YAZARIN ANLATIMIYLA
Mavi bol pantolonunun arkasına geçirdi. Saçlarının uçlarını daha yeni siyaha boyamıştı.
DNA kalmasın diye özenle saçlarındaki DNA'yı aldı. 2 Gözüne de yeşil lens taktı. Beyaz cropun üstüne mavi şirket ceketi tarzı bir ceket giydi.
Sarı peruğunu taktı. Silahını son bir kez kontrol etti. Bordo rujunu sürdü ve dışarıya çıktı.
Beyaz çantayı koluna taktı göreve gidecekti ömrünün yarısı görev ile geçiyordu ve bu ondan şikayetçi değildi. İyi bir Dünya için bunu yapıyordu.
Hanksı aradı
Işık: "Tayfur bey geldi mi unutma benim geç kalmam lazım" dedi.
Hanks: "Yaklaşık 15 dakika sonra gitmeniz lazım efendim pardon 15 dakika 23 saniye 22 oldu"
derken Işık telefonu yüzüne kapattı. Hanks ise içinden sikeyim dedi ama aralarındaki mesafaden dolayı Işık tabi ki de duymadı.
Restoranta geçtiğinde karşısında Tayfur Beyi gördü selam verdi. Saçları açıktı şarkıcı olacaktı Tayfur bey (yönetici) ile konuştu sonra ise şarkı söylemeye sahneye çıktı.
Aslında şarkı eşliğinde operasyonu yönetecekti. Operasyonu yönetmesi ses tonuna bağlıydı. Yüksek ise devam alçak ise hatalı ayrıca el hareketleri de vardı operasyon buranın altındaki tarihi eserleri almaktı. Bu eser de çoğu Asya ülkelerinin kalkınması için geçmişte çizilmiş projeler vardı. Bunların başında Güney kore ve Endonezya vardı o yüzden ajanlar onlardan oluşuyordu. Tabiki de bu ülkelerin yardım etmek için Dünya'nın kraliçesi de orada olacaktı.
Sahnede şarkı söylemeye devam ederken bir adamdaki tersliği gördü ve sesini alçalttı. Elleri ise o adamın oturduğu masanın numarasını yaptı ama dışarıdan anlamak imkansızdı. Buda Işık diliydi.
Bunun üzerine adam ayrıntılı takip alındı ışık ise şarkı söylemeye hatta dans etmeye devam etti. Halktan görünmeliydi ve öyle de yapıyordu öğrenci bile olmuştu.
O sırada içeriye bir yaşlı girdi kimse anlamadı ama ışık ondaki tuhaflığı sezdi ve sesini alçalttı. Gözlerini 3 kez ritimli kırptı. Şuanda izlendiğini bildiği için başını eli ile ovuşturdu fakat imse onu umursamadı.
Bir adamın elinde çanta vardı Işık'ın bir şey yapması gerekiyordu. Ne yaparsa yapsın nafileydi tarihi eseri kaçıranı görünce mikrofonu kafasına attı ve silahını çıkarıp yukarıya doğru ateş etti. O an çok kızgındı etekle koşmak zordu ama Işık için önemli tek bir şey vardı temiz Dünya.
Çantayı aldı ve kaç saattir bakıştığı Kore 'li ajana attı. Silahı ile yine yukarı ateş etti bu onları korkutmuştu hoş Afrika 'lı çocuklarda açtı. Endonezya da gelecek kaygısından dolayı uyuşturu kullanımı artmıştı. Aslında o Ülke olarak değil çocuk olarak düşünmüştü çocuklar için çalışmıştı ömrünü Türk Arap zenci beyaz diyerek değil acıya göre uğraşmıştı. Çünkü o abisi ile kendisinin bulamadığı adaleti başka insanlar bulsun istiyordu. Aslında ona kalsa bu saçmaydı ama onun ruhunda 3 kişi vardı abisi Mavi Eftalya ile Işık ve o bu hastalığını yarara dönüştürerek bunun bir sorun olmadığını bilerek buralara gelmişti. Işık'tan çıkaracağımız ise sorunlarımız bizi ayakta tutan nedenlerimizdi.
O sırada koreli çantayı kaçırdı ama çok büyük bir çatışma çıktı. Çatışma esnasında onlar çok kişiydi hepsi ufak ufak kaçtı ama ışık ortada kaldı. Işık 9 kişiyi yere serdi cam bardağı adamın kafasına attı. Dikkati dağılınca ateş etti 4 kişi 17 kişi ile kalmıştı. Hanks ta o 4 kişinin içindeydi.
Işık 3 kişiye ateş ederken arkasından 2 kişi geldi hansk ve miceal ise geri kalan 7 kişi ile uğraşıyor du Tayfur ise kaçmıştı yani 3 kişilerdi. Arkasından gelen 2 adam onu vurdu ve Işık yere düştü. Son gücü kalkmaya çalıştı. Hanks görünce 2 kişiyi yere serdi ve miceal ise onları korudu. Hanks gözleri doldu Işık yerde kanlar içindeydi.
Onu ölen ablası yerine koymuştu evet ondan küçüktü ama ona bir abla gibi sahip çıkmıştı. Onu kucağına aldı ve çıkışa çıkardı. O an gözü hiç bir şey görmüyordu ailesini bir kere kaybetmişti 2.kez kaybedemezdi. Gözleri doldu Işık hep başka bir Dünya'ya inanırdı fakat Hanks o Dünya'ya inanamayacak kadar yorgundu bitmişti. Tek kaynağı Işık ile adaletli Dünya'dı ve Işık ölürse bu imkansızdı.
Spor bir arabaya bindirdi İngilizce "Narso vuruldu tekrar ediyorum Narso vuruldu" dedi. Ciddiyetini korumaya çalıştı ama Işık ölemezdi. Çünkü Işık bir .çocuğu kurtarmıştı Işık bir sürü çocuğun ruhundaki ışık olmuştu ve buna Hanks da dahildi. Işık ölürse çocukların içindeki ışık da biterdi söylesenize içinde Işık olmayan çocukları olan bir Dünya nasıl olurdu?
5 Saat sonra
Işık çoktan Doktorlar tarafından gözetime alınmıştı. Zaten 30 yaşından önce genç kadın ölecekti bu babasının ona doğum günü hediyesiydi. Bu vuruluş ile 2-3 yıl erkene alınmıştı.
Efe kahrolmuştu o ona Oğuzun emanetiydi o ölürse Oğuza ne derdi?
Işık onun kardeşi gibiydi hiç var olamayacak kardeşi. Aslında Işığın dedesi onun babasıydı ama onu hiç bir zaman kabullenmemişti. Annesi de onu hiç sevmemişti hatta onu aç diye ölü bir domuzla baş başa bırakıp yemesi için ona tabak vermişti. Uyuşturucu deneylerini asıl isteyen Efe'nin annesiydi tam umudunu kaybettiğinde Oğuz ile Eftalya (ışık) ona ilaç olmuştu ve tabiki de Mira.
Mira onun yıldızı hiç var olamayacak umutlarıydı. Mira öldüğünde Efe Bir kağıda önce Mira sonra Efe yazdı sonra önce Mira kağıdını bir çakmak ile yaktı ateşte isim yanarken Mira yazısını ateşi ile kendi adını yaktı. Bunun üzerine oradan geçen Işık ona sarıldı ve beraber balon aldılar.
Balonun turuncu olanına Mira yazdılar ve balonun içine Efenin Mira'ya olan mektubunu koydular helyum gazı ile şişirip bıraktılar onlar başka Dünya'ya kalmıştı bu Dünya için artık geçti. Onlar başka bir evrende kalmıştı.
Işık'la da yarım kalmak istemiyordu. Göz yaşlarını silmedi gülmeye çalıştı ama olmadı. İkisi de yarımdı birbirlerinin eksiklerini beraber tamamlıyorlardı. Aklına 3 gün önce Işığın günlüğünden çıkardığı mektup geldi. Eğer ki ona bir şey olursa bu mektubu yakmasını belki Tanrı'nın başka bir şans vereceğini söyledi.
Ölürse ise her bir sayfasını bildiği günlüğü yakmasını istedi. Bu onun belkide Adaletini düzeltmeye çalıştığı Acımasız Dünya'daki son arzusuydu.
Aklına Tolga geldi artık onla konuşacaktı onlar da yarım kalmamalıydı kalsa bile tolga bilmeliydi. Tolga'nın numarası onda vardı. Evet bunu bulmuştu fakat Işık istemiyince rafa kaldırmıştı.
Bunun üzerine Efe Tolgayı aradı.
Efe: "Alo Tolga beni hatırlamadığını biliyorum ben Efe Şuan ne yaptığını bilmiyorum ama Işık ölmek üzere buda yarım kalmasın. Hastanenin konumunu attım karar senin" dedi ve tek kelime etmesine izin vermeden telefonu yüzüne kapattı.
Tolga hakkında bas edecek olursak ise Tolga bir çetenin genel lideriydi ve karanlık Dünya'yı adı gibi biliyordu . Işığın aksine o adalete ve Dünya'nın düzeleceğine inanmıyordu. o Ata kolejine Işığı bulmak için gelmişti ve Işığı ölmek üzere iken bulmuştu. Ya buda yarım kalırsa korkusuyla atılan konuma gitti.
Işığını bulmuştu Mavi bilekliği öptü ve gözlerini kapattı bu yarım kalamazdı.
......
Konuma gidince Efe'yi gördü Efe ona iş gizliliğinden bir şey bassedemezdi. Onun işini biliyordu gerçe Tolga Işık için işinden vaz geçerdi ışık için her şeyinden vaz geçerdi Ecrin hariç.
Efe ona okulda gördüğü kızın Işık olduğunu söyledi bunu hissetmişti yani biliyor gibi bir şeydi.
Yoğun bakım odasının camından ışık gözüküyordu. Sırtından vurulmuştu 2-3 saate büyük ihtimalle yoğun bakım odasından alacaklardı.
Tolga yıllardır aşık olduğu kadının yüzüne baktı. Ona sarılmak öpmek iki farklı çeşit gözlerinin içine bakmak istiyordu.
Aslında onu görünce hissetmişti. Peki o neden okula gelmişti?
Onu aramaya gelmezdi Işığı tanıyordu aslında Işığı çok aramıştı. O sıradan bir insan değildi karanlık Dünya'da çok tanınırdı. O da babasının izin gitmişti fakat farkları vardı Tolga masum kadınlara ve çocuklara asla dokunmazdı.
Okula gelmesi aslında ona olan şüphenin birazını ortadan kaldırmak için de okula gelmişti ama temel sebebi Işık'tı. Aşkı onun en büyük zafı idi. Zaflar bizi aşağıya çekerdi ama Tolga'nın bu zafı onu hayata bağlıyor ayrıca aşağıya çekiyordu.
Yüzü bembeyazdı dudakları çatlamıştı. O ölürse şehit olacaktı. Ve şehitler ölmezdi. Onlar bu ülkenin kahramanlarıydı. Ülkemizde son zamanlarda bir sürü şehit oluyor onları saygı ile anıyor ve başlarına Rahmet diliyorum.
Tolga dizlerinin üzerine çöktü ellerini dizine koydu ve kafasını gömdü. Onunla olan geçmişini düşündü. Kafasını kaldırdı bileğini öptü kafasını geri koydu ve gözlerini kapattı. Aklına ışığın ona sözü geldi ve gülümsedi aslında aynı şeyi düşünüyorlardı. Işık Tolga'yı rüyasında görüyordu Tolga hayal ediyordu ve onlar geçici bir süre boyunca başka bir evrene gitmişlerdi.
SÖZ MÜ -BU EVRENDEDE BAŞKA EVRENDE SÖZ 2010/05/23
Işık bulduğu papatyalar ile taç yaptı ve kumral saçlarına taktı. Acılarına rağmen gülümsedi.
Abisinin geldiğini gördü gülümsedi ve onun kucağına atladı. Abisi saçlarını öptü Işık 10 Oğuz 14 yaşındaydı. Birbirlerini çok seviyor birbirlerine tutunarak yaşıyorlardı. Işık oğuza sarıldı sanki 2 yıl sonra öleceğini biliyormuş gibi.
Oğuz ile ayrıldıktan sonra olgunlaşmış papatyaların oraya oturdu karınca yuvasına ekmek kırıntısı attı. Yüzünde kocaman bir gülümseme kapladı.
Sonra bir şey fark etti karıncalar onun ekmek attığı tarafa değil başka tarafa gidiyordu. Nedenine baktığına ise Tolga'yı gördü. Karıncalara 1 kaşık pasta vermişti. O pasta veremezdi çünkü ona ekmek ve su hariç hiç bir şey verilmezdi hoş Oğuz onunla yemeğini paylaşırdı.
Diğer çocukların istediğini ayda 1 kez yeme hakkı vardı. Fakat Işık özel eğitim aldığı için ona her şey yasaktı.
Tolga "geçen canının pasta çektiğini söylemiştin bende sana pasta getirdim 1 kaşığını da senin o güzel gamzelerini çıkaran varlıklara vermek istedim".
Işık "Ama bana yasaktı senin başın belaya girecek."
Tolga onu dinlemeden yanına oturdu ve elindeki plastik kaşıkla ona çilekli pastayı verdi. Bunun üzerine Işıkta teşekkür etti ve yediği kaşıktan ona verdi. Bu döngü devam etti.
Işık "bence papatyalar bambaşka bir evrenin kapısını açıyor" dedi.
Işık bu inandığı evreni ona anlatmıştı. Hatta her seferinde ona da bassetmişti.
Tolga "Aslında senin gözlerine 5 saniyeden daha fazla bakmak o başka evrene götürüyor huzurun ve bir tarafta ise bolluk yaratıcılık asiliğin olduğu o evren hele ki o güzel sesinle şarkı söyleyince".
Işık "sen benim sesimi mi seviyorsun Tolga bey" dedi ve kahkaha attı. Bunun üzerine Tolga yapmacık bir şekilde göz devirdi. Işık bunun üzerine dayanamadı yanağını öptü ve şarkı söylemek için pozisyon aldı Tolga'da heyecanla bekledi.
Ela gözlüm ben bu elden gidersem (x2)
Zülfü perişanım kal melul melul, Kal melul melul (x2)
Kerem et aklından çıkartma beni
Ağla göz yaşını sil melul melul .....
(kerim yağcı ela gözlüm)
Tolga " bana hep şarkı söyler misin hep o güzel gözlerinle huzura erdirir misin?"
"EVET"
" SÖZ MÜ"
"BU EVRENDEDE BAŞKA EVRENDEDE SÖZ"
Dedi ve papatya tacını onun kafasına taktı. Bu olaydan sonra akşama kadar şarkı söylediler dans ettiler güldüler Tolga hastanede bu olayı Işık ise komada bu olayı görmüştü bedenleri farklı yerde olsa da ruhları hep ortaktı. Birbirine aşık 2 çocuk büyümüşlerdi fakat ruhları hep çocuktu ve o ruhlar birbirine aşıktı. Bu aşk ölümsüzdü
"SÖZ MÜ "
"BU EVRENDEDE BAŞKA EVRENDEDE SÖZ"