7.BÖLÜM

787 Kelimeler
Emir’in dudakları Elif’in boynuna gömülmüş, elleri taytını aşağı çekmek için hoyratça hareket ederken; Elif’in zihninde bir ışık patladı. Odanın kokusu, Emir’in alkollü nefesi ve üzerindeki o baskıcı ağırlık bir anda değişti. Emir’in yüzü silindi, yerine yıllar önce ona cehennemi yaşatan o adamın silüeti geldi. Elif’in bedeni kaskatı kesildi. Kulaklarında o eski, iğrenç sesin yankısı belirdi: "Kaçamazsın Elif..." "Dur..." dedi Elif, sesi bir hıçkırık gibi çıktı. "Emir, dur... Yapma." Ama alkol Emir’in mantığını köreltmişti. Elif’in bu zayıf direnişini bir oyun, bir naz sanıyordu. Elini Elif’in bacağına sertçe bastırıp onu yatağa daha çok gömdü. "Sşşt... Sadece teslim ol Elif," diye mırıldandı Emir, sesi tehlikeli bir arzuyla boğuklaşmıştı. Emir’in parmakları taytın kenarını sertçe kavradığında, Elif’in içindeki o saf korku bir anda vahşi bir hayatta kalma güdüsüne dönüştü. Geçmişin gölgesi, bugünün gerçeğini yuttu. Elif, tüm gücünü parmak uçlarında topladı. "BIRAK BENİ!" diye bağırdı Elif. Odanın sessizliği, tenin tene çarptığı o sert ve keskin "ŞAK" sesiyle parçalandı. Elif’in tokadı, Emir’in yüzünde patlamıştı. Darbenin şiddetiyle Emir’in başı yana düştü. O an zaman durdu. Emir, yanağındaki o yakıcı sızıyla sarsılarak geri çekildi. Alkolün dumanlı perdesi, o tokatla birlikte bir anlığına dağıldı. Gözlerini kırpıştırarak Elif’e baktı. Elif, yataktan bir yay gibi fırladı. Saçları darmadağın, gözleri dehşetle açılmıştı. Nefes nefese, göğsü hızla inip kalkarken Emir’e sanki bir canavara bakıyormuş gibi bakıyordu. "Sen..." dedi Elif, sesi titrerken feryada dönüştü. "Sen de aynısın! Hepiniz aynısınız! Bana burada güvende olacağımı söyledin, bana kimsenin dokunamayacağını söyledin! Ama sen... Sen beni o kadınlar gibi sandın!" Emir, kendini toplamaya çalıştı, eli hala sızlayan yanağındaydı. "Elif, ben sadece... Alkolün etkisiyle..." "Dokunma bana!" diye haykırdı Elif, Emir bir adım atacakken. " Sen sadece istediğini almak için nazik davranıyorsun. Ben senin için korunacak bir misafir değil, sadece sıradaki avmışım!" Elif, odanın kapısına doğru geri geri gitmeye başladı. Gözyaşları sicim gibi akıyordu ama bakışlarındaki o kırgınlık Emir’in kalbine bir mermiden daha ağır oturdu. "Sakın peşimden gelme Emir Bey. Sakın!" Elif, kapıyı açtığı gibi koridora fırladı. Ayakları çıplaktı, üzerindeki o ince tayt ve tişörtle gecenin karanlığına, yağmurun altına doğru koşmaya başladı. Emir, odanın ortasında, ruhundaki o ani uyanışla kalakaldı. Az önce sahip olmak istediği kadının aslında ruhundaki o en derin yarayı kanatmıştı. Emir, yanağındaki o sızının aslında Elif’in elinden değil, kendi vicdanından geldiğini o an anladı. Alkolün dumanlı perdesi, Elif’in o dehşet dolu bakışlarıyla tamamen dağılmıştı. "Ben ne yaptım?" diye fısıldadı kendi kendine. Dışarıda gök gürlüyor, bardaktan boşalırcasına bir yağmur şehrin sokaklarını dövüyordu. Emir, üzerindeki gömleği bile giymeden, yalın ayak evden fırladı. "Elif! Elif, dur!" Villanın büyük kapısından dışarı çıktığında, Elif’in zayıf silüetini sokağın sonundaki loş ışıkta gördü. Elif, sanki arkasında bir canavar varmışçasına koşuyor, yağmurdan sırılsıklam olmuş bedeni soğuktan ve korkudan sarsılıyordu. Ayakları çıplaktı; keskin taşlar narin tenini parçalıyor ama o acıyı hissetmiyordu bile. Kalbindeki o eski yara, ayaklarındaki kanamalardan çok daha fazla canını yakıyordu. Emir, bir aslan çevikliğiyle aradaki mesafeyi kapattı. Elif tam köşeyi dönecekken, Emir onun kolunu yakaladı. "Dokunma bana! Bırak! Yardım edin!" diye feryat etti Elif. Yağmur suları yüzüne karışırken, Emir’in ellerinden kurtulmak için vahşice çırpınıyordu. "Elif, benim! Emir! Kurban olayım dur!" Emir, kadının bu denli büyük bir kriz geçirdiğini görünce kahroldu. Onu zapt etmek için değil, korumak için iki kolundan tuttu ve kendine çekti. "Bak bana, bak gözlerime! Ben o sandığın kişi değilim Elif, yemin ederim değilim! " Elif, Emir’in göğsüne yumruklar indiriyordu. "Hepiniz aynısınız! Önce kurtarıyorsunuz, sonra kendiniz öldürüyorsunuz! Bırak beni, ölmek istiyorum, bırak!" Emir, daha fazla dayanamadı. Elif’in titreyen, buz kesmiş bedenini kollarının arasına aldı ve onu sokağın ortasında, yağmurun altında sımsıkı sardı. Elif’in yumrukları yavaşladı, hıçkırıkları gök gürültüsüne karıştı. Emir, başını Elif’in sırılsıklam saçlarına yasladı. "Özür dilerim..." diye fısıldadı Emir. O sert, acımasız mafya babası gitmiş; bu narin kadının ruhunu kanattığı için kendi ruhu parça parça olan bir adam gelmişti. "Özür dilerim Elif. Alkol gözümü kör etti. Senin o temiz ruhunu unuttum, sadece kendi açlığımı gördüm. Vur bana, istediğin kadar zarar ver ama sakın gitme... Seni bu halde, yalnız bırakamam." Elif, Emir’in kollarında yavaş yavaş güçsüzleşti. O tanıdık ama bu sefer şefkat dolu kokuyu içine çektiğinde, dizlerinin bağı çözüldü. Emir onu düşmeden yakaladı ve kucağına aldı. "Seni bir daha asla korkutmayacağım," dedi Emir, Elif'in alnına buz gibi bir öpücük kondururken. "Affet beni küçüğüm... Affet." Emir, Elif'i kucağında sarmalayarak malikaneye doğru yürürken, içinden bir yemin etti: Elif’in ruhundaki o yarayı iyileştirene kadar, kendi tenini ona haram kılacaktı. Emir, kucağında hıçkırıkları iç çekişlere dönüşmüş olan Elif ile konağa girdiğinde, evdeki sessizlik adeta bir matem havasındaydı. Elif, yaşadığı krizin ve soğuk yağmurun etkisiyle Emir'in kollarında sızıp kalmıştı. Emir, onu kendi odasına değil, Elif’in kendini en güvende hissettiği o küçük odaya götürdü. Onu yatağa bıraktığında, Elif’in sırılsıklam olmuş kıyafetlerine bakarken elleri titredi. Artık içinde en ufak bir arzu kırıntısı yoktu; sadece korkunç bir vicdan azabı ve koruma içgüdüsü vardı. Hatice Hanım’ı çağırıp Elif’in üzerini değiştirmesini ve onu ısıtmasını tembihledikten sonra, çalışma odasına geçti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE