Küller ve Kurşunlar Evin içindeki sessizlik, gergin bir telli çalgı gibiydi; en ufak bir dokunuşta acı bir ses çıkaracakmış gibi. Kerem, salondaki açık dizüstü bilgisayarın ekranına mıhlanmış kalmıştı. "Kurucu Ortak & CEO" yazısı, zihninde yankılanan bir silah sesi gibiydi. Sibel'in stratejik zekası, onun için bir kalkan, bir kılavuz olmuştu. Peki ya şimdi? Bu ittifakın gerçek bedeli neydi? Onun savaşını yönetirken, aynı zamanda kendi krallığını mı inşa ediyordu? İçini kemiren bu kuşku, Orhan'ın attığı on kurşundan daha ağırdı. O gece uyuyamadı. Sibel'in eve dönüşünü, kapının hafifçe açılıp kapanışını, ayak seslerinin koridorda yankılanışını dinledi. Yatak odasının kapısına kadar geldi, ama içeri girmeyip kendi odasına geçti. Aradaki duvar, sadece tuğla ve alçıdan değil, artık yeni fili

