ZÜLEYHA 2. BÖLÜM

1016 Kelimeler
KEYİFLE OKUYUN VE YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN. (Gerçek hayat hikayesinden uyarlanmıştır.) Genç adam sıkıntı ile tuttuğu nefesini verip ayağa kalktı. Çok bunalmıştı gerçekten ve yine buralardan kaçıp gitmek istiyordu. Burası ve ailesi onu baskıları ile bunaltıyordu resmen ve Mustafa nefes alamaz hale geliyordu. Bunu istemiyordu işte, kendi aldığı kararlar ile hayatını yaşamak istiyordu genç adam. Ancak ne yazık ki bu mümkün değildi. Kendi hayatında her daim ailesinin sözü geçerdi. Yurtdışında okulunu okuyup bitirmiş ve en nihayetinde memleketine geri dönmüştü. Ailesini de çok özlemişti genç adam ve kesinlikle o yüzden dönme kararı almıştı ki, başka bir sebep daha vardı pek tabii. Daha baskın bir sebep. Dedesi artık dönmesi ve işlerin başında durmasını istiyordu. Dedesinin bir oğlu daha vardı rahmetli babasından başka, lakin ne ona ne de oğullarına bırakmayacaktı işlerini. Tüm hepsi Mustafa, annesi ve iki kardeşinindi. Çünkü hepsi onların da emeği ile olmuştu. Bunu es geçemezdi yaşlı adam. Dedesi Cemal Bey, Mustafa yurtdışına gitmeden evvel onunla konuşmuştu ve bunların hepsini ona bırakacaktı ancak bunun için bir şart koşmuştu yaşlı adam. Mustafa o vakit annesinin ısrarı ve toyluğunun vermiş olduğu etki ile kabul etmişti koştukları şartı. Dedesi ve annesinin isteği ile sözlenmeye ikna olmuştu. Kimi dahi istediklerini bile bilmiyordu, gerçi umurunda da değildi doğrusu. Çünkü öylesine evet demişti ve gerçekten de evlenecek hali yoktu. Kızın kim olduğunu da bilmiyordu, ta ki kız kardeşi kim olduğunu söyleyene kadar... Züleyha'yı istemişlerdi ona. Kasabada ki Kadir beyin kızı idi Züleyha. Mustafa kim olduklarını biliyordu tabii ki, ancak kıza hiç o gözle bakmamıştı. Zaten kız ona göre epey de küçüktü. Dikkatini dahi çekmemişti genç adamın, lakin yine de istemişlerdi. Ki istemekle de kalmamış onları sözlemişlerdi. Mustafa kızı tanımıyordu bile. Zaten yurtdışına giderim onlar da unutur diye düşünüyordu. Ancak hiçte düşündüğü gibi olmayacaktı pek ala. Kız kardeşinin arkadaşı ile evlenecek hali yoktu Mustafa'nın. Onun gözü yükseklerde idi, buradan birini istemiyordu kesinlikle. Hem daha kızın nasıl biri olduğunu bile bilmiyordu. Çok çok uzun zaman olmuştu onu göreli ve şimdi nasıldı, nasıl görünüyordu bilmiyordu. Bilmediği bir insanla da evlenmeyi asla istemiyordu genç adam. İşin ucunda işler ve ailesi olmasa Mustafa kesinlikle dönmezdi buraya, lakin ne yazık ki dedesi artık epey yaşlanmıştı ve işleri yürütemiyordu. İşlerin başına kendisi geçmeli idi artık. Ancak bu evlilik işini de halletmeliydi. Yoksa evlenip gidecek ve tüm hayalleri suya düşecekti. Bir an önce bu işten kurtulmalı idi. "Anacığım yeter artık gözünü seveyim. Bunaldım gerçekten bunaldım." dedi Mustafa ve ayağa kalkıp camın önüne geldi. Ah şimdi bir sigara yakmalıydı lakin bunu şimdi burada yapamazdı. Çünkü annesine saygısızlık olurdu. Onun yerine pencereyi açtı genç adam ve hava almaya başladı. Belki iyi gelir umuduyla. Mihriban Hanım üzgün çıkan sesi ile, "Ama oğlum bu böyle kestirip atacağın bir konu değil ki. Züleyha senin sözlün ve yakında düğünden sonra da karın olacak inşaAllah." dedikten sonra duraksadı, ardından da devam etti. "Ki bu kız dört yıldır, arayıp sormamana rağmen seni bekledi ve hala da bekliyor. Sana fazlasıyla sadık, bu devirde kim böyle olur ki." diye konuştu. Mustafa ise sessiz kaldı annesinin dediklerine. Ne yapsaydı yani? Ne diyebilirdi ki? Beklemeseydi keşke dedi içinden. Ancak bunu sesli dile getirmedi elbette. Oğlunun bir şey demediğini gören kadın, "Her gün evlerine görücü gidiyor biliyor musun? Sözlü olduğunu bilmelerine rağmen hem de." diye devam etti Mihriban Hanım. Sesi sert ve hoşnutsuzdu. Kendini artık tutamayıp, "Ne güzel işte! Evlenip yuvasını kursun anne. Ne diye beni bekliyor ki?" dedi Mustafa annesinin dediklerinden sonra. Dedikleri kendisine epey mantıklı gelmişti kesinlikle. Bunca sene beklemiş olması hataydı ona göre. "Bana bak Mustafa Efendi! Oğlum demem alırım ayağımın altına ona göre. Bu kız yıllardır seni bekliyor seni! İsteseydi şayet ohoo elini sallasa ellisiydi. Ancak o seninle sözlü ve seni seviyor." Mihriban Hanımın dediklerinden sonra Mustafa yüzünü buruşturdu. Bunu beklemiyor ve istemiyordu genç adam. Şimdi bir de bu kızın sevgisiyle mi uğraşacaktı yani? Al başına belayı işte. Kesin yapışkan ve sümsük bir kızdı bu Züleyha. O yüzden bunca yıldır olmayacak bir duaya amin deyip duruyor ve kendisini bekliyordu. Hangi akıllı kendisini bunca zaman bekletip gelmeyen birini severdi ki? "İşte tam da bundan bahsediyorum anneciğim. Bu fikri kızın aklına muhtemelen siz koymuşsunuz ve işin içinden çıkamıyorsunuz. Kaldı ki kız benden çok küçük anne." dedi Mustafa ve ellerini uzun tutamlı kumral saçlarından geçirdi. Bu yerden vurursa belki bir şansı olurdu. Kim bilir? "Küçük değil Mustafa'm. Sen yirmi beş yaşındasın, o da yirmi yaşında. Yani aranızda beş yaş var. Bu fark çok fazla değil ki. Hem bunu bahane etmeye kalkma sakın. Kıza ve ailesine evvelden bir söz verdik ve buna sende onay verdin. Şimdi sakın istemiyorum bahanelerine sığınma. Züleyha ile evleneceksin işte o kadar." diyen kadın oldukça fazla sinirlenmişti. Mustafa delirmek üzere idi. Ne vardı bu Züleyha'da böyle? Ne diye herkes Züleyha ile evleneceksin deyip duruyordu? İçinde filizlenen merakı geri plana atıp, "Tanımadığım, dahası sevmediğim bir insanla nasıl bir ömür geçiririm ki anne?! Bana hiç mi acımıyorsun?! Ben bu lanet olası evliliği istemiyorum." dedi Mustafa sert bir sesle. Mihriban Hanım bir müddet boyunca düşündü ve o da Mustafa gibi ayağa kalktı. Oğlunun omuzuna elini koyup, anne şefkati ile okşadı kadın. "Peki madem istemiyorsun, o zaman bu işten tek bir çıkar yolun var." diye konuştu düşünceli bir halde. Mustafa merakla baktı annesine. "Neymiş o yol?" diye sordu beklenti ile. "Eğer ki Züleyha seninle evlenmek istemezse bu evlilikten kolaylıkla kurtulursun. Ama yok isterse de evleneceksiniz elbette, başka da yol yok." deyip başını iki yana salladı Mihriban Hanım. "Eminim Züleyha'yı gördüğünde bu dediklerine çok pişman olacaksın Mustafa." diye konuşmasına devam etti ve Mustafa'nın son dediklerine cevap vermesini beklemeden oğlunu odasında bırakıp oradan çıkıp gitti. Mustafa ise kendi kendine gülümsedi. O kıza öyle şeyler diyecekti ki, kız arkasına dahi bakmadan kaçacak ve dahası bu evlilikten de kesinlikle vazgeçecekti. Genç adam öyle pişman falan da olmayacaktı pek tabii. Annesi öylesine konuşmuştu emindi bundan. İşte Mustafa'nın keyfi yerine gelmişti şimdi. Beyaz gömleğinin düğmelerini açarken, dudaklarında ki gülümsemeyi silmeden odasında olan banyoya doğru ilerledi genç adam. Geldiği gibi dedesi onu fabrikaya götürmüş ve neyin ne olduğunu göstermişti. Yol yorgunu olan Mustafa bununla birlikte daha da yorulmuştu. Ancak annesinin gelip onunla o lanet kız hakkında konuşması... Onu hayli hayli yormuş ve bezdirmişti. Neyse ki Mustafa bir kurtuluş yolu bulmuştu. Ne olursa olsun bu kızdan kurtulacaktı... BÖLÜM SONU... BÖLÜM BİTTİ, NASIL BULDUNUZ?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE