bc

Sakat Ağa’nın Şehvetli Gelini [+21]

book_age18+
7.5K
TAKİP ET
93.2K
OKU
dark
HE
age gap
friends to lovers
arranged marriage
heir/heiress
drama
sweet
bxg
serious
kicking
campus
city
seductive
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

"Ben senin sadece kocan değil, seni para karşılığında satın alan sahibinim. Bu odada töre susar, sadece benim sesim ve senin iniltilerin yankılanır!"

Dilan için hayat, babasının ağzından çıkan iki kelimeyle son bulmuştu: "Verdim gitti." Kendi öz yuvasında bir hizmetçi gibi ezilen genç kız, bilmediği bir cehenneme, Urfa’nın en korkulan adamı Baran Miroğlu’na bedel olarak gönderildi. Ancak onu bekleyen cellat, beklediği gibi biri değildi. Tekerlekli sandalyesine hapsolmuş ama heybetiyle dünyayı titreten, öfkesiyle yakan, arzusuyla yıkan bir adam vardı karşısında.

Miroğlu konağının o sağır duvarları, o gece sadece bir nikaha değil, sınırları zorlayan bir şehvet savaşına tanıklık edecekti. Baran, bacaklarındaki cansızlığın intikamını Dilan’ın taze teninden, masumiyetinden ve çığlıklarından alacaktı.

"Dizlerinin üzerine çök Dilan! Bakireliğini kanıtlaman yetmez; bu gece her zerrenle bana ait olduğunu, sakat bir adamın seni nasıl dize getirebileceğini öğreneceksin. Soyun ve sadece sahibini izle..."

Kırmızı ipeklerin teni yaktığı, ellerin hoyratça sahiplendiği, nefeslerin haram bir tutkuyla birleştiği o karanlık odada; Dilan ya bu yakıcı şehvete teslim olacak ya da bu karanlıkta yok olup gidecekti.

Törenin kanlı gölgesinde, sakat bir ağanın doyumsuz arzularına kurban giden bir kadının hikayesi...

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
TANITIM🌼
Miroğlu Konağı’nın taş duvarları arasında zaman durmuş, nefesler kesilmişti. Dilan, bu devasa kapılardan içeri bir "bedel" olarak girdiğinde, onu bekleyen şeyin sadece soğuk bir oda ve bitmek bilmeyen hakaretler olduğunu sanıyordu. Karşısındaki adam, Baran Miroğlu, bir kaza sonucu tekerlekli sandalyeye mahkûm kalmış, bacaklarındaki feri sönmüş ama gözlerindeki ateşi tüm dünyayı yakacak kadar harlamış yaralı bir aslandı. Baran için Dilan, sandalyede hapsolmuş erkekliğinin en büyük, en hırçın imtihanıydı. O daracık odada, dışarıdaki törenin ve nefretin sesleri silinirken, sadece Baran’ın tekerlekli sandalyesinin o metalik gıcırtısı ve iki yaralı ruhun çarpışan nefesleri duyuluyordu. Baran, tekerlekli sandalyesini Dilan’ın üzerine sürdüğünde, aralarındaki mesafe sadece saniyeler içinde eridi. Güçlü kollarını Dilan’ın beline dolayıp onu sarsıcı bir hamleyle kucağına, o metal yığınının üzerindeki kendi gövdesine çektiğinde, Dilan neye uğradığını şaşırmıştı. Dizleri, Baran’ın cansız ama heybetli bacaklarının iki yanına düştüğünde, aralarındaki o yasaklı ve yakıcı çekim ilk kez bu kadar çıplaktı. "Bana bak!" diye kükredi Baran, sesi bir komutanın emri kadar sert, bir aşığın fısıltısı kadar davetkardı. "Bacaklarımın tutmuyor olması, sana hükmedemeyeceğim anlamına gelmez Dilan. Bak… Her zerrem seni istiyor, seni paramparça etmek için sabırsızlanıyor." Dilan, kucağında oturduğu o dar alanda, Baran’ın bacaklarının arasındaki o amansız uyanışı, o devasa sertliği kasıklarında hissettiğinde beyni uyuştu. Baran’ın erkekliği, bacaklarının cansızlığına inat, büyük bir hırsla uyanmış, Dilan’ın kadınlığına bir mühür gibi baskı yapıyordu. Odanın serin havası, yırtılan elbiselerin sesiyle bir kez daha ısındı. Baran, bacaklarındaki o meşhur hissizliğin intikamını alırcasına, üst gövdesindeki o muazzam güçle Dilan’ı kendine mühürledi. Tenin tene değdiği o an, sadece bir birleşme değil, bir teslimiyet savaşıydı. Dilan’ın iniltileri odanın tavanına yükselirken, Baran’ın elleri onun vücudunda bir mülk sahibi gibi geziyor, her dokunuşunda ona kimin kadını olduğunu hatırlatıyordu. Sakat bir adamın karanlığına gönüllü bir dalıştı bu. Baran, onu kalçalarından kavrayıp kendi üzerine, o uyanmış şehvetinin tam merkezine indirdiğinde; Dilan için dünya artık sadece Baran’ın gözlerinden ve o bacaklarındaki cansızlığa inat dünyayı yerinden oynatan sarsıcı hareketlerinden ibaretti. Ancak bu konakta şehvetin bedeli kana bulanmış bir ihanetti. Tam tenlerin tuzu birbirine karışmışken, kapıların ardında bekleyen sinsi eltiler, oğlunun bir "bedel" gelin tarafından baştan çıkarılmasını hazmedemeyen bir ana ve geçmişten gelen kanlı bir not, her şeyi yerle bir etmek için pusu kurmuştu. Baran, Dilan’ı kucağında bir kraliçe gibi taşırken mi ölecekti, yoksa duyduğu o korkunç kumpas yüzünden onu bu karanlık kilerlere mi mahkûm edecekti? Bacakları tutmayan ama arzusuyla dünyayı dize getiren bir ağa ile o ağanın hem celladı hem de tek ilacı olan bir gelinin, töre ve şehvetle örülmüş kanlı masalı başlıyor. Bu konakta hiçbir dokunuş cevapsız kalmayacak ve her birleşme yeni bir fırtınanın fitilini ateşleyecektir. Hazır mısınız Miroğlu Konağı’nın karanlık odalarında kaybolmaya?

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Sessiz Çığlık

read
11.0K
bc

KIRMIZI DOSYA : AŞK +18

read
30.9K
bc

Askerin Yaralı Gelini

read
30.0K
bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
37.0K
bc

İNFAZ

read
4.9K
bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
15.4K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.6K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook