SÖZ

3799 Kelimeler
BU BÖLÜMDE OLAN OLAYLAR VE DİĞER BÖLÜMDE OLACAKLAR TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. HİÇ BİR DİNE SAYGISIZLIK AŞALAMAK AMAÇLI YAZILMAMIŞ TAMEMEN DİNİ OLMAYANLARIN BAKIŞ AÇISINDAN ESİNLENMİŞTİR AMA OLAYLAR KESİNLİKLE GERÇEK DEĞİLDİR KİMİSİ HİPOTEZ KİMİSİ İSE HAYAL ÜRÜNÜDÜR. Yıldızları hep benimle izler misin? evet. Peki sen hep benim gökteki kuyruklu yıldızım olur 70 yılda bir olsa da uğrar mısın? Tolga kafasını hala dizlerine koymuş Işık ile aynı rüyayı görüyordu. Gerçe artık Işık rüyasında babasını görmeye çoktan geçmişti. Çok istemişti babasının diğer kızlarına gösterdiği sevginin birazcığını görmek babası dindar bir adamdı dinine düşkündü ama İslam dini kız çocuklarına önem verirdi oysaki. Efe bahçede 5. sigarasını içiyordu. Kardeşi öldükten sonra biraz kardeşi Işık olmuştu Oğuz ölünce ise artık Işık onun sahip çıkması gereken önemli bir emanetti. Doktor Işık hakkında bilgi vermek için geldi. Emar sonuçları çıkmıştı. "Hastanın yakını siz misiniz beyefendi ?" "Evet benim buyurun". "Hastanın durumu sırtından vurulmuş neyse ki sinirlere gelmemiş ama kuyruk sokumu kısmında ciddi hasarlar var kemikleri düzenli tuttuk kemiklerde kırık yok birde hasta kalbinin altından vurulmuş ve bu toplardamarlara ciddi hasar vermiş tek ameliyat ile kurtulması imkansız yarın tekrardan ameliyat yapacağız bu arada sırt kısmındaki nöronlarda ciddi hasar hımm sonuçlara göre öyle gözüküyor tam net değil ama burada en az 2 yıllık kayıp var ölmesi zor çok geçmiş olsun" "Sağ olun". Doktorun dedikleri Tolga'nın kulağında çınlıyordu ne olmuştu ki bu kadar. 2 Tarafından vurulmuştu ayrıca okula da gidiyordu. Kafasında bir sürü boşluk vardı. Okula giden sıradan bu kadar neşeli bir kız neden vurulurdu ? Cevap sadece Işıkta vardı gerçe kendisini Mezbul olarak tanıtmıştı. Kafasında olan soru sorulara her dakika yenisi ekleniyordu. onun okula gitmesinin sebebi Şebnem Gürsoy'u bulmaktı. BABASININ ESKİ SEVGİLİSİ. Aslında kadını araştırmasının temel sebebi m******e (katliam) davasının sonuçlarını merak ediyordu. Olayda tabiki de biricik çocukluk aşkı da etkili olmuştu ama temel sebebi agile (çevik) örgütünün lideri olmasıydı. Agile örgütü örgütten fazlasıydı burada Dünya'nın nüfusunu azaltmak için çalışmalar yapılıyordu. Tuhaftı evet ama bu örgütün lideri olmanın kapıları Şebnem'den geçiyordu. (Şimdi yazmayacağım sebebini gelecekte görürsünüz) Aslında Tolga bunu istemiyordu. Fakat babasının zoru ile yapıyordu. Onun için hayat babasının isteklerini yapan bir robottan ibaretti. Çünkü yapmazsa sonuçlarına katlanırdı. Ecrin için ise bu tam tersiydi. Akşam gecelere içmeye gidiyor canı istediğinde istediğini alıyor hatalı olunca ise hep Tolga'bın arkasına sallanıyordu. Tolga bunun hatrına ağır bedeller ödemişti ama her seferinde kardeşini korurdu o ona annesinden emanetti onun ölmesini isteyen annesi. Kafasında ağır bir sızı hissetti babası onu yine cezalandırıyordu. Ama bu sefer onun robotu olamazdı Işığını bırakamazdı içindeki son ışık'ta sönemezdi. Acı hızlandı büyük ihtimalle babası küçükken ona taktığı çipi çalıştırmıştı. Bu çip 15 yaşından sonra aktif olmuştu ve Tolga bir şey yapmak istemediğinde çalışıyordu. Bu aletin çalışmasının seviyeleri vardı ve 5. Seviyeyi geçersen ölebilirdin. Şuan Seviyesi 1 idi ve Tolga'nın canı acayip