ZÜLEYHA 3. BÖLÜM

1040 Kelimeler
KEYİFLE OKUYUN VE YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN. (Gerçek hayat hikayesinden uyarlanmıştır.) Elleri titreyen Züleyha derin bir nefes çekti içine ve tepsiyi alıp mutfaktan çıktı. İçeride misafirleri vardı ve genç kız çay yapmış, salona götürüyordu. Başını kaldırmadan ilk önce Cemal Bey ve ardından kendi babası Kadir Beyin önündeki sehpaya çayları, daha sonra da kurabiye tabağını koydu genç kız. Züleyha'ya bakıp, "Sağ ol gelin kızım." dedi Cemal Bey sevecen sesi ile. Züleyha kısık sesle, "Afiyet olsun efendim." dedi ve hızlıca yürüyüp salondan çıktı. Ardından da mutfağa geri döndü. Annesi ve kardeşi de mutfakta oturuyorlardı. Züleyha içeri girer girmez, "Abla bu adam seni almaya mı gelmiş?" diye sordu kardeşi Hamza merak içinde. Sesinde de korku dolu bir tını mevcuttu. Züleyha hemen kardeşinin yanına oturdu ve elini onun saçlarına koydu. Sevgiyle okşamaya başlarken, öte yandan da konuşmaya başladı genç kız. "Hayır ablacığım beni almaya gelmedi tabii ki." "Ama bir gün gideceksin değil mi?" diye sordu Hamza dudakları titremeye başlarken. Çok duygusal bir çocuktu hiç şüphesiz. "Gidersem seni de yanımda götürürüm olur mu?" dedi Züleyha gülümseyerek. "Hayır abla! Öyle olmadığını biliyorum. Sen evlenip gideceksin ve bir daha buraya gelmeyeceksin." derken, küçük Hamza gözyaşlarını akıtmaya başlamıştı. "Ben sana kurban olurum Hamza'm. Deme böyle şeyler, ben hiç seni görmeden durabilir miyim?" dedi Züleyha ciddi bir sesle. Hamza'yı çekip sıkıca sarıldı ve başını sayısız defa öpmeye başladı genç kız. "Abla gitme ne olur! Ben seni çok seviyorum, gitmene dayanamam. Lütfen beni bırakma." dedi Hamza ve hıçkırarak ağlamaya devam etti. Züleyha da ağlıyordu kardeşi böyle ağlayınca. "Tamam ablacığım ağlama lütfen." dedi genç kız içi giderken. Belkıs Hanım artık olaya el atmasının vakti geldiğini düşündüğü için boğazını temizleyip otoriter bir sesle konuşmaya başladı. "Hamza yeter artık ağlama. Ablan uzağa gitmiyor ya! Gidebilirse tabii yakınımızda olacak yine. Böyle ağlamaya ve zırlamaya gerek yok." dedi Belkıs Hanım sert bir sesle. Züleyha'ya bakıp, "Sende çocuğu ağlatıp durma Züleyha! Gitmeyeceğim falan de, zaten bu gidişle gidemeyeceksin. Boşuna ağlatma çocuğu." dedi anlam yüklü sesiyle. Züleyha gözlerini silip gülümseyerek baktı kardeşine. "Artık ağlamıyoruz tamam mı Hamza'm. Ben de bir yere gitmeyeceğim, hep senin yanında kalacağım." derken içi yanıyordu genç kızın. "Tamam ablacığım, bak sildim gözlerimi artık ağlamayacağım bende. Yeter ki sen hep yanımda ol." dedi küçük Hamza ve saf bir sevgiyle baktı ablasına. "Kurban olurum ben sana. Gitmeyeceğim." dedi Züleyha. Ablasının dedikleri ile sevinçle gülümsedi küçük Hamza. Belkıs Hanım ayağa kalkıp, "Ben bir içeriyi dinleyeyim, bakalım ne konuşuyorlar?" dedi ve mutfaktan çıkıp salon kapısına gitti. Kulağını kapıya dayayıp, içeride ne konuştuklarını dinlemeye başladı. Duyabilirse tabii... "Abla kapı dinlemek çok günahtı değil mi?" diye sordu küçük Hamza bilmişlikle. "Günah tabii ablacığım." "Annem niye dinliyor o zaman?" diye sordu aynı şekilde küçük Hamza. "Merak ettiği için dinliyor ablacığım. Hem boşver bizi ilgilendirmez, gel sen sütünü iç biz uyumaya gidelim artık." dedi Züleyha. "Tamam ablacığım." diyen çocuk ablasının verdiği sütü alıp içti. "İçtim abla, haydi gidelim. Bana masal da anlatacaksın değil mi?" diye sordu beklenti ile. "Anlatacağım tabii ablam." dedi Züleyha ve kardeşinin elini tutup mutfaktan çıktılar. Züleyha ve kardeşi Hamza odaya gidedursun salonda da hayatını ilgilendiren bir konu konuşuluyordu. Cemal Bey çayını içtikten sonra bardağı önündeki sehpaya bıraktı ve konuşmak için boğazını temizledi. "Şimdi Kadir biliyorsun ki, Mustafa döndü çok şükür. Eh bizde artık Allah'ın izni ile düğünümüzü yapalım diyoruz. Bir gün hep beraber oturup konuşalım da düğün gününü kararlaştıralım. Artık nihayete ersin bu iş." Kadir Bey ak düşmüş sakallarını sıvazlayıp baktı karşısında ki yaşlı adama. Derince aldığı nefesi bıraktıktan sonra konuşmaya başladı. "Tabii Cemal Bey artık bu işin bir an önce olması gerekiyor. İnan ki her gün dahi kızıma görücü gelmek isteyenler var. Hem ne biçim sözlü bu kız, dört yıldır evlenmediler diye laf eden de çok." dediğinde Cemal Bey araya girdi. "Mustafa okul okumaya gitti biliyorsun Kadir, hem sende kızım küçük biraz büyüsün sonra olur dedin. Bende kabul ettim bunu. Elalem de ağzına geleni söyler zaten ne diye takılıyorsun bunlara?" "Takılmayacak gibi değil Cemal Bey. Yemin olsun Züleyha istemem deseydi şimdiye bozmuştum sözü. Lakin arada hem kızım, hem de sizin hatırınız var. Yoksa benim artık gönlüm yok bu işte. Bu kadar uzayan işten de hayır gelmez." dedi Kadir Bey tüm gerçekçi düşüncelerini söyleyerek. "Öyle olmaz bilesin Kadir. Sen bana bir söz verdin ve bu sözü tutmak senin boynunun borcu. Aksi halini katiyen kabul etmem. Züleyha benim gelinim, Mustafa'nın da karısı olacak. İşte o kadar!" dedi sert bir sesle Cemal Bey. Kadir Bey gergince bir nefes aldı ve verdi. "O vakit daha fazla bekletmeyin benim kızımı Cemal Bey. Tez vakitte yapın artık düğününüzü." derken sesi kararlıydı. Cemal Bey, "Sen merak etme Kadir. Hele bir araya gelip konuşalım, ondan sonra düğünümüzü en kısa vakitte yapacağız inşallah." dedi ve ayağa kalktı. "Ben gideyim artık geç oldu." dedikten sonra kapıya doğru yürüdü. Kadir Bey, Cemal Beyi kapıya kadar geçirmiş ve adam arabaya bindikten sonra o da eve girmişti. Salona girdiği gibi karısının oturmuş kendisine sorar gözlerle baktığını gördü. Şuan başka konuşma kaldıracak hali yoktu lakin karısı Belkıs Hanım hiçte bunu yapacak gibi değildi. "E ne oldu Kadir? Cemal Bey ne dedi?" diyen kadın kocasını yanına çağırdı oturması için. Karısının yanına oturan adam sıkıntıyla konuşmaya başladı. "Düğün tarihini kararlaştıralım demeye gelmiş." Belkıs Hanım, "Oh çok şükür! Bir an sözü bozmaya geldiğini sandım. Allah'a şükürler olsun ki öyle değilmiş." deyip ellerini yüzüne sürdü. "Sen ne diye bu kadar seviniyorsun? Kızımız gidecek Belkıs farkında mısın?" diyen Kadir Beyin sesi sertti. "Seviniyorum çünkü artık kızımız yıllardır beklediği yuvasını kuracak Kadir Bey. Kızımızın gözü artık yollarda kalmayacak. Her gittiği düğünde, geline bakıp iç çekmeyecek artık. O da adıyla, şanıyla ak gelinlik giyip evlenecek. Hem konuşanların da ağzı kapanır bu sayede." diye konuştu Belkıs Hanım. Evet sert bir anne idi lakin kesinlikle hem kızı olsun, hem de oğulları olsun onları çok severdi. Kim evladını sevmezdi ki zaten? O sadece kızına kızmıştı artık bekleme diye ancak Züleyha belli idi ki, sevdaya düşmüştü o yüzden de beklemekten vazgeçemiyordu kesinlikle. Kadının kızdığı yer burasıydı. Ama artık buna gerek kalmamıştı, kızı yıllardır beklediği sevdasına kavuşacaktı nihayet. Kadir Bey karısının konuşmasından sonra bir şey dememiş ve ayaklanıp cama doğru yürüyüp camı açmıştı. Kızı her ne kadar içme şu zehri baba dese de, ne yazık ki bırakamıyordu bu mereti. Cebinden sigara ve çakmağını çıkarıp dudaklarına koyduğu sigarayı yaktı adam. Aklında binlerce düşünce varken, o tek bir taneye odaklanmıştı. Kesinlikle kızını artık vermek istemiyordu... BÖLÜM SONU... BÖLÜM BİTTİ, NASIL BULDUNUZ? LÜTFEN YORUM YAPMAKTAN ÇEKİNMEYİN.🤍
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE