2. Bölüm: Karanlığa kalınca

686 Kelimeler
Gecenin sessizliği, karanlığın içinde yankılanan çığlıklarla parçalandı. Gözleri bağlı, elleri kelepçeli Buğçe, nerede olduğunu bilmeden zorla sürükleniyordu. Önündeki mafya adamı, kollarından sımsıkı tutarak onu bir odanın içine itekledi. Burası karanlık, kan ve ölüm kokan bir yerdi. Titreyerek etrafa bakmaya çalıştı ama her şey bulanıktı. Birden biri onu sertçe yere itti. "Şimdi işin ne olduğunu öğreneceksin, doktor hanım," dedi bir adam alaycı bir tonla. Buğçe, gözyaşlarına engel olmaya çalışarak başını kaldırdı. Karşısında, kanlar içinde bir adam yatıyordu. Göğsünde derin bir kurşun yarası vardı. Mafyanın korkutucu lideri Boran'dı bu. Gözleri kapalıydı ama vücudu hâlâ yaşam mücadelesi veriyordu. Adamın etrafındaki herkes, ne yapacaklarını bilmez bir haldeydi. Sonunda, Buğçe'ye tehdit dolu bakışlar atan biri, elindeki silahı Buğçe'nin şakağına dayadı. "Ya onu kurtarırsın ya da burada ölürsün." Buğçe, başını çevirmeden sessizce nefes aldı. Ellerinin titremesini durdurmaya çalışarak, "Onu ameliyat etmem için steril ekipman lazım," dedi. "Yoksa burada ölür." Bunu duyduklarında, mafya adamları hızla etrafa koştular ve Buğçe'nin istediği şeyleri getirdiler. Buğçe, her adımını dikkatle attı. Zihni karmaşık ve korku doluydu. Ama bir şey açıktı: Buradan sağ çıkmak istiyorsa bu adamı kurtarmak zorundaydı. Ameliyatı yaparken, kafasında yalnızca eski günlere dair hatıralar dönüyordu. Mahalledeki arkadaşlarını, çocukluk hayallerini, tıp fakültesindeki ilk yılını düşündü. Oysa şimdi, bir mafya liderinin hayatını kurtarmaya çalışıyordu. TİMİN HAZIRLIĞI Bu sırada başka bir yerde, yüksek dağların arasında, özel bir Bordo Bereli timi operasyona hazırlanıyordu. Tim komutanı Efe, sessizce haritayı inceliyordu. Yanındaki tim üyelerinden biri, Arda, komutanının konsantrasyonunu bozmak için bilindik şakalarından birine başladı. "Komutanım, şu koordinatları iyice kontrol edin de yanlışlıkla başka bir ülkenin sınırına falan geçmeyelim." Efe, rahat bir tonla. "Arda, ben sana bir daha çenen gereksiz yere açılırsa askeriyedeki bütün otları sokarım demiştim, değil mi?" Asel ciddi bir şekilde, "Ayrıca bir daha yönünü kaybederse bütün askeriyenin önünde ırzına geçeceğini de söylediniz komutanım." Arda, hiç istifini bozmadan cevap verdi. "Komutanım, yanlış yönlere gitmek de keşif sayılır. Kimse bizim kadar yaratıcılık sergilemiyor." Bu sırada yanlarında oturan Tamer, kahve termosundan bir yudum aldı ve araya girdi. "Yaratıcılık mı? Arda'nın 'yanlış yönü' yüzünden geçen ay üç saat boyunca aynı dağın etrafında dönmüştük. Şu an GPS sinyalinden bile utanmalısın." Arda, kendini savunmaya geçti. "O teknik bir sıkıntıydı, tamam mı? Hem, kimse o dağın bir labirent gibi olacağını tahmin edemezdi." Efe, elindeki haritayı katlayıp sessizce ayağa kalktı. "Tamam lan, yeter. Arda’nın dağ labirenti hikayelerini sonra dinleriz. Şimdi hareket zamanı. Ama Arda..." "Emredin komutanım?" dedi Arda, ciddileşmeye çalışarak. "Bu sefer dağın etrafında dönmek yok. Direkt hedefe gidiyoruz. Gerekirse sana bir pusula hediye ederim." Tamer, kahkahasını tutamayarak ekledi: "Komutanım, pusula yeter mi? Bir de üstüne talimat kitabı ekleyelim. 'Pusula Nasıl Kullanılır: Dağlar İçin Başlangıç Seviyesi'." Bütün tim kahkahalar içindeyken Efe, ciddi duruşuna küçük bir tebessüm ekleyen Asel'e bakı. Efe'yi derinden etkiliyordu. Ama bunu belli etmemeye çalışıyordu. MAFYA KARARGAHI Boran'ın yarası iyileşmeye başlarken, Buğçe'nin kabusu yeni başlıyordu. Boran, bilincini kazandıktan sonra gözlerini Buğçe'ye dikmiş, yüzünde derin bir merakla onu izliyordu. Onun bu kadar cesur olabileceğini tahmin etmemişti. Zamanla, Buğçe'ye duyduğu ilgi farklı bir hâl almaya başladı. Onun zekâsı ve dirayeti Boran'ı etkiliyordu. Buğçe sabahın erken saatlerinde kilitli olduğu büyük odada uyurken Boran, Buğçe'nin yanına yaklaşarak onu izlemeye başladı. Sessizce fısıldadı, "Beni kurtardığın için teşekkürler. " Buğçe bu ufacık fısıldama ile korkup dehşet içinde irkilerek uyandı. Boranı görünce korku içinde yatakta geriledi. Boran kızın üzerine doğru ilerledi. Buğçe yatağın bir ucundayken Boran tam olarak üzerine uzanacak durumdaydı. Buğçe, " Ne yapıyorsun? Çık buradan!" diyerek bağırdı. Boran, buğçenin dudaklarına doğru yaklaşıyordu. Kızın dudaklarına içli bir nefes verirken, aniden parmaklarının arasında duran sigarayı dudaklarının arasına koydu ve geri çekildi. "Sana teşekkür etmeye gelmiştim." dedi, sigarasını yakıp koltuğa yerlesirken. Buğçe korku dolu gözlerle sıkı sıkı tuttuğu beyaz çarşafa sarıldı. "Teşekkür falan istemiyorum buradan gitmek istiyorum. Bir haftadır beni burada tutuyorsunuz, ailem polise haber vermiştir!" diyerek içinde bulunduğu duruma rağmen cesaretiyle bağırdı. Fakat Boran gülerek kıza baktı. Daha sonra kafasıyla masanın üzerinde duran kıyafeti işaret ederek, "Bırak şimdi polisi falan, hazırlan, yemekte bana eşlik edeceksin." dedi ve odadan çıktı. Buğçe duyduklarının şoku ile öylece yatakta duruyordu. Bu bir haftada birçok kez kaçmayı düşünmüştü. Fakat asla başarılı olamamıştı. Bu yüzden şimdi, kaçmak yerine bu evi onların başına yıkacaktı. Çünkü Doktor Buğçe Karan, içini buz gibi tutar, her yeri, herkesi alevlerin içinde yakardı. ...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE