İstemiyor musun?

1685 Kelimeler
.... "Ah!" Ulaş, elini hızla geriye çekti. Baş parmağı elindeki daire testerenin ucuna temas etmişti. Hızla testereyi kapatıp bir adım geriye gitti, parmağından şiddetli kan damlıyordu. Umursamadan arkasını dönüp arkasını döndü, marangozun içerisinde küçük bir oda vardı, genellikle dinlenmek için çekilirlerdi. Odanın bir köşesinde ufak bir ecza dolabı her daim bulunuyordu, tek elini uzatıp kapağını açtı. Çıkardığı yara bandını açmaya çalıştı, derin kesikten öylesine şiddetli kan damlıyordu ki tek eliyle işlemi sağlaması oldukça zordu. Derin bir nefes verip köşeye çekildi, yara bandından gözlerini ayırıp köşedeki ufak bir havluya kaldı bakışları. Uzanıp aldıktan sonra parmağını sıkı sıkı sardı, kan durana kadar bu şekilde beklemesi iyi olacaktı, çok şiddetli kan damlıyordu. "Ulaş Abi" diyen bir ses ile kafasını kaldırdı, iş arkadaşıydı. Genç bir adamdı, ismi İlhan'dı, yıllardır birlikte çalışıyorlardı, yaşı oldukça küçüktü, okulundan fırsat bulduğu her anda soluğu harçlığını çıkarabilmek adına burada alıyordu. "İlhan" dedi, genç adam yanına yaklaştı. Gözleri öncesinde takip ederek geldiği kan damlalarına sonra da adamın tuttuğu havluya kaydı. "Abi ne oldu! Elini mi kestin?" Hızla yaklaşınca Ulaş geriye çekti elini. "Bir şey yok, önemli değil." "Bu kadar kan, önemsiz olduğu için mi geldi?" hızla itirazına rağmen elini sıkıca tutup havluyu dikkatle kaldırdı. Koca bir kesik vardı, baş parmağının arda yerinde açılmış derin bir yaraydı. Gözlerini endişeyle ona çevirdi. "Dikiş atılması gerek." Dedi, Ulaş hızla kafasını iki yana salladı, hastaneden nefret ederdi. "Hayır, gerek yok." Ayağa kalktı, İlhan kolundan tuttu. "Gerek var abi, beklediğin her anda daha da kötüleşecek." "Hayır, büyütme. Birazdan kan duracak." Arkasını dönüp odadan çıktı, onu hiç kimse bir kesik için hastaneye götüremezdi. Havluyu sıkıca sarıp uzaklaştı, hissettiği ağrı da kesinlikle umurunda değildi, önemsiz bir kesikti, çalıştığı süre boyunca başına çok gelirdi bu tür kazalar. ... "Ulaş!" dedi Uygar, apar topar marangoza girdi. Genç adamın gözlerini kapıya kaydı, kardeşini gördüğü anda hızla ayağa kalktı. Yüzünde şaşkınlık belirdi, kardeşi önemli bir şey olmadığı sürece buraya gelmezdi. "Uygar." Genç adamın gözleri hızla kardeşinin eline kaydı, sardığı beyaz havlu tamamen kırmızı bir boya misali renk değiştirmişti. "Hadi hastaneye." Dedi, tek kelime etmesine izin vermeden kolundan tuttu. "İtiraz etmek yok Ulaş, yürü!" diye ekleyip kapıya yürüdü. Kafasını yavaşça geriye çevirdiğinde gözleri İlhan'la buluştu, haber verdiği için ufak bir teşekkür edip kapının önünde bekleyen taksiye ilerledi. .... "Çok büyütüyorsunuz" dedi Ulaş, bir hastanenin acilindeydiler. Doktorlardan biri yaklaşıp öncelikle muayene etti, derin bir kesik görünüyordu. Dikkatle temizleyip gözlerini hastasına çevirdi. "Enfeksiyon kapabilir, hemen müdahale edilmeli." Diyerek bakışlarını geriye çevirdi. "Çok derin değil." Dedi genç adam, doktorun gözleri ona döndü. "Erken müdahale edilmediği takdirde derinleşebilir. Şimdi hemşire müdahale edecek" Arkasını dönüp uzaklaşınca gözlerini kardeşine çevirdi Ulaş, "İzin mi aldın çıkmak için?" diye sordu. Uygar elini omzuna bırakıp sıkıca tuttu, haberi aldığı gibi aklı başından gitmişti. Ömür yoldaşı, tek dayanağı ve ailesiydi, bir an bile bir şey olma ihtimalini düşünmek bile korkutucuydu. "Önemli değil, nasıl hissediyorsun? Ağrı var mı?" Ulaş'ın yüzünde ufak bir gülümseme belirdi, hissettiği ağrıyı kesinlikle umursamıyordu. "Önemsiz." Dedi, Uygar gözlerini kısıp yüzüne baktı. "Umursamaz olmayı bırak Ulaş. Doktoru duydun, önemli sonuçlara sebep olabilirdi." Kafasını sallayıp elini kardeşinin bakışlarına çevirdi, kan biraz da olsa durmuştu. "Bak tedavisiz bile azaldı." "Ulaş!" diye sitem etti genç adam, kardeşinin umursamazlığı aklını alıyordu. "Tamam kızma, geldik işte hastaneye." Yavaşça geriye çekildi Uygar, yatakta oturan kardeşinin yanında ayakta duruyordu. Gözlerini etrafta gezdirdi, hala hemşire gelmemişti. Arkasını döndü, sormalıydı, acaba neden gelmemişlerdi hala. İki adım attığı anda gözleri birine kaydı, genç bir kızdı, düz saçları ve alnına dökülen kahkülleriyle yürüyordu. Üzerinde beyaz bir önlük, elinde de birkaç malzeme vardı. Yüzünde ufak bir gülümseme belirdi, şimdi kardeşinin aklı gidecek, tüm dengeleri altüst olacaktı. Bir adım geriye çekilip gizlendi, genç kız acile giriş yaptığı anda adımlarını durdurdu. Gözlerini çevrede gezdirdiği anda bakışları yataklardan birinde oturan genç adama kaydı, kafasını yere eğmiş, sabırsızca bekliyordu. Yüzünde koca bir şaşkınlık oluştu. "Ulaş!" dedi Leyla, genç adam duyduğu anda kalbinin deli gibi çarptığını hissetti. Yanlış mı duymuştu, kalbinin en büyük heyecanı olan ses miydi bu? Bakışlarını yavaşça kaldırdığında gözleri genç kızın gözleriyle buluştu. Beyaz önlük içerisinde bambaşka gözüküyordu. "Leyla.." dedi fısıltıyla. Şaşkındı genç kız, bakışları eline kaydı, parmağındaki kesiği gördüğü anda adımlarını hızlandırıp önünde durdu. "Ne oldu? Nasıl oldu bu? İyi misin?" diye sordu, nefessiz soru soruyordu. Elindeki malzemeleri yatağın yanında bulunan dolabın üzerine bırakıp elini dikkatle tuttu, genç adam kalbinin duracağını hissetti. "Çok derin." Dedi genç kız, bakışları endişeyle yaradaydı, "Hemen müdahale edeceğim." "Önemli değil." Dedi Ulaş, sessizce durmuştu. Genç kız öylesine yakında durmuştu ki nefes alması bile zorluyordu. Kafasını dikkatle yaraya eğmiş, müdahale etmeye çalışırken öylesine ciddiydi ki gözleri sadece yarayı görüyordu. Önce uyuşturma adına küçük bir ilaç yaptı, dikişe geçerken gözlerini öncesini genç adama çevirdi. "Acı hissetmeyeceksin." Kafasını sadece olumlu anlamda salladı genç adam, aklı hiçbir şeyi almıyordu. Gözleri, kalbi ve beyni elini dakikalardır sıkı sıkı tutan kızın