Bölüm.1
Gene güzel memleketimde bir günün daha aymasıyla beraber, güneşin dağların ardından yükselirken muhteşem manzarası kızıl, sarı tonlarının birleşimi. Hafif bir esinti şehrin sessizliği Mezopotamyanın eşsiz güzelliği
Memleketimi seviyordum bazen henüz gün aymadan uyanır pencere kenarında kahvemle birlikte, güneşin doğuşunu seyrederdim . O an ki hissiyatı hicbirşeye degismezdim.
Tabii bizim burda ki kadınlar güneşten önce uyanır işe koyulurlar dı ,konak çalışanlarımız işe koyulmuşlardı bile Babamlar erken uyanır kayhaltı eder ve işe giderlerdi bu yüzden kahvaltı erkenden hazır olurdu..
Babam Diyarbakır ' ın şamoglu aşiretinin başıdır daha açık söylemek gerekirse Ağasıdır
Biz beş kardeşiz benden iki büyük ablam var büyük Ablam Zuhal iki sene evvel evlenmişti ,benden önce ki ablam Havin benden iki küçükte erkek kardeşim var benden sadece on ay küçük olan kardeşim Botan en küçüğümüz ise on yaşında tam bir baş belası Baran .
Annem Delal babam ise Şervan şamoglu bir de babaannem var Fatma şamoglu
Gel gelelim bana ben ortanca çocukları Zana şamoglu yermi yaşıma geçen ay girdim ne ise ki benden evvel ablam var idi yoksa bir kız yirmi yaşında bekar olacakta görücüler gelmeyecek.
konak halkı uyanmaya başlamıştı ben de hemen balkondan çıkıp odama girdim kıyafetlerimi giymek için .Havin mışıl mışıl uyuyordu
"Abla hadi kalk hazırlan inelim aşağı baba kızmasın sonra niye geç uyanıyorsunuz diye "
"off Zana ne sabah sabah bağırıyorsun tepemde daha erken "
"İyi sen bilirsin ben hazırlanıp iniyorum babam sorarsada ablam daha erken uyuyacam ben demiş derim "
Hemen gözlerini açıp bir hışımla yataktan kalktı bana ise ters ters bakmayı ihmal etmiyordu.Gercekten de sabahları cekilmezdi Allah kocası olacak adama sabırlar versin adamı yatakta gırtlaklar valla niye sabah erkenden uyandırdın diye.
"Başıma belasın Vallaha " söylene söylene giyindi..
Birkaç dakika sonra aşağı indik sofrada ki eksikleri tamamlamak için çalışanlara yardım ettik
Babamlar da inince masaya geçip oturduk hep beraber.
"xayırlı sabahlar kızlar kardaşınız nerede uyuyor mu hâlâ"
Baran işte kesin gece geç saate kadar uyumayıp tabletle oyun oynamıştır.
"Ben bı bakayım baba hâlâ uyuyor kesin "
"Tamam kızım getir keratayıda yemeğini yesin zaten son günlerde birşey yemiyor aklı fikri haylazlıkta"
Odasına girdiğimde tahmin ettiğim gibi uyuyordu baş belası falandı ama evimizinde neşesi idi .
Yavaşça başucunda oturup şakağındaki saçları okşadım hiç uyanacak gibi gözükmüyordu bende ikinci plana geçtim kesin uyanacaktı.
Gıdıklamaya başladığımda uykulu gözlerle gülmeye başladı.
"Abla yaa uykum var nolur bırak uyuyayım"
"Olmaz babam çağırıyor gelmezse tabletini bir daha göremez dedi ona göre"
gözleri genişledi zavallının, yatağından doğrulup
"Eh abla ne duruyon o zaman getir kıyafetlerimide gidelim dimi "
"Haha sen varya sen bekle getireyim"
Kıyafetlerini giydirdim ve kahvaltı masasına geçtik .Baran'ı yanıma oturttum yoksa gene birkaç zeytin yiyip kaçacaktı .
"Demek uyandın küçük ağa sen böyle mi ağa olacan"
Dedi alaycı bir şekilde Botan
"Ben ağa olmayacam ki sen ol abi .Ben evlenicem karımıda alıp İstanbul'a gidecem buralar pek bana göre değil"
Sofrada ki herkes bu sözleri üzerine güldü babam gülüşünü tutup yüzünü mahsustan sertleştirip
"Sus bakim densiz utanmıyor da yanımızda karısından bahsetmeye "
"Şimdi aklıma geldi, bey bugün Asaf Bey'in oğlunun düğünü var biz hem oraya hem ide kardeşimin nişanına nasıl gidelim mecburen ikisinede katılacaz"
"Böyle önemli bir daveti ben nasıl unuturum ne edecez şimdi "
"Endişe etmeyin çocuklar ben kızları alır Asaf ağanın düğününe giderim siz kardaşınızın düğününe gidesiniz ayıp olmasın "
"Hee oda olur sağol ana ama kızlara dikkat edesin mazallah biri kaçırır bu güzel kızlarımı sonra kalpten giderim vallahi "
Ablamla birlikte kıkırdayıp başımızı eğdik utangaç bir şekilde.
