30 bölüm

724 Kelimeler
Birbirlerine olan ilgileri ve aralarındaki bağ, her buluşmada biraz daha derinleşti. Lena, Rüzgar’la her görüşmesinde kendini daha iyi hissediyor, Leo’nun baskıcı ve zalim tutumlarından uzaklaşabildiği bu kısa anlarda, gerçek bir mutluluk buluyordu. Rüzgar da Lena’nın yanında olduğu zamanlarda, onun acılarını ve sıkıntılarını paylaşmak istiyordu. Ancak, ikisi de aralarındaki bu değişimi dile getirmekten kaçınıyor, sadece dost olduklarına inanmak istiyorlardı. Bir akşamüstü, Lena ve Rüzgar yine buluşmuşlardı. Yürüyüş yaptıkları sessiz parkta, aralarındaki sessizlik, ikisinin de hislerini saklamaya çalışmasından kaynaklanıyordu. Rüzgar, Lena'ya bakarken, onun gözlerindeki derin hüznü ve aynı zamanda yanında olmanın getirdiği rahatlamayı görebiliyordu. ,,Lena, seninle vakit geçirmek bana gerçekten iyi geliyor. Sanki her şeyin daha kolay olduğunu hissediyorum seninle konuşunca." Lena, bu sözleri duyduğunda içinde bir sıcaklık hissetti. Rüzgar’ın yanında olmak ona da aynı şekilde iyi geliyordu, ama bunu itiraf etmekten korkuyordu. ,,Ben de öyle hissediyorum, Rüzgar. Seninle konuşmak, hayatımda bir nefes almak gibi. Ama biliyorsun… Bu durumun ne kadar tehlikeli olabileceğini." Rüzgar, Lena’nın bu sözlerini duyunca bir an duraksadı. O da bunun farkındaydı. Ama Lena’nın yanında olmanın verdiği hisler, bu riskleri göze almasına neden oluyordu. ,,Biliyorum, Lena. Ama sana yardım etmek istiyorum. Eğer bir yolunu bulabilirsem…" Lena, Rüzgar’ın bu teklifini duyduğunda, içinde bir umut ışığı belirdi. Ancak, Leo’nun baskısının ne kadar ağır olduğunu düşündüğünde, bu ışık hemen sönüverdi. ,,Rüzgar, ne kadar nazik olduğunu biliyorum. Ama bu durumdan kaçış yok. Bunu kabul etmem gerek. Sadece, seninle böyle zaman geçirebilmek bile bana yeterli." Rüzgar, Lena’nın bu sözlerine karşılık sessiz kaldı. Onun ne kadar acı çektiğini biliyordu ve ona yardım edememenin verdiği çaresizlik içinde kıvranıyordu. Ama Lena’nın yanında olmak, onun bu zorlukları biraz da olsa hafifletiyordu. İkisi de birbirine söyleyemedikleri o güçlü duyguları içlerinde saklayarak, görüşmelerine devam ettiler. Her buluşmada, birbirlerine karşı hissettikleri sevgi biraz daha güçleniyor, ama bu duyguları açığa vurmanın getireceği tehlikelerin farkında oldukları için susmayı tercih ediyorlardı. Lena ve Rüzgar, sessiz bir anlaşma içinde, aralarındaki bu güçlü bağın tadını çıkarmaya devam ettiler, ama ikisi de bir gün bu duyguların patlayacağını biliyorlardı. Lena ve Leo, uzun bir aradan sonra birlikte dışarı çıkmışlardı. Alışveriş için gittikleri şehir merkezinde, Leo alışılmadık bir şekilde nazikti. Lena’ya kapıları açıyor, elindeki poşetleri taşımasına yardımcı oluyordu. Bu durum, Lena’nın içinde umut kırıntıları yeşertmişti. Belki de Leo'nun eski, nazik haline geri döneceğini düşündü. Eve döndüklerinde, Lena’nın kalbinde bu umudu büyütmek için sebepler artmaya devam etti. Eve vardıklarında, oğulları Rey ile salonda oturdular. Leo, Rey ile oynarken Lena da onları izliyor, Leo'nun bu halinin devam etmesini diliyordu. Leo, Rey’i kucağına alarak neşeyle onunla konuşuyor, kahkahalar atıyordu. Bu görüntü, Lena’nın içini ısıttı. Çok geçmeden Selma ve Boran da onlara katıldılar. Ailece vakit geçiriyor, aralarındaki gerilimlerin bir anlığına kaybolduğu, huzurlu bir akşam yaşıyorlardı. Gece ilerledikçe, Lena içindeki umudu daha da beslemeye başladı. Leo’nun ona olan tavrı, bugün oldukça yumuşak ve anlayışlıydı. Lena’nın kalbinde, belki de bu evliliğin bir şansı daha olabileceğine dair bir umut yeşeriyordu. LENA (İç sesi):Belki de hâlâ bir umut vardır. Leo bugün bana çok nazikti. Belki de her şey düzelmeye başlayacak. Ancak bu umut, gece herkes odalarına çekildikten sonra yerini tekrar karanlığa bıraktı. Lena, yatağında uzanmış, Leo'nun nezaketinin sürmesini umarak bekliyordu. Ama Leo, odaya girdiğinde gözlerindeki soğuk ifade, Lena’yı tekrar gerçeğe döndürdü. Leo, hiçbir şey olmamış gibi soğukkanlı bir şekilde Lena’ya yaklaştı ve yine ona zorla sahip oldu. Lena, direnmekten vazgeçmiş, kaderine boyun eğmiş bir şekilde, Leo’nun acımasız yüzüyle bir kez daha karşı karşıya kalmıştı. Leo, işini bitirdikten sonra sessizce odadan çıkarken, Lena'nın içindeki umut tamamen yıkılmıştı. Yine aynı hayal kırıklığı, aynı çaresizlik içinde gözyaşlarını tutamıyordu. Kalbinde beliren o ufak umut kırıntısı, Leo’nun acımasızlığı karşısında kaybolmuştu. Lena, bu kısır döngüde sıkışıp kalmıştı, ve ne yaparsa yapsın, bu kabustan kaçmanın bir yolunu bulamıyordu. Lena’nın iç sesi, yaşadığı bu acının derinliğini bir kez daha hatırlattı. LENA (İç sesi):Her şeyin düzelebileceğini ummuştum... Ama Leo yine aynı. Belki de bu kabusun bitmesi için hiçbir umut yok... Lena, yatağında acı içinde kıvranırken, hayatındaki bu çıkmazdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı. Rüzgar'la olan gizli görüşmeleri ve Leo'nun değişmeyen zalimliği arasında sıkışıp kalan Lena, artık gerçek bir çıkış yolu bulmak zorundaydı. Ancak bu çıkış yolunun ne olduğunu henüz kendisi de bilmiyordu Lena, sabah kahvaltısında ailesiyle birlikte otururken kapı çaldı. Kapıdaki görevli, zarif bir davetiye ile masaya doğru geldi. Lena, Leo, Boran ve Selma, davetiyeyi açtıklarında yakın bir ailenin düğününe davet edildiklerini öğrendiler. Boran ve Selma memnuniyetle kabul ederken, Leo'nun da onayladığını görünce Lena, davetin onlar için iyi bir fırsat olacağını düşündü. Bir süreliğine de olsa, Leo'nun baskısından uzaklaşmayı umut ediyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE