Plan Antrepodaki hava, pas, yağ ve tehdit kokuyordu. Tek bir ampulün sarkan sarı ışığı, Tahsin'in buzlarla kaplı gözlerini ve arkasındaki iki kütüğün gölgelerini devleştiriyordu. Kerem, içeri adımını attı, ayak sesleri çelik kapının gıcırtısına karıştı. Kalbi, göğüs kafesinde bir yabancı gibi hızlı hızlı çarpıyordu, ama yüzü sakin, adeta bir maskeyle kaplanmıştı. Sibel'in sözleri kulağındaydı: "Onlara çocuk olmadığını göster." "Hoş geldin, Kerem Bey," diye tekrarladı Tahsin, sesindeki alaycı saygı hiç eksilmemişti. "Babanın oğlunu böyle görmek... gurur verici." Kerem, mesafeyi koruyarak durdu, elleri ceplerinde. Ceketinin iç cebinde, Sibel'in verdiği kalp şeklindeki minik mikrofon sessizce çalışıyordu. Birkaç blok ötede, Sibel'in nefesini tutmuş onu dinlediğini hayal etti. Bu düşünce, o