üzerindeydi. "Önemli değil." Fısıltıyla kelimeler ağzından çıkıyordu, gözlerini yavaşça kızın yüzüne çevirdi, öne doğru eğilmiş, saçları yüzünün büyük kısmını kapatmıştı. Ara ara duraksıyor, ufak ufak üflüyordu. Anesteziye rağmen canını yakmamak için büyük gayret ediyordu. "Acımıyor." Dedi Ulaş genç kızın üfleyişini görüp. Bakışlarını yavaşça kaldırdığında gözleri adamın gözleriyle buluştu Leyla'nın, bir çift siyah ile birkaç gündür ne çok buluşuyordu. Bakışlarını yavaşça yeniden eğdi, "Dikkat etmelisin." Dedi, "Parmağında kalıcı bir hasar verebilirdi." Tek kelime edemedi genç adam, dediği her şeyi yerine getirecekti. Kafasını olumlu anlamda salladı, "Dikkat edeceğim." Kısık bir soluk alıp geriye çekildi Leyla, pansumanı dikkatle sarıp gözlerini genç adama çevirdi. "Birkaç gün dikkat etmelisin." Kafasıyla onayladı Ulaş, kesinlikle dikkat edecekti. Derin bir nefes verdi genç kız, elini yavaşça avucunu açarak genç adama uzattı. "Telefonunu alabilir miyim?" diye sordu. Genç adam ufak bir şaşkınlık yaşadı, kalbindeki çırpınmaya engel olmaya çalışarak itiraz etmeden telefonunu cebinden çıkarıp uzattı. Genç kız bir numara tuşlayıp çaldırdıktan sonra gözlerini ona yeniden çevirdi. "Numaram bu, bir sorun olduğu anda öncelikle beni aramalısın." Diyerek eline uzattı. Sessizce kafasıyla onayladı genç adam, titremeye başlayan elleriyle telefonunu aldı. Gözleri anında ekrandaki numaraya kaydı, ne çok hayalini kurmuştu bu numaranın rehberinde yer almasını. "Leyla" diyen sesle genç kız kafasını geriye çevirdi, başka bir hasta gelmiş, tedavi için doktor onu bekliyordu. "Geliyorum." Diyerek genç adama yeniden gözlerini çevirdi. "Çok geçmiş olsun, gitmem gerek." Arkasını hızla dönüp doktora ve yanındaki hastaya koştu. ... Kapının önünde sessizce oturuyordu Uygar, elinde telefonu vardı. Ekranda bir video açıktı, tüm dikkatini piyonu tuşlarına ustaca vuran genç kızın üzerinde, kulakları da sadece duyulan müzikteydi. "Size bir ödev Uygar Bey, bu müziğin sözlerini bulabilir misin?" yazıyordu. Derin bir nefes verdi, bu müziği ilk defa duymuştu, pek müzik dinlediği de yoktu ki. İşinin yoğunluğu arasında hiç fırsatı olmuyordu. Yavaşça kaldırıp kulağına yaklaştırdı, sesini duymaya gayret ederek en başa sardığı anda telefon titredi. Kulağından indirip ekrana baktı, 'Nazlı- Bir yeni mesaj' yazıyordu. Merakla hızla dokunduğunda bir fotoğraf gördü. Genç kız okulunun önünde duruyordu, üzerinde kısa beyaz bir mont ve aynı renk bir bere vardı. Yosun gözleri parıldayarak gülümsüyordu. "Dersim bitti, acaba seni görebilir miyim?" yazıyordu. Baş parmağını yavaşça fotoğrafın üzerinde gezdirdi genç adam, iki günden beri bu kız cevapsız bırakılmasına rağmen aralıksız ona kendini hatırlatıyor, videolar, fotoğraflar ve mesajlar gönderiyordu. Mesajı sessizce tekrarlayıp kafasını iki yana salladı, onunla görüşemezdi. Söylediği ufak yalanın altında ezildiği sürece de