Kamyonetin stop lambalarından yayılan ışık, gecenin puslu karanlığında gözden kayboluncaya kadar olduğum yerde dikilmeye devam ettim. Ayın etrafına çöreklenen gri bulutlar bir anda geceyi daha ağır ve daha kasvetli gösteriyordu sanki. Üşüyordum. Ama bu seferki soğuktan değildi. Arkamda Jason'ın bana yaklaşan adım seslerini duyduğumda, ensemden aşağıya buz gibi bir ürpertinin indiğini hissettim. O an, sonunda beklediğim şeyin geldiğini anlamıştım. Yüzleşme. Jason'ın bakışları da tıpkı tepemizdeki gece kadar karanlık ve soğuktu. Ağzından çıkan sıcak buhar gökyüzüne karışmadan önce sakallarında gölgeler yaratıyordu. Ondan beklemeyeceğim kadar yumuşak bir sesle, "Hadi, artık içeri gir, üşüyeceksin." dedi. Sinirden, sessizliği çınlatan bir kahkaha patlatmamak için zor tuttum kendimi. Bir i

