Emira Odada durmaya devam ederken artık kafayı yiyecektim. Camdan dışarıya baktım ama burası çok yüksekti. Atlarsam bir yerimi kesin kırardım. Bedirhan’ın yanına da gidemezdim. Bir şekilde buradan çıkıp Melina denen salağı öldürmeliydim. Ondan kurtulmadığım her bir dakika geç kalıyordum. Odanın kapısı açıldı. İçeriye yardımcılardan biri girdi. Bu salaktan telefon alabilirdim. Yemeğimi, masanın üzerine bıraktırken arkadan onu tutup duvara yasladım. “Telefonun nerede?” “Efsun Hanım ne yapıyorsunuz?” Herkes benim yeni ismimi biliyordu. Tedbir amaçlıydı. “Sana ne diyorsam onu yap yoksa şuracıkta kafanı ikiye ayırırım!” diye tısladım. Cebinden hemen telefonunu çıkartıp bana uzattı. Güldüm. Aferin ona! Korkuyordu. “Şimdi hiçbir şey olmamış gibi defol git, babama söylersen seni mahvede

