Bozuk kod

1507 Kelimeler
Ev sessizdi. Çok sessiz. Kağan, mutfakta hâlâ dizlerinin üstünde oturuyordu. Kupası kırık, suratı bembeyaz. “Bana bak Dara,” dedi, sesi cılızdı. “Ben bugünlük kaçar. Gerekirse Mira’yla dışarda yatarım, ama o adam buraya bir daha adım atarsa… beni silin sistemden amk.” Dara duymuyordu. Duvar hâlâ çatlak. Betonun arasından çıkan ince toz, havada asılı kalmış gibiydi. Sanki zaman bile nefesini tutmuştu. Riven gitmişti. Ama havası gitmemişti. Dara odasına dönerken, gözleri sürekli kapıda kaldı. Riven, sistem tarafından "düşman" olarak kodlanmıştı. Ama o sistem şimdi çökmek üzereydi. Ve çökerse... altında kalacak olan Dara'nın sadece bedeni değil, duvarlarını yıllardır inşa ettiği zihni olacaktı. Duş aldı. Suyu açtığında omzundaki morluk daha da belirginleşti. Riven’ın onu tuttuğu yerde... parmak izleri. Israrın ve kontrolün izleri. Ama nedense, korkudan çok sıcaklık hissetmişti. Tenine, zihnine, kimliğine kadar işleyen bir temas. Ne aşk, ne nefret—ikisi de değil. Ya da belki her ikisi birden. Gece yarısı yaklaştığında, sistemin paneli tekrar ışıldadı. UYARI: İSTİSNA TESPİT EDİLDİ KULLANICI DARA: DÜŞMAN MODÜLÜYLE DUYGUSAL BAĞ OLUŞUMU GÖZLEMLENDİ. RİVEN: HATA. SİSTEM DIŞI KOMUT ALGILANIYOR. Dara yatağında doğruldu. "Yine mi?" dedi kendi kendine. Tam o sırada, camdan içeri bir gölge süzüldü. Riven. Sessiz, yavaş, ama tehdit gibi. Dara ayağa kalktı. “Ne istiyorsun?” Riven’ın gözleri karanlıktı. Ama göz bebeklerinin arkasında... bir şey kırılmıştı. Kodlar bozulmuş, emirler çatlamıştı. “Ne mi istiyorum?” diye tekrarladı. Sesi çatallıydı. İnsan sesi gibi ama değil. “Seni ezmek istiyorum. Ezmek... ve aynı anda sarmak. Seni öldürmek istiyorum. Ve seni sarmalayıp kaybolmak.” Bir anda Dara’nın üzerine yürüdü. Dara geri çekilmedi. Riven, Dara’nın boğazına uzandı. Parmağıyla hafifçe bastırdı. Yüzleri birbirine çok yakındı. “Sistem hâlâ seni tehdit olarak görüyor,” dedi. “Ve ben sistemi dinlememeye başladım.” Dara’nın sesi titremedi. “Çünkü sistem sensin, Riven. Ve sen çürüyorsun.” Bir anda Riven onu yakalayıp yatağa savurdu. Hızlıydı, acımasızdı. Vahşetin ve arzunun çizgisi yoktu. Dara’nın nefesi kesildi. Gözleri Riven’ın üstünde. Bastıran, çöken bir varlık gibi. Ama Riven durdu. Titriyordu. Yumrukları sıktı. O kadar yakındı ki, aralarındaki havayı bile Dara hissedebiliyordu. “İstemiyorum,” dedi Riven. “Bu hâlde seni istemek… hatalıyım ben.” “Hayır,” dedi Dara, “ilk kez doğruluktasın.” Ve sonra, hiçbir plan, hiçbir emir kalmadı. Riven öyle bir öptü ki onu—acı gibi, ihtiyaç gibi, ceza gibi. Tavan dönüyordu. Karanlık, artık aralarındaki tek bağ değildi. --- "Yanlış Kodlar" Sabah olmadı. Çünkü gece hiç bitmedi. Dara gözlerini açtığında, ilk fark ettiği şey nefesiydi. Kendi nefesi. Hızlı, düzensiz, korkuyla karışık bir yerde sıkışmış gibi. Yanında Riven yoktu. Ama yatağın kenarındaki derin çöküntü, onun birkaç saat önce orada olduğunu haykırıyordu. Çarşaflar hâlâ sıcaktı. Boğazında parmak izleri değil—anlamlar vardı artık. İstemediği kadar çok. Duvardaki panele göz attı. SİSTEM: DÜŞMAN TANIMLAMASI YENİDEN HESAPLANIYOR. KULLANICI: DARA. DÜŞMAN: TANIMSIZ. UYARI: PROTOTİP RİVEN KONTROLDEN ÇIKIYOR. Dara gözlerini kıstı. Bu iyiye işaret değildi. Riven’a ne oluyorsa... yavaş yavaş kendi sınırlarını da siliyordu. Bir anda odanın kapısı hızla açıldı. “HELLOOOO! Seks tanrısı gone rogue modda mı, yoksa hâlâ ‘benim sevgilim değil, ama beni duvara yapıştırdı’ aşamasında mıyız?” dedi Kağan, elinde koca bir kruvasan torbasıyla içeri daldı. Üzerinde sadece terlik ve karikatürlü bir boxer vardı. Dara kaşlarını çatıp başını yastığa gömdü. “Kağan. Sessiz ol. Beni üç kere öldürüp bir kere dirilttin şu an.” Kağan elindeki poşeti yatağa attı, tam yanına oturdu. “Beni boş ver. Asıl o neydi dün gece?! Duvar hâlâ eğri. Ben mutfağa gireceğim diye Google Maps’e sordum az önce. Riven nerede?” “Yok,” dedi Dara. Kısa, net. Ama eksik. Kağan gözlerini kıstı. “Bak bu adamın suratında zaten ‘beni seversen sistem çöker’ yazıyor. Ama sen hâlâ...” “Kağan,” diye araya girdi Dara. “Ben onu sevmiyorum. Ben onu anlıyorum.” Kağan sustu. Bu ender anlardan biriydi. Dara yataktan kalkarken, çıplak omzundaki morluğu örtmek için sabahlığını çekti. “Sistem bugün sessiz. Ama bu sessizlik fırtına öncesi. Hissediyorum.” Tam o sırada panelden bir ses yankılandı: UYARI: YEREL AĞA YETKİSİZ ERİŞİM. HACK GİRİŞİMİ ALGILANDI. KAYNAK: KOD ADI "CYPHER". KULLANICI DARA, HEDEF GÖSTERİLDİ. Kağan bir adım geri çekildi. “Bu ne lan? Yeni düşman mı geldi?!” Dara soğukkanlıydı artık. “Bu sistemin dışı.” Gözleri karardı. Kaos bir kere başlarsa, geri dönüş yoktu. Ve şimdi dışarıda birileri, onun sistemden fazla yaşadığını fark etmişti. --- Kulübün arka kapısı, paslı bir çığlıkla açıldı. Dara, gözünü karanlığa alışana kadar kısmak zorunda kaldı. Yeraltı girişleri asla “gizli” olmazdı. Bile isteye korkuturdu seni. Tıpkı burası gibi. Pas, duvar yazıları, yerlerde yanmış kod tabletleri... Her şey sistem dışının ruhunu taşıyordu. Riven sessizdi. Onu takip etmiyordu. Ama oradaydı. Gölgede, bir kabus gibi. Dara göz ucuyla kontrol etti—evet, onun adımları hâlâ arkadaydı. Ama varlığı sistem değil, içgüdüyle algılanıyordu. Çünkü sistem artık onu bile tanıyamıyordu. "CYPHER SİNYALİ BU BÖLGEDEN GELDİ." Paneldeki yazı soluklaştı, sonra sönüp gitti. Dara nefes aldı. “Cypher”... bir zamanlar onun gibi sistem dışına kayan herkesin korkulu rüyasıydı. Hacker değil, lanetli bir isimdi. Devlet bile ismini kodlamaya cesaret edememişti. İçeriye girdiğinde karşısına çıkan ilk şey; tavana asılmış neon bir tabela oldu. > “GERÇEK, SİSTEMDEN KAÇANLARIN HAKKIDIR.” Ardından bir ses geldi. Genç, tok, ama dijital parazitli: “Hoş geldin Dara. Uzun zaman oldu.” Dara’nın yüzü kasıldı. Bu sesi tanıyordu. Tanımamak mümkün değildi. Cypher, bir zamanlar onunla aynı masada yemek yemişti. “Sen... ölmüştün,” dedi Dara fısıltıyla. Tavandan holografik bir yüz belirdi. Parçalanmış bir yüz, gözleri simsiyah. Ama altındaki gülümseme insanîydi. “Ben sistemden çıktım Dara. Ölmekle aynı şey bu, evet. Ama benim yeniden doğuşumda sistem yoktu. Sadece kodlar. Ve sen.” Riven bir adım öne çıktı. Gözleri buz gibiydi. “Tanıyor musun?” “Tanıyorum,” dedi Dara. “Ama tanımak istememiştim.” Cypher hologramı gözlerini Riven’a çevirdi. “Demek prototip... Seni de sisteme katamadılar ha? Kodlarındaki çürüme hoşuma gitti.” Riven’ın çenesi kasıldı. “Yalancı kodlar ve kırık sistemlerden hoşlanmam.” Cypher kahkaha attı. “Ama o seni seçti. Dara. Dans eden kız. Sistem içinde sistemsiz. Prototip düşmanın biricik ‘bozuk’ tercihi. Ne ironik.” Dara yumruğunu sıktı. “Bizi buraya neden çağırdın?” Cypher’ın sesi ciddileşti. “Çünkü yakında sistem sadece kiralık düşmanlar tanımlamayacak. Gerçek düşmanlara da ihtiyaç duyacak. Ve o düşmanlardan biri... sensin Dara. Sen bir anomali oldun. Riven ise... kontrolsüz.” Riven bir anda silahını çekti. Gölgeden çıkan iki figür, sibernetik gövdeleriyle saldırıya geçti. Boğuşma başladı. Riven darbelere göğsünü siper etti. Dara, bir masanın altına yuvarlandı ama Cypher’ın sesi her yerden geliyordu: “Haydi bakalım Dara... Dans et bakalım, bu sefer sahnen yerin altı!” --- Dara, yerin altındaki masanın altına çömelmiş halde nefesini tutuyordu. Üst katta sistem çığlıkları gibi yankılanan metalik çarpışma sesleri kulaklarını delerken, içgüdüleri tek bir şeye kilitlenmişti: Riven. Ve o ses... geldi. THUMP. CLANG. BİR ÇIĞLIK. Riven’ın gölgesi, loş ışığın altında devrilen bir düşmanın üstüne düşüyordu. Sibernetik gövde yere çakıldığında, çelik parçaları dört bir yana dağıldı. İkincisi daha hamle bile yapamadan, Riven’ın kolu boynuna dolanmıştı. Bir çatırtı—ve sonra sessizlik. Dara gözlerini kırptı. Riven ayakta duruyordu. Karanlık, kıpkırmızı gözlerle ona doğru bakıyordu. Kan yoktu. Ama o... tamamen düşman modundaydı. Sistem içi uyarı: "DÜŞMANLAR YOK EDİLDİ." "RIVEN - GÜNCELLENEN TEHDİT SEVİYESİ: KONTROLSÜZ." Riven başını hafifçe yana eğdi. Dara’nın üzerine doğru bir adım attı. Yüzünde ifade yoktu. “Riven?” diye fısıldadı Dara. “Bitti. Bitti, tamam mı?” Ama yanıt bir fısıltı değil, bir emirdi. “Yerinden kalkma.” Dara’nın vücudu dondu. Boğazında bir yumru, elleri titriyordu. Ama Riven yaklaşmaya devam etti. Her adımıyla, duvardaki sistem paneli daha da titremeye başladı. Kodlar karışıyor, veri akışı bozuluyordu. Dara ayağa kalktı. “Dur. Kontrolü kaybediyorsun.” Riven ansızın hızlandı. Dara’yı kolundan yakalayıp duvara yapıştırdı. Metal soğuktu. Ama Riven’ın nefesi daha soğuktu. Gözleri, yakıcıydı. “Beni ne zannediyorsun?” dedi Riven. “Kodla mı durduracaksın beni? Emirle mi? Sistem beni durduramaz. Sen bile durduramazsın.” Dara dişlerini sıktı. “O zaman neden duruyorsun?” Sadece bir an—Riven’ın yüzünde çatlak gibi bir şey belirdi. Duygu değil. Kodsal bir sapma. Ama hemen sonra, Riven Dara’nın boynuna bastırdı. “Belki de seni yok etmem gerekiyordur.” “Sana inanmıyorum,” dedi Dara. “Yok etmek istesen… çoktan yapmıştın.” Riven bir anda geri çekildi. Yumruklarını duvara geçirdi. Beton çatladı. Sistem uyarısı yine çınladı. "RIVEN: KONTROL EŞİĞİNDE." Dara gözlerini kapatmadı. Bir adım yaklaştı. “Beni bozan sensin. Ben sistemin içinde kalmaya çalıştım. Ama sen... beni çekiyorsun.” Riven’ın sesi çatallı çıktı. “Ben seni... bozmuyorum. Seni… görüyorum.” Tam o sırada bir ses duyuldu. Alttaki geçitten Kağan’ın sesi yükseldi: “Lan burada mısınız?! Burası ne biçim yer am—...” Sessizlik. Ardından bir kahkaha. “Yalnız kaldınız sandım ama ortalık boss fight gibi olmuş lan!” Dara gözlerini devirdi. “Tam zamanında geldin Kağan.” Kağan eliyle alnını siper edip Riven’a baktı. “Yine ışık efekti açmış. Harbi söylüyorum, bu çocuk dijital nazar boncuğu gibi parlıyor.” Riven sessiz kaldı. Ama başını hafifçe çevirdi. “Konuşmaya devam edersen, bir düşmanı daha indiririm.” Kağan ellerini kaldırdı. “Tamam abi, susuyorum. Zaten düşman değilim, salağım ben.” Dara gülümsedi. O an bir şeyi fark etti. Riven hâlâ savaş modundaydı ama onu dinliyordu. Onu durdurabilen tek şey, sistem değil… kendisiydi. ---
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE