YEDİNCİ BÖLÜM

2439 Kelimeler
Son iftarı yaptıktan sonra masayı toplayıp bulaşıkları makinaya dizdim. Annem mutfağın kapısını kapatıp pencerenin önünde sigarasını yakarken yüzümü buruşturdum. "Hani bir daha içmeyecektin?" "Aman zor dayandım bir ay, bir sigaram var karışma kızım." "Bir gün hastalandığın zaman ciğerlerin tıkanırsa o zaman bir sigaran vardı anne diyeceğim." Dumanı dışarı üfleyip, "Boş ver," dedi. "Ölür giderim, gelmişim kaç yaşına daha ne kadar yaşarım ki?" Ellerimi kurulayıp, "Sanırım çok uzun süre yaşamazsın," dedim. "Acımasızsın, dilinin ucundan çıkanların ayarı yok." Omzumu silktim. "Dilim beni ben de onu seviyorum. O yüzden ağzımızın içinden çıkan sözler umurumuzda değil." "Laflara bak. Kız Allah'tan kekeliyorsun, bu sözleri direkt söylesen valla baban duysa komalık yapar seni. Aman Akın'ın yanında konuşma böyle, adam seni almaktan vazgeçmesin." Keşke vazgeçse, keşke ben onu bırakmadan o beni bıraksa. "Kes lan," diye bağıran Akın'ın sesini duyduğumda havluyu masanın üstüne bıraktım. Annem aceleci şekilde sigarasını söndürüp, "Ay ne oldu ki?" diyerek koşmaya başladı. Peşinden ilerlerken, “Avşin,” diye bağıran Firuze'nin sesiyle adımlarımı hızlandırdım. Annem kapıyı açtığında Firuze nefes nefese, "Akın'la Baran kavga ediyor," dedi. "Baran'ın arkasında siyah takım elbiseli adamlar var." Onu kenara itip ev terliklerini çıkarmadan bahçeye çıktım. "Attım!" diye bağıran Akın'ın sesi kulağıma ulaşınca kapının önüne çıktım. Baran siyah gömlek, siyah pantolon giymiş Akın'ın karşısında kusursuzum der gibi dururken sanırım yeni uyanan Akın eşofmanlarıyla dışarı çıkmıştı. O Baran'ın karşısında nasıl öfkeliyse Baran bir o kadar sakindi. "Emanetimi ver gideyim." "Yok ben de, attım." Başını sağa solo çeviren Baran ellerini yumruk yaparken Akın ne yapacaksın der gibi üzerine doğru eğildi. Baran'ın arkasında duran adamlar yanlarına ilerlerken ne olduğunu anlamadan mahalleye ona yakın araba geldi. Ellerinde sopalarla inen mahallenin gençleri Akın'ın arkasına geçerken Baran'ın dudaklarında sinsi bir tebessüm oluştu. Yılardır aynı sofradan yemek yediğim arkadaşlarım ellerine sopa alarak karşıma mı dikiliyor der gibiydi. Asla bu duruma üzülmüş gibi durmuyordu, bilakis bu durum onu daha hırslandırmıştı. "Beş dakika içinde emaneti getirmezsen bu mahallede taş üstünde taş kalmayacak bilmiş ol." Akın sırıtıp gözleriyle Baran'ın arkasında duran adamları işaret etti. "Bu mafya abilerinle mi dağıtacaksın mahalleyi? Baran hayırdır, sen babanı öldürdükten sonra özgüven sahibi olmuşsun." Belden aşağı vuran Akın, Baran'ın üstüne gitmeye devam ederken komşular pencerelere çıkmış film izler gibi izliyordu onların tartışmalarını. Korkudan yerimde duramazken, "Ay çok heyecanlı, hepsini kayıt ediyorum," diyen Firuze'yi susturmak için karnına dirseğimle vurdum. Umursamadan, "James'e göndereceğim," diyerek telefonuna kayıt almaya devam ediyordu. "Baran ne zaman çıkmış hapisten?" diyen annemin sesiyle Akın'la Baran'ın bakışları bizim tarafa döndü. Sağ ol anne, sesinle bu kadar kalabalığın dikkatini çektin. Arkama saklanıp, "Nasıl