Ağırlaştıkça ağırlaşan gözlerimi aralamaya çalışmamın bilmem kaçıncı dakikasında uğuldamaya başlayan sesler beynimin içine yankı yapıyordu. Beynimde ki her şey birbirine girmişti. Gözlerimi açmaya uğraştıkça daha çok dibe çekiliyordum. Sanki gözlerimin üzerinde bir ton ağırlık var gibiydi. "Su..." diye inlediğim zaman kimin olduğunu seçemediğim ince bir ses kulaklarımı doldurdu. "Uyandı..." derken tepemde hissettiğim varlık ile titredim ve gözlerimi usulca açtım. Açar açmaz karşılaştığım bembeyaz tavan ile suratımı buruşturdum. Boğazım yanıyordu ve kurumuştu. "Su..." dedim tekrar ve yanımda ki el beni doğrultarak bir yudum su içmemi sağladı. Su boğazımdan geçtiği zaman etraf daha da netleşirken kafamı sağa çevirmeye çalıştım ama acıyan boynuma ile bu tabi ki de imkansız oldu. İnlediğim

