kadar gelen tost kokusuyla birlikte gözlerimi açtım. Tost demiştim değil mi? Yanık o yanık. Yataktan kalkıp mutfağa doğru ilerlerken, "Mutfağım hâlâ yaşıyor mu?" diyerek daldım içeriye. "Ne demek yaşıyor mu? Altı üstü iki tost yandı yani Firdevs, abartsaydın." "Tabi canim, her gün evin içine eden de sen değilsin zaten." diyerek tezgahın önüne geçerek kalçamla ittim Kerem'i kenara. "Çık şurdan ben yaparım." "Sen mutlu ol, gül diye yapıyoruz ama." Ağzımı yırtılırcasına açıp sırıttıktan sonra "Tamam mı, oldu mu?" diye sordum. "Allah rızası için bir daha girme mutfağa." "Vallahi de sana iyilik yaramıyor demedi deme." "Aman yapma iyilik falan." diyerek domatesleri doğramaya başladığım sırada ağlayan Eren'le birlikte bıçağı Kerem'e çevirdim. "Yürü git Eren'e bak sen." "Oha! İnsan kocas

