Dara kapının kapanışını hâlâ duyuyordu. Riven gitmişti, ama sessizliği odada kalmıştı. Tıpkı içindeki o yarım kalan nefes gibi. Parmaklarını saçlarının arasına geçirdi, gözlerini kapattı. > “Beni o kadar kolay çözemezsin Riven. Ama ben de seni artık çözmek istemiyorum. Sadece kırmak istiyorum. Ya da kırılmak.” Aşağıdan Kağan’ın sesi geldi. Çıkma sesiyle değil, “giriş” sesiyle. Ve onun saçma sapan bir şeyler söylemesiyle: “LAN! MİRA! Yemin ediyorum bulaşıkları ben yıkayacaktım, su kaynadı, kendini attı santrale, patlattı kafayı!” Mira'nın sert sesi tokat gibi yapıştı ardından: “Çekil önümden yoksa bu sefer Wi-Fi’yi senin g*tüne sokarım Kağan!” Dara istemsizce güldü. Sesler, yıkımı saklayan perdeler gibiydi evde. Aşağı indiğinde Mira mutfağa sinirle yürüyor, Kağan ise onu takip

