46 bölüm

959 Kelimeler
Massimo, tüm ihtişamıyla düzenlenen davetin başında, elinde kucağında yeni doğan kızı Reya ile büyük salona indi. Gözler, Massimo’nun sert ama bir o kadar da gururlu ifadesindeydi. Lena, davetlilerin arasından ona baktı, kalbi heyecanla çarparken Massimo’nun konuşmasını bekledi. Massimo’nun sesi, salonun dört bir yanında yankılandı, dikkatle kendisini dinleyen misafirlerin hepsi sessizdi. İtalyan mafya dünyasının önde gelen isimleri ve onların eşleri, bu önemli anı kaçırmak istemezcesine pür dikkat kesilmişti. ,, Baylar ve bayanlar, bu gece burada toplanmamızın sebebi çok özel. Sizi ailemin ve ailemizin yeni üyesiyle tanıştırmak istiyorum. Kızım, Reya Massimo Hidalgo." Salon alkışlarla dolup taştı. Misafirler, Massimo’nun yeni doğan kızını hayranlıkla izlerken, Lena da onun yanında durarak bu anın gururunu paylaşıyordu. Massimo, Lena’ya doğru hafifçe gülümsedi, bu anın ikisi için de ne kadar özel olduğunu bilerek. Lena, kocasının yanında gururla dururken, kalbinde hem mutluluk hem de hüzün vardı. Massimo’nun, kızı Reya’yı herkese tanıtırkenki güçlü duruşu ve onun “aile” vurgusu, Lena’nın içinde derin bir sevgi dalgası yarattı. Kendi iç sesiyle bu yeni hayatının ona nasıl hissettirdiğini düşündü. Massimo, misafirlerin coşkulu tebriklerini kabul ederken, Lena’yla göz göze geldi. Lena’nın gözlerinde, yaşadığı bu hayata dair karışık duygular vardı, ama bir şey kesindi: Artık Reya ve Rey ile birlikte bu ailenin bir parçasıydı ve Massimo’nun yanında durarak bu yeni düzeni kabul etmişti. Kutlama, gece boyu devam etti. Müzikler çaldı, şaraplar içildi ve Massimo’nun kızı Reya’ya olan sevgisi, tüm misafirlerin gözünde saygı ve hayranlık uyandırdı. Lena, bu yeni hayata adım atarken, Reya’nın doğumu ile birlikte hem kendisi hem de Massimo için yeni bir başlangıç olduğunu hissediyordu. Bu an, onların birbirine daha da yakınlaşmasına vesile olacaktı. Massimo, gecenin ilerleyen saatlerinde Lena’nın yanına geldi, bir an için sessizce birbirlerine baktılar. ,,Lena, bu gece senin ve Reya’nın sayesinde bu kadar özel oldu. Sana minnettarım." Lena, Massimo’nun bu samimi sözleri karşısında içten bir gülümsemeyle başını eğdi. ,, Biz de seninle birlikte bu ailenin bir parçası olduğumuz için şanslıyız, Massimo." O an, Lena ve Massimo arasında görünmeyen bir bağ daha da güçlendi. Artık sadece onlar değil, çocukları da bu bağın bir parçasıydı. Lena, gelecekteki zorlukların farkındaydı, ama Massimo’nun yanında bu yeni hayatı kucaklamaya hazırdı Kutlama gecesi, büyük bir coşkuyla devam ederken, Lena ve Massimo, bebekleriyle ilgili konuşuyorlardı. Lena, yeni hayatlarına dair umutlar beslerken, arka planda fısıldaşan kadınların sesleri yavaş yavaş kulaklarına ulaşmaya başladı. Sesler netleşince, Lena'nın yüreği burkuldu. ,,Massimo, o evlatlık kızına ne kadar yakın görünüyor, değil mi?" ,,Duyduğuma göre kadın elinde bir oğlan ve karnında bebekle gelmiş buraya. Massimo neden kabul etmiş ki?" ,, Çocuklar ondan bile değil ama o onları sahipleniyor." Ardından gelen gülüşmeler, Lena'nın kalbini paramparça etti. Ne kadar güçlü olmaya çalışsa da, bu sözler ona çok ağır gelmişti. Bir an sessizce durdu, gözlerinde yaşlar birikti ama dökülmesine izin vermedi. Massimo'nun bakışlarından kaçınarak, sessizce ondan izin istedi. ,, Massimo, kızımla birlikte odama gitsem iyi olur. Bu gece biraz dinlenmeye ihtiyacım var." Massimo, Lena'nın ani kararına şaşırdı ama herhangi bir şey demedi. Gözlerinde bir şeylerin ters gittiğine dair bir his vardı, ama o an üzerine gitmemeyi tercih etti. ,,Tabii, Lena. Dinlenmek istersen, gitmekte özgürsün." Lena, Massimo'nun bu nazik cevabını duyunca hafifçe başını salladı ve kızını kucağına alarak odasına yöneldi. Gözleri dolmuştu, ama ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Odaya ulaştığında kapıyı kapattı ve bebeğini beşiğe yerleştirdi. Sonra derin bir nefes aldı, gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. İçinde biriktirdiği tüm kırgınlık, odaya sessizlikle yayıldı. Kutlama salonunda ise Massimo, Lena'nın uzaklaşmasından sonra yalnız kaldı. Kadınların alaycı gülüşmeleri ve fısıldaşmaları devam ediyordu, ama Massimo artık onlara dikkat etmiyordu. Lena'nın hissettiklerini düşündükçe, içindeki öfke yavaş yavaş artıyordu. Gecenin bitmesini sabırsızlıkla bekledi ve nihayet kutlama sona erdiğinde hızla Lena’nın yanına gitmek için odasına yöneldi. Massimo, kapıyı yavaşça açtı ve Lena'yı sessizce izledi. Lena, yatağın kenarında oturmuş, yüzünü ellerine gömmüş haldeydi. Massimo, Lena'nın bu kırgın ve hüzünlü halini görünce içini bir suçluluk dalgası kapladı. Onu üzmek istememişti, ama işte, Lena’nın kalbi kırılmıştı. ,, Lena…" Lena, Massimo’nun sesini duyunca başını kaldırdı. Gözlerindeki yaşlar henüz kurumamıştı. Sessizce Massimo’ya baktı, hiçbir şey söylemedi. Massimo, birkaç adım atarak onun yanına oturdu ve ellerini nazikçe tuttu. ,,Bu gece duydukların… Sana haksızlık ettiler. Bunu biliyorum. Ama şunu bilmeni istiyorum, Lena. Sen ve çocuklarımız benim için çok değerlisiniz. Senin bu eve ve benim hayatıma getirdiğin sıcaklık, her şeyden daha önemli." Lena, Massimo’nun bu sözlerini duyunca biraz rahatladı ama hala içinde bir ağırlık vardı. ,, Massimo, ben… Sadece onları mutlu etmeye çalışıyorum. Ama bazen… Kendimi bu hayatta kaybolmuş gibi hissediyorum. " Massimo, Lena’nın bu içten itirafı karşısında derin bir nefes aldı ve ona daha da yaklaştı. ,,Lena, kim ne derse desin, sen bu ailenin bir parçasısın. Ben de senin yanındayım. Sana söz veriyorum, bir daha kimsenin seni üzmesine izin vermeyeceğim." Lena, Massimo’nun bu güçlü ve kararlı tavrı karşısında biraz daha rahatladı. Gözlerindeki yaşları sildi ve Massimo’nun elini sıktı. ,,Teşekkür ederim, Massimo. Beni ve çocuklarımızı koruduğun için." Massimo, Lena’ya bakarak hafifçe gülümsedi ve ona sarıldı. İkisi de bu kucaklaşmanın içinde, birbirlerine duydukları güveni hissettiler. O an, Lena için Massimo’nun sadece bir eş değil, aynı zamanda bir sığınak olduğunu fark etti. Bu yeni hayat, zorluklarla dolu olsa da, Massimo ile her şeyin üstesinden gelebileceğini biliyordu. Rey'a artık iki aylık olmuştu abisi Rey bu gün 2 yaşına giriyordu Rey'in doğum gününü kutladıkları parti sonrası evde sıcak bir atmosfer hâkimdi. Massimo ve Lena, çocukları uyuttuktan sonra salonda baş başa kalmışlardı. Renzo ve Polo da oradaydılar ama Massimo ve Lena'nın aralarındaki yakınlaşmayı fark edince, Polo Renzo'ya anlamlı bir bakış attı. ,,Renzo, sanırım burada bize gerek kalmadı. " Renzo, Polo'nun ne demek istediğini hemen anladı ve gülümseyerek Polo'yu onayladı. ,,Evet, bence de. Patronumuzun biraz özel zamana ihtiyacı var gibi görünüyor. Hadi biz de kendi işlerimize bakalım." Renzo ve Polo, sessizce salondan çıkarken, Massimo ve Lena'nın arasında yükselen çekim iyice artmıştı. Polo ve Renzo’nun ayrılmalarıyla birlikte, salon tamamen sessizleşti. Lena, Massimo’ya doğru döndü, konuşmaya çalıştı ama aralarındaki elektrik öylesine güçlüydü ki, sözcükler boğazında düğümlendi. ,, Massimo, sanırım bu gece..."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE