Aram’ın gözleri, karanlıkta bile Zübeyde’nin gözlerinden daha karanlıktı. Yüzü gerilmişti, damarları şakağında atıyordu. Öfke ve kararlılıkla dolu bu yüz ifadesi, Zübeyde’nin kalbine bir bıçak gibi saplandı. “Sakin ol,” diye tısladı Aram, sesi kulağının dibinde sert ve alçakça yankılandı. Ağzını kapatan eli hâlâ sıkıydı . Ağzını kapatan eli hâlâ sıkıca yerindeydi. Zübeyde’nin gözleri büyümüştü; nefes almakta zorlanıyor, ne söylediğini anlamaya çalışıyordu. Aram’ın avuçlarının arasından boğuk sesler çıkıyordu, ama kelimeler seçilemiyordu. Sonunda adam sabırsızca konuştu: “Elimi çekeceğim. Ama bağırmayacaksın. Konuşacağız.” Zübeyde başını zorla oynatarak onayladı. Aram, yavaşça elini çekti. Fakat hemen ardından kolunu kapıya dayayıp Zübeyde’nin geçeceği yolu tamamen kapattı. Onu ad

