Bu, beklenmeyenin tam ortasında kalma sarhoşluğu gibi bir şeydi. Riven’ın gözleri onu baştan aşağı süzerken, sanki her hücresini ezberliyordu ama hâlâ hiçbir yere dokunmuyordu. Sessizlik, çığlık kadar gürültülüydü aralarında. Dara konuşmadı. Riven da konuşmadı. Ama odayı dolduran bir elektrik vardı. Öyle bir yoğunluk ki, birbirlerine bir adım bile yaklaşmadan, nefeslerinden duvarlar nemlenebilirdi. Dara başını hafif eğdi. Saçları omzunun üzerinden kayarken, teni o kadar gerilmişti ki, rüzgâr esse çatlayacak gibiydi. Riven yanına geldi. Hâlâ dokunmadı. Sadece arkasına geçti. Dara’nın omuz başına yaklaştı. Nefesi ensesine değdiğinde, Dara istemsizce gözlerini kapadı. > “Gözlerini kapatma,” dedi Riven. “Gerçeği göremiyorsan, düşmana dönüşürsün.” Dara gözlerini açtı. Tam o an, Riven