duydular?" diye fısıldadı "İçeri girin," diyen Akın gözleriyle evi gösterdi. Annem, "Hadi girelim," diyerek belimden çekiştirirken olduğum yerden kıpırdamadan durdum. "İçeri gir," dedi tekrar dişlerinin arasından. Neden benimle uğraşıyor ki? Geri adım atıp arkama döndüm. "Şerefsiz," diyen Baran'a "Ne diyorsun lan!" diyerek bağıran Akın'ın sesiyle ortalık bir anda karıştı. Hızla arkama döndüm, kaşla göz arasında Baran'la Akın birbirini yumruklamaya başlamıştı. İkisi de güçlerini birbirilerinin üzerinde gösterirken arkalarında duran adamlar ayırmak yerine birbirlerine dalmışlardı. Mahalle bir anda karışmıştı, polisi arayın diye bağıranlar kadar ayırın şunları diyerek çığlık atanlar dolmuştu. Babam annemi kolundan tutarak bahçenin içine savurduğunda onları kayıt etmekten vazgeçen Firuze sonunda polisi aradı. Dur diye bağırmak istiyordum ama elimden bir şey gelmiyordu. Baran Akın'ı yere yatırmış yüzüne yumruk atarken babamla Hüseyin baba onu Akın'ın üzerinden almaya çalışıyorlardı. "Şerefsizsin lan, kardeşim dedim ben sana. Seninle yediğim içtiğim ayrı gitmiyordu, bir tek sana güvendim ben. Arkamı döner dönmez soktun bıçağı sırtıma." Baran'ı üzerinden iten Akın babamla babasını iki yana savururken Baran'ın üstüne eğilip suratına yumruğunu geçirdi. "Benim o. Onu benden almaya kalkarsan yemin ederim seni öldürürüm. Onu sana vermeyeceğim, sadece kendime ait kılacağım." Baran Akın'ın burnuna alnını vurduğunda çat diye ses duyuldu. Polis nerede kalmıştı. Korkuyla Akın'ın yüzüne bakarken bacaklarım titriyordu. Burnundan yağmur yağar gibi kan akıyordu. Bunu umursamıyordu, öfkesi o kadar fazlaydı ki canının acısını bile hissetmiyordu. "Malın mı lan o senin? Kandırdın onu." "Kes kesini," diyerek Baran'ın boğazına yapıştığında, "Bırak!" diye çığlık attım hıçkırırken. "Bırak öldüreceksin." Bakışlarını bana çevirdi. Dudağı yanağına doğru kıvrılırken Baran'ın boynunu sıkmaktan zevk alıyordu. "Yapma," diye bağırdım. Bir an eli boşluğa düşer gibi oldu. Baran fırsattan istifade yüzüne tekmesini geçirip Akın'ın yere düşmesini sağladı. Nefes nefese öksürürken ikisinin ortasında kaldım. İkisi de birbirlerine zarar vermekten canları çıkacak gibi öksürüyorlardı. Ağızlarından akan kan birlikte top oynadıkları sokağı kirletiyordu. "Avşin eve gir abim," diyen Erhan abim belimden tutarak bahçenin içine soktu beni. Demir kapıyı kapatıp onların yanlarına koştuğunda mahallede polis arabasının siren sesleri yankılandı. Neredeyse birbirlerini öldüreceklerdi, ikisinin de gözü hiç kimseyi görmemişti. "Oğlum," diye ağlayan Filiz annenin sesiyle bakışlarım onu buldu. Ellerini dizine vurarak ağlıyordu. Gözlerimi üzerinden çekip Baran'la Akın'ı sakinleştirmek isteyen polisleri izledim. "Oğlum var ya o emaneti şimdi getirdin getirdin eğer getirmezsen..." Bakışlarını bana çevirdi. "Gerçekler ortaya çıkar," dedi ağzındaki kanı eliyle silerek. "Gözlerini çek lan. Getireceğim, emanetini aldıktan sonra bu mahalleye bir daha adım attığını görmeyeceğim. Nefesini keserim burada dolaşırsan." Arkasında duran Kerem'e evi gösteren Akın, "Getir," dediğinde Kerem Akın'ın evine koştu. Deli gibi merak ediyordum onları birbirine düşman edecek olan emaneti. Kerem elinde siyah kutuyla Akın'ın evinden çıkınca Baran iki adımla yanına gidip kutuyu aldı. Kutunun kapağını açıp içinde ne varsa kontrol etti. Tekrar kapağı kapadığında arkasında duran adama uzattı. Burnundan akmaya devam eden kanı silerken arkasını döndü. Gözleri gözlerime değdiğinde buruk bir halde tebessüm etti. "Sevda o gülsün diye ondan vazgeçmektir. Mantığım vazgeçti ama kalbim hiçbir zaman vazgeçmeyecek." Kaşlarımı çatıp, "Ne?" diye fısıldadım. Başını iki yana sallayarak takım elbiseli adamların arasına karıştı. Her biri arabalara binip teker teker mahalleden ayrılırken Hüseyin baba, "Polislere şikâyetçi değiliz," deyip gönderdi. Filiz anne ise Akın'ı eve sokarken, "Yürü yürü," diyerek sırtıma vuran anneme, "Ne yapıyorsun?" diye bağırdım. "Kız niye duruyorsun, nişanlının yanına gitsene." "Sinirlidir o," diyerek anneme itiraz etsem de babam dişleri arasından, "Yürü," diye tehdit edince ondan dayak yememek adına Akın'ın evine doğru yürüdüm. Babam önde ortada ben evin içine giriş yaptık. Arkamdan gelen annem ağlayan Filiz annenin yanına giderken babam Hüseyin babanın oturduğu koltuğun karşısına oturdu. "Avşin, bir bak şuna kızım delilik yapmasın." Filiz anneyi kıramadığım için başımı sallayıp tahta merdivenleri çıkmaya başladım. Daha önce evin üst katına çıkmadığım için Akın'ın odasını bilmiyordum. Tablolarla kaplı olan koridoru ilerlerken, "Akın?" dedim ellerimi önümde birleştirerek. Sağ tarafta kalan kapı açılınca olduğum yerde durdum. "Buradayım, gel." Onunla banyonun içinde yalnız olmak istemediğim için, "Bekliyorum," dedim. "Üstünü giyinip gel." Çıplak bedenine bakmamak adına duvardaki kız kulesi tablosunu inceledim. Elimden tutup beni banyoya çektiğinde, "Ne yapıyorsun?" dedim sesimi kısık çıkarmaya çalışarak. Duş aldığı için belinde siyah havlu vardı sadece. Çıplak bedeni tenime dokunduğu için korkudan kalbim duracaktı. "Kalbin çok hızlı atıyor, heyecanlanıyor musun?" Başımı iki yana sallayıp dağılmış yüzüne baktım. Dudağının kenarı patlamış burnunun ucu şişmişti. "Bırak beni, babamlar burada. İkimizi görürseler yanlış anlarlar." Sağ koluyla belime baskı yaparken sol eli banyonun kapısına gitti. Kilidi ağır hakaret ederek çevirirken gözlerim korkuyla büyüdü. "Akın, dur lütfen." "Durmak istemiyorum, bu saatten sonra beni kimse durduramaz." "Sen bu değilsin, sinirli olduğun için-" Dudağını dudağımın üzerine bastırdığında göz bebeklerim büyüdü. Omuzlarından itmeye çalıştım yerinden kıpırdamadı. Başımı geri çekmek için geriye doğru yatmaya çalıştım, belimi lavaboya yaslayıp üzerime eğildi. "Aç şu dudaklarını," dediğinde dudaklarımı ağzımın içine aldım. Gözyaşlarım ikimizin yüzünü ıslatıyordu, bunu umursamıyordu bile. Öpüyordu, ne halde olduğumu görmeden acımadan öpüyordu. Sevmek için değil onun olduğumu göstermek için dokunuyordu. Kendini hafif bana sürterek geri çekildiğinde yüzüne kusmamak için elimi ağzıma bastırdım. "Hadi çık, yoksa daha fazla ileri gideceğim." Etrafa çarparak kapıya ulaştım. Lanet kilit dönmüyordu. Ellerim fazlasıyla titriyordu. Kilidi tutan parmaklarım acımıştı artık. Elimin üzerinde elini hissettiğim an derin nefes aldım. Eğer ağzımı kapatırsam yemin ederim ölecektim nefessizlikten. Kalçama değen erkekliği, karnıma dolanan kolu öldürüyordu beni. "Sakin ol, aşağıda bekle tekrar duş alıp geleceğim." Kapının kilidini çevirdiği an kendimi koridora atıp derin derin soludum. Yüzüm yanıyordu, boğazımda yumru vardı, nefesim kesiliyordu. Ayaklarım ise felç geçirmişti. Adım atmak istiyorum atamıyordum. Bu evden bir an önce gitmem gerekiyordu. Akın'dan kaçmam gerekiyordu. "Avşin?" Başımı merdivenlerin başına çevirdim. Filiz anne korkuyla yanıma gelirken, "Ne oldu?" dedi üstümü kontrol ederken. Bir şey diyemiyordum, demek istiyordum ama konuşamıyordum. "Akın mı bir şey yaptı?" Kısık sesle konuşuyordu. Gözleri bir banyonun üzerinde bir de merdivenin başına gidip geliyordu. "Kaç kızım, kendini kurtar. Hiçbir şey bildiğin gibi değil, Hüseyin'le beni Akın sizin eve zorla gönderdi. Seni saplantı haline getirmiş, annenin karşısına çıkıp Avşin beni seviyor, eğer kocan onu bana vermezse kötü olur diye anneni tehdit etmiş." Bu gece daha ne kadar ölebilirdim ki? İlgili Akın, düşünceli Akın yalan mıydı? "Bunu bana neden söylemediniz?" "Babanın kötü bir adam olduğunu biliyorum, oğlum asabi sinirli ama sana zarar vermez. Seni yanıma alırım birlikte yaşarız diye düşündüm." "Ama-" Su sesi kesilince, "Durma kaç," dedi omuzlarımdan iterek. "Eğer burada kalırsan istemediğin bir evlilik yapacaksın. Sevsen mutlu olursun derdim ama sen oğlumu sevemiyorsun. Kaç, babandan da oğlumdan da kaç." Arkama bakmadan koşmaya başladım. Merdivenleri inerken, "Avşin?" diyen annemin yüzüne bakmadan kendimi dışarı attım. Karanlık gecede kurtuluşa doğru koştum. Arkamı dönüp bakmamam lazımdı, ayağıma batan taşları umursamam lazımdı. Gidiyordum, beni zorlayan hayattan kurtulmak için gidiyordum. "Avşin," diye bağıran Akın'ın sesini duyunca korkudan, "Hayır," diye bağırdım. Koştum koştum, nefesim kesilinceye kadar koştum. Ta ki o beni belimden tutup kendine çevirince adım atamadım. "Nereye gittiğini sanıyorsun sen? Sana beni bekle dedim, değil mi?" "Bırak beni." "Seni bırakmak mı, asla Avşin. Seni ölürüm de bırakmam.” "Kime güvendiysem sırtımdan bıçakladı beni. Hepsi yüzüme güldü, arkamdan kuyumu kazdı. Sen de onlardan biri oldun, bu akşam yaptığını hiçbir zaman unutmayacağım. Sadece uçmak isteyen güvercinin tek kanadını kırdın. Unutma, kırılan kanadın iyileşmesi için bekler o, iyileştiği takdirde yine göklere ulaşır." "Göklere ulaşman için benim yanımda olman gerektiğini biliyorsun." Sırıtıp başımı iki yana salladım. Geri adım atıp çenemi hafif kaldırdım. Asla karşısında başımı yere eğmezdim. "Profesyonel bir oyuncusun. Herkesi kandırdığın gibi beni de çok iyi kandırdın." Ellerimi birbirine çarpıp, "Tebrikler," dedim. "Sana inanmıştım!" "Ben seni kandırmadım. Çok seviyorum seni, kaybetme korkusunu yaşayacak kadar, kendimi tanımayacak kadar çok seviyorum. Biliyorum bu aralar çok üstüne geldim ama merak etme akıllandım. Üzmeyeceğim seni, sen ne dersen onu yapacağım. Düğünümüze az kaldı, yatak odası takımımızda hazır. Bayramdan sonra eşyaları evimize yerleştireceğiz. Her şey çok güzel olacak bizim için." "Güzel olmayacak. Sen hastasın, yalancısın. Seninle evlenmeyeceğim." "Şu an bana sinirli olduğun için böyle konuşuyorsun. Sinirin geçince beni anlayacaksın. Geç oldu eve gidelim, baban sinirliydi zaten eve geç dönersen kızar sana. Bunu istemiyorum biliyorsun." Bakışlarımı yalancı gözlerinden çekip eve doğru yürüdüm. Kaçamadım, ondan kurtulamadım. Kaderime boyun eğip benim için biçilen hayatı yaşamak için koşarak geldiğim yolu yürüyerek döndüm. "Yarın sabah görüşürüz." Yüzüne bakmadan evime girdim. "Avşin," diyerek salondan çıkan babam saçıma yapıştığında, "Yeter," diye bağırdım. "Bırakın beni." "Nereye kaçtın kız sen, hangi hakla evden kaçarsın? Öldürürüm seni, boynuna ipi takar ibreti âleme gösteririm peşimden sürükleyerek. Bundan sonra işe gitmek yok, düğün oluncaya kadar odandan dışarı çıkmayacaksın. Anan odana yemeğini getirir. Şimdi gözümün önünden defol git." Gözü yaşlı, "Bırak amca," diyen Firuze'yi kenara iten babam kızın kolunu duvara çarparken odama koştum. Arkamdan gelen Firuze odamın kapısını kilitleyip boynuma sarıldığında birbirimizden destek almak adına hıçkırarak ağlamaya başladık. "Çok korkuyorum Avşin. Sana bir şey yapacaklar diye aklım çıkıyor. Hepsi psikopat bunların, nasıl kurtaracağım seni bunların elinden." "Firuze eve," diye bağıran amcamın sesiyle ikimiz de yerimizden sıçrayıp daha çok sesli ağlamaya başladık. "Lan," diye bağıran amcam ona zarar vermesin diye, "Git," dedim. "Lütfen git eğer sen de zarar görürsen dayanamam." "Yarın sabah yanına geleceğim, hiçbir şey düşünmeden uyu. Ben bu gece senin için sabaha kadar düşüneceğim, söz veriyorum seni kurtaracağım." Yanağımı öpüp odadan çıktı. Kapıyı kilitleyip yatağa ilerledim. Kurtuluş yok Firuze, daha mahalleden çıkamadan yakaladı Akın beni. Nereye gideceğim ki, kime sığınacağım? Dostum desen ortalıklarda yok, bana kim yardım edecek? Pencerenin önünde Baran'ın karanlık evini izlerken dakikalar hızlı bir şekilde geçiyordu. Saat sabahın dördüydü, gözüme uyku girmediği için bir kere bile kapamadım. İnanması güçtü, o ilgili adamın bir anda değişmesi inanılır gibi değildi. Ona inanmıştım, hayatımda bir erkek bana değer veriyor demiştim. Hepsi yalandı, duyguları saplantı boyutunu aşacak kadar tehlikeliydi. Onun hisleri sevgi değildi. Yatağın üzerinde duran telefon titrediğinde Firuze'nin mesaj attığını düşünüp telefonu elime aldım. Akın'ın attığı mesajları okumadan tanımadığım numaradan gelen mesajı açtım. Firuze atmamıştı. 0530 *** ** ** Mutluluğun sırrı özgürlüktür, özgürlüğün sırrı ise cesarettir. Tukidides. Eğer özgürlüğünü istiyorsan evinin arkasındayım Avşin. Gel ve istediğin hayatı yaşa. Baran... AVŞİN: Mutlu olmak isteyen insanın kanatlarını kırdılar. O gelmek istese de uçamaz artık. 0530 *** ** ** İlacı var ben de. Sen gelmek istediğinde söyle, kanayan yaralarının üzerine merhemi sürerim. AVŞİN: Bu yara öyle kolay kolay geçmez. İstersen bütün merhemleri sür kan durmaz. Pencerenin önünde görüntüsü belirince camı açıp, "Gelemem," dedim fısıldayarak. "Gidecek yerim yok, beni hemen bulurlar." "Gidecek yerin var. Burada kalıp istemediğin hayatı yaşadığında her gün öleceksin. Bir ayda konuşmayı unutmuşsun, bir ömür sesini unutursun." Uzun parmaklara sahip olan elini bana uzattığında gözlerimi gözlerine çevirdim. "Yetimhanedeki çocuklara bebek götüren Avşin nerede? Hayalleri için çırpınan Avşin nerede? Onu ezen insanlara karşı dik duran Avşin nerede?" "Avşin'i öldürdüler. Bir bedeni güçlüydü onu da bitirdiler." Başını iki yana sallayıp gömleğinin yakalarını çekiştirdi. Parmaklarının üzerine yaptırdığı sayı dövmelerini tek tek gösterdi. "Parmaklarımın üzerinde yazan sayılar ölmek istediğim günlere ait. Nefesimi kesmek istediğim zaman cesaret edip soluğumu kesemedim. Görüyorsun değil mi, on parmağımın üzerinde yazılı olan sayılar ölen ruhumun mezarı. Kalk ayağa, pes edip kabulleniş sana yakışmaz. Ben nasıl pes etmediysem sen de etmeyebilirsin." "Ben senin kadar güçlü değilim." Sesimi çıkarmak için kendimi zorladığım için sesim biraz yüksek çıktı. Kapıya bakıp gelen var mı diye içeriyi dinledim. Çıt sesi bile yoktu. "Bu fırsat bir daha eline geçmez. Benimle gel, sana istediğin hayatı vereceğim. Söz veriyorum kimse sana zarar vermez. Hem-" "Hem?" "Zeliha seni çok özledi." "Zeliha'nın nerede olduğunu biliyor musun?" dedim yataktan aşağı inerken. "Benim yanımda. Gelirsen seni ona götürürüm." "Akın ya da babam beni bulursa öldürürler." "Buna asla izin vermen. Acele et, birazdan bayram namazı için camiye gidecekler, gelmek istiyorsan arkada bekliyorum seni." Evin önünden ayrıldığında gözlerimi kapatıp bir süre düşündüm. Akın'la evlenmek istemiyordum. Babamdan korktuğum kadar en az ondan da korkuyordum. Baran'la gitmem doğru değildi ama şu an ondan başka şansım olmadığı için gitmek mantıklı geliyordu. Hem Zeliha'nın yanında olduğunu söylüyordu. Teyzemin yanına gidiyorum diyerek beni kandıran arkadaşımın neler sakladığını da öğrenirdim. İkimiz birlikte olursak her şeyin altından kalkardık. Yerde duran çantamın içine yatağın altına sakladığım para kesesini attım. Üstüme ince hırkamı geçirip oyalanmadan camdan dışarı atladım. Kıyafetlerimi alıp vakit kaybetmek istemiyordum. Eğer biri Baran'la gittiğimi görürse beni bulmaları kolay olurdu. Evime son kez bakıp, "Hoş kal anne," dedim. "Ben senin için çok fedakârlık yaptım, anladım ki babam ben hariç hiçbirinize kıyamıyor. Kekeme kızınız hayatınızdan gidiyor. Hoşça kal Akın, senden kaçtığım için, yaptığın düğün hazırlıkları için beni affet. Seninle benim kaderim aynı olamaz, bize biçilen hayatı ben istemedim. Umarım seni seven birini bulursun." Evin arkasına gittiğimde Baran'ın dudağı hafif kıvrıldı. Belki yanılmışta olabilirim hâlâ duygusuz bakıyordu. Kapıyı açıp, "Yeni hayatına hoş geldin," dedi boğuk ama güven veren sesiyle. Çantamı avcumun içinde sıkıp arka koltuğa yerleştim. Yanımda yerini alınca gözlerimi kapattım. Umarım çıktığım bu yolda başıma daha büyük belalar gelmezdi...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE