Yaklaşmaya cesareti yoktu, mezarlarla arasında yaklaşık on metre vardı. Sessizce izliyordu. Gözleri dolu doluydu, ellerini deli gibi sıkmıştı. Yavaşça öz ailesine döndü, önce annesinin sonra da babasının mezar taşına bakıp durdu. Tek bir şey yer aldı zihninde, ablasının mezarı neredeydi? Gözleri deli gibi büyüdü, neden burada değildi ki? Hızla cesaretini toplayıp yaklaştı, dört mezarın da etrafını deli gibi gezinti, küçük bir tanesini bulmaya çalıştı, yoktu. Geri geri gitti, gözleri dolu dolu olmuştu. Ablasının toprağı, minik mezarı neredeydi? Elleri deli gibi titriyordu, hızla telefonunu çıkarıp dayısının numarasını çevirdi. "Aç.." dedi titrek bir tonda. "Aç.." diye ekledi. Defalarca çalmasına rağmen hiç cevap yoktu. Arkasını dönüp koşmaya başladı, bir an önce evine gidip sormalıydı

