Melina Ne yapacağımı şaşırmış bir şekilde Ateş’in altında kalakalmıştım. Elbisenin yırtılma sesi beynimde yankılanırken artık diyecek tek kelimem yoktu. Ateş resmen kıskançlıktan benim üstümdeki elbiseyi yırtmıştı. Bu kadarı fazlaydı ama ona göre doğaldı. Ateş’in bakışları doğrudan elbisemdeydi. Üç maaşıma denk olan elbise şu an üzerimde ikiye ayrılmıştı. Elbisenin yırtılmasıyla dudağının kenarı kıvrıldı. Hoşuna gitmişti. Ateş cidden ruh hastasıydı. Altına sadece külot ve sütyen giymiştim. Onlar artık gözüküyordu. Sanki köpek tarafından saldırıya uğramış gibiydim. Ateş de büyük köpekgillerdendi ne de olsa. “Al sana elbise!” dediğinde gözlerimi kıstım. O ise eserine gururla bakıyordu. İlk başta böyle değildi. Giydiklerime pek karışmazken şimdi kısa giymeme izin vermiyordu. “Ya ne yap