yanıyordu. O sırada aklına Ecrin için bu çipin 7. Seviyeye çıktığını hatırladı. Nefes aldı dayandı ve sonunda Ateş gelmeyeceğini anlayınca durdurdu. Tolga derin bir nefes verdi gözlerini kapattı kafasını tavana çevirdi. Bu sistem Dünya'da daha 50.000.000 kişide de vardı ama kimse farkında değildi. Agile örgütünün amacı Dünya'nın nüfusunun 3.000.0000.000 kalmasıydı. Ayrıca bu ölmesi gereken kişileri Kohen (Yahudi'lerin din adamı ismidir gerçek ismi bilinmez) seçerdi. Nasıl seçtiğini kimse bilemezdi. Fakat bazı söylentilere göre rüyasında gördüğü söylenirdi. Güya Tanrı onunla iletişime geçerdi. Aslında burada olan en büyük gizem ise Yahudilerin Nüfusu 15 milyondu geri kalan 15 milyonun ne için yaşaması gerektiği sırrı ise gizemini koruyordu. Çip olmayanları kendi yöntemleri ile öldüreceklerdi. Tolga orada basit sıradan bir ajandı ama lider olmak istiyordu ve olabilirdi. Çünkü bazen sinsi bir fare kedinin yerine geçebilirdi ve avken avcı olabilirdi. Ama bunun için ayrıca yüce Tanrısı İsa'yı bırakıp Musa'ya inanmaya başlamalıydı. Fakat bu imkansızdı çünkü şuan bile İsa'ya ettiği duaların haddi hesabı yoktu. Kafasında her ne kadar soru işareti olsa da Işığın iyileşmesini ve yeniden çocukluğundaki gibi olabilmeyi istiyordu. Ama bu artık imkansızdı çünkü onlar artık istemeseler bile düşmanlardı ve mutlaka biri diğerinin sonu olacaktı. Bazen sevgi yetersiz kalırdı ve bu o durumlardan birisiydi. 1 HAFTA SONRA (3. KİŞİ AĞIZ ANLATIM) Işık gelişmiş teknoloji ile iyileşmişti. Fakat Tolga artık kafasındaki soru işaretlerini yok etmek için ışığı sorgulamaya çoktan başlamıştı. Yarın Ata kolejine gidecekti. Şuan evindeydi. Tolga'ya zihnini kaybettiği yalanını söylemişti Tolga ise buna inanmıştı yada inanmak istemişti. Tolga hastaneden döndükten sonra babası ona çok kızmıştı fakat bu Tolga'nın umurunda değildi yıllar sonra Işığı'nı bulmuştu. Yatağına yattı gözlerini kapattı ve geç saatlere kadar onun gözlerini ve çocukluklarında olan güzel anıları düşündü. Onu her dakika daha çok arzuladı her saniye daha çok aşık oldu ve o akşam yapması gereken onca işin ardından sadece aşkı düşündü. O sırada Işık ise hasta olmasına rağmen kohen hakkında bilgi topluyordu ve yarın ona asıl yardım edecek 2 ajanını seçecekti. Çalışırken aklına her Tolga geldiğinde önce gülümsüyor sonra ise unutmak için işe daha çok gömülüyordu. Tolga'yı unutmalıydı nede olsa artık Dünya'nın adaleti ona aitti. Artık Dünya onun sorumluluğundaydı. Işık İspanya'daki davada haksız tarafın konuşmasını incelerken kapı çaldı gelmesini söyledi. Gelen Buketti. Buket'in gerçek yaşı bilinmiyordu 21 olduğunu tahmin ediyordu fakat kimliğinde 18'di. Buket kimliğe göre 14 yaşından beri Işıktan eğitim alıyordu. Kumral saçları açık kahve gözleri ince kaşları vardı. Ten rengi buğdaydı ince bir kızdı saçları kıvırcıktı. Buket öz babasını hiçbir zaman tanımamış öz annesinin ona olan oyunları ile büyümüştü. Psikoloji olarak zayıftı hatta ilaçlar kullanmadığında onu yöneten gölgelerin olduğunu bile söylemişti. Aslında bu tam psikolojik değildi. Onun beyninde de bir çip vardı doğduğu gün öz babası takmıştı. Bu çip adeta 2. bir beyin olarak çalışıyordu ve ona yaptırmak istediklerini gölgeler aracılıyla yaptırıyorlardı. Ancak 2. bir beyin olduğu için kurcalanırsa i. organlarının yönetimi ele geçirip sistemlerin düzenlerini bozabilirdi. Öz babası agile örgütünün başkanıydı bundan dolayı Buket çok acı çekmişti. Yardımı için seçeceği ajanların arasında bukette vardı onun istiklaline ve azmine güveniyordu. Ayrıca Kohen öldürmek için bir listesi vardı önce o listedeki kişileri acısız öldürücek sonra ise geri kalan kişileri bomba ile öldürecekti. Yaklaşık 100 kişi acısız ölücekti ve buna Buketin anne ve üvey babası hariç tüm ailesi dahildi. O yüzden Buketin temel görevi ailesini korumaktı sonra ise örgüt (agile) hakkında bilgi toplamaktı. Buket babasını hiç tanımamıştı. İsmi Buket'ti ama ben ona İnci diyorum. Benim Buket yani İnci gibi eğittiğim ajanlarım vardı. Fakat İnci bambaşkaydı onunla aramda olan bağ bir abla ile kardeş gibiydi. "Buket(inci): Işık beni çağırmışsın." "Bana hanım denmesini sevmezdim ve her an gibi en alt çalışanım hariç de dedirttirmezdim. Abla abi de bana büyüklük sıfatı olarak geldiğinden sadece Işık demelerini isterdim." "Işık: Evet İnci gel , buyur." "Biliyorsun ki agile yani katliam davası için benimle beraber 2 ajan görevlendirecekti ben bu 2 ajan için birisinin senin olmanı istiyorum." Buket (inci): "İyide efendim ben yapabilecek miyim ki?" Işık: Sen her türlü başarabilirsin tatlım hem sana tecrübe olur yalnız bu görevde kardeşlerin ve senden büyük olduğu bilinmeyen abin de olacak. dedim. "Nasıl yani dedi İnci." Gülümseyerek "Kesinlikle hiç bir şekilde ilgi çekmememiz lazım o yüzden otur anlatmaya başlayalım tatlım" dedim. Gülümsedi oturdu bende anlatmaya başladım; "Öncelikle senin ismin Buket asla değişmeyecek. Aileni getirme sebebimiz istiparat olarak asla ilgi çekmememiz. Seni okula göndermemizin temel sebebi 2 kişi var onları bulmak. Birisi agile'nin başkan yardımcısı yani Kohen dediğimiz adamın kardeşi diğeri ise benim ve Efe'nin de içinde olduğu 12 çocukta uyuşturucu ile deney yaptılar biliyorsun bununda bir şekilde agile ile bağlantılı olduğunu düşünüyoruz ama tam bilgi yok. 2 ajana birisinin sen olduğun konusuna da dönecek olursak senin görevin bilgi toplamak ve 2 kişiyi bulmak diğer ajanın ise senden ekstra görevi sadece çocukları korumak. Diğer ajan erkek olacak ve siz onunla iş arkadaşlığının yani sıra birde partner olacaksınız yani okulda ilgi çekmemek için sevgili olacaksınız. Ayrıca 2. Ajan kohen' in kardeşinin üvey oğlu yani başkan yardımcısını biliyoruz fakat uyuşturucu deneyi yapan kişinin kadın olduğu hakkında hiç bir şey malesef bilmiyoruz. Sadece aklımda "cadı" diye kodladığımı hatırlıyorum. Belki de o kadın agire'ye düşman bilemiyoruz. Ayrıca senin aileni götürmemizin bir sebebi daha var Yahudilerin de bir vicdanı var ve buna göre sizin aile gibi 5 aile acı çekmeden ölecek sonra ise büyük bir darbe girişimi ile belirledikleri kişileri öldürecekler. Sadece 30.000.000.000 kişi kala na kadar durmayacaklar o yüzden önce sizin ailenizi korumamız gerekecek ve bir şeyden kaçıyorsak ondan en iyi saklanma şekli onun dibinde durmaktır çünkü o bizi her zaman uzaklarda arar İnci. " İnci ile konuşmamı bitirdikten sonra seçtiğim 2. ajanın yanına gittim. Son kez nefes aldım genelde beni delirtiyordu. Kapısını çaldım. Girme dedi ama dinlemeden girdim. "Sana girme demedim mi ablacık" dedi. Evet bu küçük kardeşim Doruk'tan başkası değildi. Çoğu kişi onun torpille girdiğini düşünebilirdi fakat beni gerçekten tanıyanlar bilirdi ki ben kardeşim olsa bile torpil yapmazdım. Kendi dişi tırnağı ile benim tarafıma geçmişti bunu da yaptığı her proje ile en basitinden buraya kabul olmak için yaptığı sınav bile bunun kanıtıydı. Elim ile boş konuştuğunu gösteren bir işaret yaptım ve odasındaki koltuklardan birisine oturdum. Toplu olan saçlarımı saldım ameliyattan dolayı dikiş izlerim olduğundan ceketimi çıkartmadım çünkü üstümde giydiğim gömlek ile belli olabilirdi. "Sen gazi olmamış mıydın neden buradasın yat dinlen" dedi. Karşımdaki koltuğa yaslandı ve ceketini çıkardı. Ceketini çıkarınca derisinin üzerindeki yırtıcı kuş dövmesi gözüktü normalde orada Kohen'in kardeşinin yani üvey babasının onu iyi bir ajan yapabilmek için yaptığı yaralar vardı fakat o benim tarafıma geçmiş ve o izlere de adalet anlamına gelen yırtıcı kuş dövmesi yaptırmıştı. "Yatmak bana göre değil" dedim "sende yatma biraz s*iş ruha şifa " dediğinde kaşlarımı çattım ve elimi yumruk yaparak o daha ne olduğunu anlamadan omzuna geçirdim. "Küfür etme lan namuslu çocuk ol ağzına karabiber sürerim bak" dedim tıpkı babaannemiz gibi. Bunu deyince anlık bir daldı sonra ise yüzüne bir şeytani bir gülümseme kapladı. "Küfürü ne yapacağım zaten ablacık gerçeğini yapmak varken" dediğinde ellerime ağzıma götürüm ve yapmacık bir şekilde gözlerimi büyüttüm. "İnanmıyorum sana birde feminist diye geçinirsin " dediğimde ifadem değişmedi yaklaşık daha 3 dakika 22 salise daha geyik muhabbeti yaptıktan sonra asıl konuya sonunda giriş yapabildim. "Bildiğin gibi ata kolejine 2 tane ajan gönderilecek benimle birlikte birisi sensin İnci benim yetiştirdiğim kızlardan birisi ile partner olacaksınız ama aklından rol haricinde kötü cümle geçsin 1 gün değil 1 hafta boyunca yemek yemek hariç bana gelen her davayı aralık vermeden kontrol edersin açıklama ile birlikte" dedim açık olan saçlarımı savurdum sonra ise çenemi ellerime yatırdım. "Tüh ya ben onu Dilber yapacaktım" dediğinde hemen odadan çıktım kontrol etmem gereken davanın dosyalarını ona verdim ve "Akşam uyumuyorsun başında bekleyeceğim bak" dedim. Sızlanarak "ablacık sende ceza ayağına tüm işlerini bana yaptırıyon yalnız bi çalış ya ben miyim NARSO sen mi? Hem sen Efe'nin yanına gitmeyecek miydin kalmayacak mıydın onda?" dedi. Aklıma Efe gelince hızlıca onu aradım "Alo efe ben Doruğa gene ceza verdim akşam yokum Hanksla ikiniz film izleyin" dedim Efe'De onayladığında telefonu yüzüne kapattım ve Doruk efendiye döndüm. "Oha artık çüş be abla mısın düşman mı" dediğinde gene çok konuştuğuna özel işaret yaptım aynı hareketi yapıp olmayan saçlarını savurur gibi yapdığında dayanamayıp güldüm ve "yalnız olmayan bir şeyi savuramazsın" dedim. Oda karşılık olarak "sen olmayan p*pi yi sokuyorsun ama dediğinde yandaki odamda gidip bir tane daha dosya getirdim. Söylene söylene dosyayı masasına koydu akşam ona gene uyku yoktu çok düşünceli bir ablaydım :) "Madem ceza aldım içimde kalmasın ablacık ya siz bu Efe ile hanks ile akşam toplanınca net kırıştırıyorsunuz" dedi. Normalde ceza verecektim ama ona acıdım nede olsa tek gecede 80 dosyaya bakıp açıklama yazmak zor olacaktı dimi. "Ne meraklıymışsın ç*kün keyfine İnci'nin yanında böyle yapma yoksa bine çıkar" dedim ve tatlı bir şekilde gülümsedim. Aynı şekil gülümseyerek karşılık verdi Ata kolejini zaten biliyordu bu davayı ona 1 yıl önce ben bahsetmiştim zaten okula öğrenci kılığında girmemde de büyük rol oynamıştı. Sandalyesinde kurulacağımı bildiğim için içeriden laptopumu aldım saçlarıma sıkı bir at kuyruğu yaptım doruk'un çekmecesinden hiç açılmamış lip balm aldım dudaklarıma sürdüm ve "bu artık benimdir" dedim . Doruk kaşlarını çattı "fakir misin al bi şey çökme benim dudak ürünlerime" dediğinde "ne yapacaksın hem sen bunu para vermeye üşendim kalsın bende çokta kuruyor dudaklarım" dedim. "Birde Dorukçuk ("çuk" kelimesinde baskı var) sabaha kadar bitirmezsen yarın akşamınıda alırım birde bu görev sırasında akşam dışarı çıkman kesinlikle yasak" dedim. Oflayarak ve benim konuşmamdan dosyaya konsantre olamayan Doruk kafasını bir anda kaldırdı kağıtın üzerinden ve çatık olan kaşlarını kaldırdı sonra kaşları indi ve yüzüne yine şeytani gülümseme geldi fakat işi uzamasın diye büyük ihtimalle sustu. Artık onu az çok tanıyordum ve hemen "İnci yapmaz şerefsiz herif git şu e-postanın şifresini de bul" dedim söylenecekken sus keserim yaptım. Kahkaha atacak gibi oldu ama sustu ve o ceza dosyalarına ben ise laptopuma odaklandım hiç bir şey demeden sadece işimizi yaptık belki burada gülmüştük ama biz onunla abla-kardeş olarak çok yarım kalmıştık bu düşünceleri bırakıp işime odaklandım. **** Laptopumdan kafamı kaldırdığımda saat 02:52'idi. Doruk neredeyse tüm dosyaları bitirmiş ben ise araştırmamı yapmıştım. Tolga'ya yine yalan söyleyecektim Efe yalanı çoktan bulmuştu. Doruk'u ise fark edemezdi çünkü okulda ismi Yusuf olacaktı. Esnediğimde oda tükenmez kalemi bıraktı dosyalar açıklama ile bitmişti ona 5 dava vermiştim sonuçlanmış hali ile birlikte fakat ceza vermeden önce kitabın başında dediğim 6 ülke bana sorardı. Benden yani NARSO'dan onay gelene kadar ise geçici hapishanede tutulurdu tabi ki de davaları bende gözden geçirecektim bir kez fakat temel görevi o yapmıştı. Her dava için yaklaşık en az 8 sayfa yazmıştı bu beni memnun etti pek dışarı yansıtmadım fakat o beden dilimden anladı ve sırıttı. Ters baktığımda aynı şekil baktı en son söylenerek dosyaları topladı ona dönerek "Akşam istersen bende kal kızlar te*avüz edebilir" dedim. Belki espri amaçlı demiştim fakat ileride bu yaşanabilirdi tabi ki de yaşanmamalıydı fakat bazen kötü olmalıydı çünkü kötü olmazsa iyiyi ayırt edemez ve ebedi bir kötülüğün içine doğardık. Eşitlik adalet her zaman en doğrusuydu doğru uygulandığında çünkü bazen hukuk salonlarında gözü kapalı olan tek şey heykel olabiliyordu. Ben belki sadece basit bir roman karakteriydim sadece kendi Dünya'mı düzeltebilirdim gerisi ise sizdeydi lütfen ilerde hukukçu doktor yada her an gibi bir meslek olduğunuzda önce cebinize girecek parayı değil gözünüzü kapatın ve adaletli olun şunu bilin halkın çoğunluğu neyse demokrasi de adalette odur buna gözü açık olan her kes şahittir. "Gerek yok ablacık ama şimdi eve gitmeye şoförlük falan geçersen beni de atsana" dediğinde gözlerine sevecen bir ifade yapıştırdı. "Efelere geçecem valla kendin siktir ol" dedim ve aynı sevecen ifadeyi yüzüme yerleştirdim. "Ablacık gözünü seveyim ya bir erkek ortamımız var orada da ceza verme" dedi ama gayet rahattı. Rahatlığı beni deli etmeye yetmişti bile çoktan ama umursamadım. "Arkadaş ortamında olmaz cano Efe'yi arayım dönerim" dedim. Efeyi aradım tek çalışta açtı "heh ışık gelirken votkada alın şu Doruk malını da getir" dedi onu onayladığımda telefonu kapattım. Doruk bacakları tutunduğu için sızlanırken ben laptopu masasına bıraktım astığı ceketinden kilitli olan çekmecenin anahtarını alıp çekmeceyi açıp araba anahtarını aldım. Aynı şekil kilitledikten sonra anahtarları ona attım harika refleskler göstererek tuttu ve tek kaşını kaldırdı bende 2 kaşımı kaldırınca en son bakışmayı sonlandırdım topladığım saçlarımı saldım. Katlanmış olan eteğimi düzelttim ve çoktan dışarıya çıkmış olan Doruğa hızlı adımlarla yetiştim. Arabaya bindiğimizde sürücü koltuğuna o geçti ben ise ön koltuğa geçtim. Müzik açtım yolda bir markette durdurup 3 şişe votka 2 şişede beyaz şarap aldım. Marketçi ile kısa bir süre bakıştık parasını ödemek için uzattığında adam almadı. "Ne işin var senin bu saatte kız halinle" dediğinde hafif öfkelendim fakat belli etmedim sarhoşmuş gibi yaparak "ne varmış halimde vovvv dans" dedim ve ellerimi kaldırarak çok hızlı oynattım. Adam deli görmüş gibi ve birazda acımış ifadeyle baktı normalde ona haddini bildirirdim fakat ben kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değildim. Yolda yürürken de düşüyormuş gibi yaptım. Doruğun arabasına bindiğimde sağlam bir kahkaha attım olayı izlemiş dorukta kahkaha attı ve gülmeler eşliğinde yola devam ettik. Yolda müzik açtık ben şarkıya eşlik ettim belki bakmam gereken bir kıta vardı ama bu benim şuan için umurumda değildi. **** "Biz geldik" diye bağırdım elimde içki şişeleriyle saat çoktan 03.30 olmuştu bile . "Yalnız gençler yarın okul var ben erken ayrılıyım" dedi doruk gülerek. Gözünü kırptı "ne yapıyorsun hankaa" dedi ve gözünü kırptı. Hanks gözlerini devirdi. Efe herkese içki doldurdu ama ben istemedim bu arada evde Lusi'de vardı yani tek kız ben değildim. "Hadi siz oynayın rahatça ben şu Kohen'in kardeşi hakkında biraz daha bilgi alayım" dedim ve diğer odaya geçtim Efenin laptopu aldım odaya mutfağa geçtim sıcak olan bir su vardı zaten hemen onla kahve yaptım. Yer masasında oturanlara baktığımda hepsi bir kart oyunu oynuyorlardı. "ışık gel boş ver zaten Doruk o adamla beraber yaşayacak 5'e kadar vakit geçirelim sonra yatarız sizde 8'de talebe olursunuz" dediğinde Efe gülümsedim ve yanlarına oturdum tabi ki de içki içmeyecektim kahvemi aldım acı olması ekstra uyku açıyordu. Normalde uykum olduğumda uyuyamazdım öylece yorgun olurdum. Kahve ise bu yorgunluğumu alıyordu. "Şimdi oyun şöyle olacak biz başladık baya hayatında yaşadığın en zevk aldığın olayı anlatıyorsun bu olaydan zevk alanlar bardaktaki içkiyi tekliyor zevk almayanlar ise bardaklardaki adamın yüzüne döküyor çoğunluk zevkli bulursa o kişi ıslanmaz fakat eşit yada az çıkarsa ıslanıyor Lusi sende kalmıştık?" Lusi anlatmaya başladı "ben bir keresinde bir bardayım böyle tabi dansöz falan var işte sonra bir iç sarhoş oldum dansözlerden bir tanesi de erkek baya erkek varda işte bu dans ederken sırtına çıktım baya kollarimi kaldırdım direk dansı falan o akşam en az 8 kişiyle seviştim" Doruk 3. bardağını içiyordu hanks da 1 bardak içmişti fakat efe ile ben bir şey içmemiştik. "üzgünüz lus" diye bağırdığımızda bardaktaki suları kızın üstüne döktük. "Biz yeni geldik kim anlatıyor" dedim. "Heh ışık siz gelince baştan başladık herkes anlatacak" dedi ona nazikçe gülümsedim. Soğumuş kahvemi tek yudumda içtim ve bardağa votka doldurdum. "O zaman ben" dedi hanks ve anlatmaya başladı. "işe il girmem çünkü Işığın çalışanı olmak onun sağ kolu olmak hayatımdaki en zevkli olaydı ve değişemezdi." dediğinde içkimden bir yudum aldım masaya baktığımda herkes içkisinden biraz içmişti. Oturduğum yerden doğruldum ve "Sıra sende Efe başla sonra benle şu veledo da olsun yatalım" dedim. Efe başta çok düşündü hatta bir ara daldı gitti. Sonra öksürerek "Hanks lus benim çocukluk aşkım Mira diye bir kız var bahsetmiştim bir gün biz yine çimenlerdeydik tabi o zamanlar Doruk'la yeni tanışmıştık Işık Oğuzun yani Doruk ile Işığın abisinin aksine Doruğa çok tersti işte bizde o zamanlar Doruk'tan kaçardık deney yapılan yer ormanlık alandı fark edilmesin diye. Bir tane de Sinagog (yahudilerin ibadet ettiği yer) var oranın tepesinden yıldızlar çok güzel görülür. Yıldız falan kayıyordu işte bizde Miray'la yıldızları izlemeye başladık. Sonra bana o soruyu sordu. "Yıldızları hep benimle izler misin?" Başta şaşırdım sonra ise gerilerek Evet. Peki sen benim gökyüzümdeki kuyruklu yıldızım olur 40 yılda bir olsa bile uğrar mısın? Gözlerini kaçırdı fakat belki de o an hayatımda en mutlu olduğum tek andı. Hepimizi etkileyen bu olayda herkes içkisini içmiş bense daha 1 kadehi yeni bitirmiştim Aşk insanı her ne kadar yaralıyorsa bir o kadarda iyileştirirdi. Buna ise en iyi tanık Efe olmuştu. Aşk belki de en saf haliyle imkansızdı ya araya başkası girerdi yada bir ölüm geride ise umutsuz tek insan kalırdı. Aşka küsmüş hayata küsmüş yeniden sevilmeye küsmüş umutlara küsmüş kendisine küsmüş. Masum aşk her zaman bir imkansızlık ile sonuçlanırdı arada Dünya'nın en büyük sevgisi olsa bile. Çünkü sevgi her hali ile sevmekti fakat aşk sadece çıkardı ve masum birisinin çıkarları olamazdı. Sıra Doruğa geldiğinde hepimiz şoke olmuştuk belki de hepimiz gene ayıp yada komik bir şey beklerken Doruk bizi gerçekten şaşırmıştı. Benim annem Akif yani Kohen'in kardeşi ile evliydi. Bildiğiniz gibi Işıkla benim sadece babalarımız ortak. Ben çok uzun bir süre onu öz babam olarak bildim öz babam olarak sevdim. Başlarda bana ikisi de bana çok özen gösteriyordu her ne kadar çıkar için olsa da bu benim kalbimi çok etkilerdi. Bu olay ise biz bir gün lunaparka gitmiştik ben atlardan o zamanlar çok korkardım belki de bu korkumun sebebi ileride bana at kanı içirmelerinden dolayıdır bilemiyorum. Sırf korktuğum için benimle beraber bindi sonra ise atı okşayıp gülümsedi o gün ben acılara gülmeyi güzel bir şey sandım. İleride sırf bu yüzden intihar edeceğimi bilmeyerek. Dediğinde gözlerimiz çoktan dolmuştu belki o bunu sarhoşluk etkisiyle söylüyordu normalde bunu da gülerek anlatacaktı. Doruk çocukluğunun kapılarını il defa Hanks ve Lusiye açmıştı. Onunla en çok ben şakalaşırdım en çok ben zorlaştırırdım hayatını fakat bir tek geçmiş kapılarını tamamen bana açmıştı çocukken. Oğuz ölmüştü ve tek Doruk kalmıştı. Oğuz öldü ve uçurumdan düşmemek için tek dal doruk kaldı. Fakat bu dal bana daha çok muhtaçtı. Biz birbirimize muhtaçtık. Efenin Ve hanksın yanından kalkıp Lusinin kayması için gözlerimle bir işaret yaptım kayınca Doruk'un yanına oturdum ve başını omzuma yatırdım benden güç alarak anlatmaya devam etti. Sonra annem yanımıza geldi. Pamuk şeker aldılar bir tanede kardeşim