"O nasıl söz oğul Allah esirgesin merak etmeyesin yanımızda birkaç adamını da götürüm göz kulak olur ".
"Eeh hayde o zaman herkes hazırlansın geç kalmayak biz biraz erken çıkacaz sizde vaktinde gidin gelin ana "
Herkes odalarına dağıldı bizde ne giyinicez diye kara kara düşündük bütün kıyafetleri yatağa döktük, en sonunda ben koyu kırmızı bir elbise buldum ablamda saks mavisi bir elbise giydi.
Her zaman olduğu gibi ben ablama o da bana makyaj yaptı ben saçlarımın uçlarını hafif bukle yapıp saldım percemleride kıvırıp yüzüme biraz dağıttım
Ablamda saçını bitirdiğinde ikimizde aşağı indik babamlar yarım saat önce çıktılar bizde babaannemizle beraber doğruca arabaya binip Asaf ağanın evine doğru yol aldık .
Dakikalar sonra düğün evinin önüne vardık davul zurna ve müzik ekibi durmadan çalıyordu.
"Sakın yanımdan ayrılmayın tamam".
"Tamam Fatma Sultan sen heç merak etme sen nereye biz oraya "
diye söyledim şakacı bir tavırla
Asaf ağanın hanımı kader bizi karşılamak için koştur koştur geldi .
"Fatma hanım, kızlar hoş gelmişsiniz sefa getirmissiniz buyrun geçin hele "
Kader hanımı takip ettik çok kalabalıktı her yer. Nenem kadınların yanına geçti bizde kızların olduğu terasa çıktık .
Asaf ağanın kızları Şilan ve şehnaz yanımıza koşa koşa geldiler pek severdik birbirimizi " Ayyy işte şimdi halay çekebiliriz , ne iyi ettinizde geldiniz kızlar çok özlemişiz"
Şilan nefes almadan üst üste sıraladı cümleleri.
Hep beraber onun bu heyecanlı haline güldük taaki arkamdan birilerinin ,
"Bakın burda kimler varmış iki tane sıçan nihayet deliklerinden çıkmışlar "
Melike ve yancıları gene belli ki sataşmaya yer arıyorlardı ama onlara istediklerini vermeyecektik en azından burda olmazdı Şilan öne doğru atılacak iken kolundan tuttum .
ve Melike' ye yaklaşıp " Yılan olup milleti zehirlemekten iyidir Melike şimdi yılanın iyiside var kötüsü de ama sen tam bir kobrasın "
Lafı yapıştırıp yanından geçtim havin alaycı bir şekilde tıslayıp dalga geçti ilerideki kızlarda bu atışmaya gülüyorlardı anlaşılan
"Ayyy kızlar Raşit ağa gelmiş hemde oğlu ciwan 'la "
Kobra da koşa koşa aralarından sıvışıp öne doğru çıktı bütün kızlar terastan aşağı bakıyorlardı .
Her biri farklı iltifatlar yağdırıyordu ablam Şilan ve şehnaz ' da meraklarına yenik düşüp adamın olduğu tarafa baktılar
kimdi ki bu Ciwan neredeyse kızların dibi düşecek idi bende çaktırmadan baktım arkası dönüktü fakat arkasından gözüktüğü kadarı ile yapılı uzun boylu bir adamdı siyah saçları arkaya doğru taranmıştı.
Biraz sonra döndüğünde nasıl olduysa göz göze geldik ben hemen bakışlarımı ayırıp duvarın arkasına saklandım
"Rezil oldum aferin sana Zana şu kuduruklar gibi ne diye bakarsın elin oğluna"
"Zana?"
olduğum yerde sıçradım kızlar aniden çağırdıkları için korktmuştum.
" Ne bu hal kız kimden saklanıyon"
"Hiçç kimden saklanayım ki ben kimseden değil"
Diye birşeyler geveledim telaşlı halim ablamın gözünden kaçmamıştı söylediklerimide yememişti fakat kızların yanında ses etmedi.
"Eh hayde kızlar siz daha burda lak lak ediyonuz gelin ile damat geldi gelecek inin hayde aşağıda gösterişli bir karşılama yapak "
kader hanım hepimizi aşağı çağırdı umarım o adam ile karşılaşmazdık çok utanıyorum ne diye baktın ki.
Aşağı indiğimizde kızlarla beraber kadınların yanına geçecektik ben ve şilan arkalarından gidiyorduk kader teyze bize seslenince yanına geçtik .
"Kızlar bu boş bardakları toplayıp mutfağa koyar mısınız kim bilir hizmetliler nerede benim misafirler ile uğraşmam gerek tamam mı "
"Tabi ki teyze merak etme toplarız biz "
Kader teyze gittikten sonra bizde boş bardakları topladık Şilan bir tepsiyi toplayıp götürdü benimde Tepsim dolduğu için götüreyim dedim tam dönecek iken sert birşeye çarptım ve elimdeki tepsiyle beraber bütün bardaklar döküldü .
Başımı kaldırdığımda Ciwan denen adamı gördüm işte şimdi naneyi yedin Zana...