Elvin ve kızlar nihayet hazırlıklarını tamamlayıp konağın geniş merdivenlerinden ana salona indiler. Altın avizelerden süzülen ışıklar, ipek kumaşların üzerinde dans ediyor, her köşeden bir telaş, bir heyecan dalgası yükseliyordu. Konağın avlusu artık bomboş değildi; aksine, yüzlerce davetli, mis kokulu çiçek aranjmanları ve yerel müzisyenlerin çaldığı ritmik ezgilerle dolup taşıyordu. Hava, insan nefesleriyle ısınmış, coşkulu seslerle yankılanıyordu. Ardıl, düğün alayının ortasında, yöreye özgü işlemeli yeleği ve tok duruşuyla, belli ki bölgenin ileri gelenlerinden birkaç adamla hararetli bir sohbete dalmıştı. Gülüşleri kısa ama tok, konuşması ölçülüydü. Üzerindeki geleneksel giysiler, alnındaki hafif ter ve kararlı bakışları, ona doğal bir otorite katıyordu. Elvin, kızlarını adeta bir