vardı. O ise 2'sinin çocuğuydu kızdı ismi lila'ydı. Sebebi ise annemiz en sevdiği renkmiş. O renge bakınca annem mutlu olurmuş. Pes pembe bir pamuk şeker vardı hep beraber onu yedik. Sonra ise daha çok eğlendik. Tıpkı bir aile gibi o zamanlar fiziksel şiddet yoktu fakat psikolojik şiddet fazlaydı benim yüzümden sürekli kavga ederlerdi üvey babam annemi dövmese de her zaman sinirlenince bir bardak duvara atardı. O bir bardağın sesi belki de 7 gün boyunca aralıksız dayak yemekten daha beterdi. Bu olaylar Lilaya değil sadece bana yansıtılırdı. Fakat o gün ilk defa beraber mutlu olmuştuk belki o pamuk şeker hayatımda yiyip yiyecek olduğum en güzel yiyeceklerden birisiydi. Kafası hayla omuzumdaydı. Gözleri dolmuştu fakat o yaş hiç bir zaman yere düşmezdi. Doruk Ekincinin gözleri dolardı ama asla ağlamazdı. Sadece gülümsedi belki gülümserse her şey geçerdi. Bazen ailemizin bize uyguladığı psikolojik ekonomik şiddet fiziksel şiddetten daha ağırdır. Çocuk bir çiçekti ailesi ise insan. Ailesinin vurarak ona uyguladığı fiziksel susuz bırakmaları, dallarını budamamaları, Güneş'e koymamaları ise psikolojik şiddetti belki dalından koparsa çiçeğin hayatı 1 kez bitecekti fakat her susuz bıraktığında 1000 kez daha ölecekti. İkisini ise yaşamış olan Doruğun ne su bulabilmiş yada hayata yeniden tutunabileceği bir kök. Fakat Doruk tıpkı yazar gibi önce harika açan çiçek olmuş sonra ise basit bir topraktan başka hiç bir şeyi kalmamıştı. BÖLÜM SONU ARKADAŞLAR BÖLÜM BU KADARDI HİKAYE UNSURU HAKKINDA OLAN OLAYLAR DEĞİŞMESEDE YAŞLARI DEĞİŞİCEK YANİ OLAYLAR AYNI YAŞÇA DEĞİŞİCEK SADECE YILLAR FARKLI OLACAK. IŞIK KAREKTERİ 28 TOLGA KARAKTERİ 29 İNCİ(BUKET)20 DORUK 25 OLACAK AYRICA İNCİ İLE DORUK HAKKINDADA PARTNERİN ÖTESİNİ YAPMA GİBİ DÜŞÜNCELERİM VAR. BUDA GİZLİ SPOİL OLSUN. BURADA KONUSU GEÇEN KOHENDE YAHUDİLERİN GERÇEK DİN ADAMI DEĞİL YAHUDİLERİN DİNLERİNE İNANMA SKANDALI BİRAZ FARKLIDIR MESELA BİR KISMI TELEFONU ELİNE ALMANIN DİNLERİNE UYGUN OLMADIĞINI DÜŞÜNÜP KADINI SADECE DOĞURTMA MAKİNESİ OLARAK GÖRÜRKEN BİR KISMI DÜNYA TEKNOLOJİSİNİN %25 HATTA DAHA FAZLASINI ONLAR VE BU %25 İNDE %11İNİ KADINLARIN ÇALIŞMASINI SAĞLAR KOHEN İNANCIDA ONUN GİBİDİR İSMİ BİLİNMEYEN BİR TOPLULUK (BEN BİLMEDİĞİM İÇİN BELİRTMEDİM BİLEN VARSA LÜTFEN YAZSIN) KOHENİN DİRİLECEĞİMİ VE ONLARA YOL GÖSTERECEĞİNE İNANIRLAR BEN İSE BU YOLU KİTAPTA DA OKUYACAĞINIZ GİBİ YAPTIM. BU ARADA BİR MÜSLÜMAN OLARAK HER DİNE İNANIM SONSUZ AYRICADA ÇOĞU BİLGİYİ YAHUDİ OLAN AKRABALARIMDAN GOGLEDE YABANCI SİTELERDEN VE BAZI BELGESEL HESAPLARINDAN BİLGİ EDİNEREK BAZILARINI İSE ŞÖYLE OLSAYDI NASIL OLURDU ŞEKLİNDE YAZDIM İSTEYENLERE İNTERNETTEN BULDUĞUM KAYNAKLARI ATMAYA ÇALIŞACAĞIM. BU ARADA AGİLE DİYE BİR ÖRGÜTÜNDE OLDUĞUNU SÖYLEYEMEM SADECE KELİMENİN ANLAMI BAŞLIKLA UYDUĞU İÇİN KOYDUM. 12 ÇOCUK DİYEDE BİR DAVA YOK DEDİĞİM ŞÖYLEYSE BÖYLE OLSAYDI NASIL OLURDU MANTIĞLA YAZDIM. UZUN UZUZ AÇIKLAMAMIN SEBEBİ İSE BAZI YAZACAĞIM KISIMLARIN GERÇEKLİK PAYI YOK YANİ BİRAZ SUÇ ATMAK GİBİ OLACAKTIR ÖYLE BİR AMACIM OLMADIĞINI BELİRTMEK İSTERİM. AYRICA KUSURA BAKMAYIN SINAVLAR PROJE FALAN FİLAN OLDUĞUNDAN DOLAYI BAYADIR BÖLÜM ATAMIYORUM TELEFİ OLARAK DAHA UZUN YAZMAYA ÇALIŞTIM KİTABI OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜRLER SEVİLİYORSUNUZ.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE