Karanlığın Çağrısı Her şey, nihayet, mükemmel bir uyum içinde akmaya başlamıştı. Kerem ve Sibel, ofiste birbirini tamamlayan iki parça gibi çalışıyor, akşamları ise evde inşa ettikleri sığınakta soluklanıyorlardı. Ateş Kuşu'nun yönetim kurulu toplantısı, aralarındaki güven bağını daha da derinleştirmiş, artık tek bir organizma gibi hareket ediyorlardı. Orhan'a karşı verdikleri savaş, stratejik bir satranç oyununa dönüşmüş ve her hamleleri, ortak iradelerinin bir yansıması olmuştu. Bir cumartesi sabahı, şehrin kalabalığından uzakta, kendi evlerinde kahvaltı yapıyorlardı. Güneş, pencereden süzülerek Sibel'in saçlarına vuruyor, Kerem ise ona bakmaktan kendini alamıyordu. Bu dinginlik, bu sıradan mutluluk anı, onun için bir zamanlar ulaşılmaz bir hayal gibiydi. "Bugün hiçbir iş konuşmayalım

