Kaç dakikadır ağladığımı bilmiyordum. Sonunda göz yaşlarımın tükendiğinden emin olduğumda, başımı Jason'ın göğsünden kaldırıp hızla uzaklaştım. Jason başta buna izin vermek istememiş gibi, çenesini başıma yaslarken, kollarını etrafıma sıkıca dolamaya devam etmişti. Ancak, kararlılığımı fark edince daha fazla direnemedi. Başımı cama yaslayıp, asfalt yolun kenarında akıp giden geniş arazileri, kırlık alanları, ışık hızıyla bulanıklaşıp beliren, kara gölgeler gibi bir görünüp bir kaybolan ağaç şeritlerini ruhsuz gözlerle izledim. Çektiğim tüm acılara rağmen, aklımda tek bir soru vardı şimdi. Ne yapacaktım? Hunk'ın cansız bedeninin yere yığılışı hâlâ gözlerimin önünde capcanlı bir anı gibi dururken, o adamların elinden kurtulduğuma bile sevinememiştim. Hunk ile geçmişten gelen bir dostluğ

