BİR SÜRE ÖNCE Reşit, çıktığı abdesthaneden ellerini birbirine sürterken, merdivenlerden iniyordu. Kabalıktan oldukça bunalmış, kendini hamama kapatmıştı. Güneşin altında dur, dur sıkılmıştı adamcağız. “Dik başlı olman benim hatam değil. Haşim ile evlenmeyi kabul etseydin, iki gündür yatakta debeleniyor olmazdın, öyle değil mi?” Duyduğu ses ile birlikte yürümeyi kesip aşağıya baktığı zaman iki gelinin birbiri ile konuştuğunu gördü. Acep ne tartışıyorlardı ki bunlar? “Sen cidden benim sabrımı mı sınamaya çalışıyorsun? Sizin yüzünüzden ilk defa yüzünü gördüğüm bir adamla evlenmek zorundayım ben! Abim de sende ufak bir pişmanlık bile duymuyorsunuz!” Kaçırmaya çalıştığı kadın değil miydi bu? Adı neydi? Ha Mihrimah! Reşit ilk olayı duyduğu zaman kıza üzülmüştü. Berdel kurbanı olmuştu. Ön

