en sevdiğim koku dolarken kollarımı bir yere dolamak amacıyla kaldırdım. Parmaklarıma dolanan saçlarla yumuşak gelen göğse iyice sindim. Bilincim yerine gelmişti ve nerede olduğumun farkındaydım ama ona belli etme niyetinde değildim. Şuan o kadar huzurluydum ki ne olduğunun önemi yoktu. "Masumsun. Bunu koru." Söylediği kelimeler altın değerindeki hazinemin saklı olduğu zihnimin tozlu raflarına sakladım. Unutmamak adına kendime sonradan düşüneceğimi de hatırlatarak gözlerimi açtım. Kollarındaydım. Alttan görebildiğim tek şey kemikli çenesiydi. Bakışları ileriye bakıyordu. Sanki taşıdığı hiçbir şey yokmuş gibi rahatça yürüyordu.