görüşmeyecekti. O da diğer yalan söylediği gibi kızlar gibi ilk gün gerçeği fark edip onu terk etmeli ve böylesine inat etmemeliydi. Bir mesaj daha geldi aynı anda, "Bu arada o müzik sadece senin için, umarım bir gün sözlerini bulursun." Yazıyordu. Umursamamaya çalışarak mesajı yavaşça kapatıp telefonu cebine koymak için doğrulduğu anda telefonun sesini duydu, çalıyordu. Ekrana baktığında genç kızın ismini gördü, görüştükleri andan bu yana ilk arayışıydı. Gözleri şaşkınlıkla büyüdü, niye arıyordu acaba? Eli istem dışı cevaplama tuşuna gitti, yavaşça kulağına yaklaştırdı. "Alo.." dedi fısıltıyla. Genç kızın yüzünde koca bir gülümseme belirdi, sesini duymak çok iyi geliyordu. Arabasına yaklaşıp sürücü koltuğuna yerleşti. "Bu.. 'evet' demek mi oluyor yoksa?" diye sordu anında heyecanla. Telefonu sıkıca tutuyordu genç adam, "Çalışıyorum." Dediği anda hastanenin içerisinde bir hastaya dair anons yankılandı. Genç kız hızla doğruldu, kemerini sıkıca bağlamıştı. Yüzünde şaşkınlık belirdi, "Hastanedesin Uygar, kötü yalancısın." "Şey.. kardeşim ufak bir kaza geçirdi, yanındayım." "Kardeşin mi? İyi mi şu anda?" "Evet, parmağına dikiş atıldı." "Hangi hastanedesiniz?" dediği anda genç adam bir büyüye kapılmışçasına tereddütsüz, "Medical" dedi. Nazlı hızla arabasını o yöne çevirip çalıştırdı, onu kesinlikle görmeliydi. "Oraya gelebilir miyim?" diye sordu. Uygar kafasını iki yana salladı, bunu kesinlikle istemiyordu. Ne kardeşiyle karşılaşmalı ne de onları görmeliydi. "Hayır, gideceğiz birazdan." "Peki, geçmiş olsun." Diyerek telefonu kapadı Nazlı, yüzünde koca bir gülümseme belirdi, telefonu koltuğa bırakıp tüm dikkatini yola çevirdi, onu görmek için oldukça sabırsızdı. "Ulaş" dedi Uygar, kardeşinin acilden çıkış yaptığını gördü. "Ne oldu?" "Çıkabiliriz." "Dikiş atıldı mı?" "Evet, çok iyiyim." Diyerek çıkışa döndüğünde kardeşi de yanına yaklaştı. "Leyla mı yaptı?" Ulaş'ın gözleri ona döndü, onu görmüş müydü. "Evet." Gülümsedi Uygar, eve gidince ona iyice sataşacaktı. ... "Uygar!" dedi bir ses, iki kardeşin de gözleri hızla o yöne döndü. Genç bir kız vardı geride, sırtını spor son model bir arabaya yaslamış bekliyordu. "Sana mı sesleniyor?" diye sordu Ulaş, gözlerini merakla kardeşine çevirdi. Genç adam sessizce duruyordu, şaşkındı. Nazlı hızlı hızlı adımlarla yaklaşıp ikisinin önünde durdu. "Ben Nazlı, Uygar'ın ikiz kardeşi olmalısın." Deyip Ulaş'a elini uzattı. Genç adam şaşkınlıkla önce kardeşine baktı, sonra elini uzatıp sıktı. "Ben de Ulaş, memnun oldum." "Çok geçmiş olsun, durum nedir?" diye sordu genç kız, Ulaş kafasını olumlu anlamda salladı. "Daha iyi, teşekkür ederim." Yavaşça geriye çekilip arkasını döndü, kardeşinin böylesine tepkisiz durmasına oldukça şaşırmıştı. İkisini yalnız bırakmalıydı, bu büyük ihtimalle videoda piyona çalan o kızdı. "Beni gördüğüne sevinmedin sanırım" dedi genç kız, gözlerini Uygar'a çevirdi. "Gelmemeni söylemiştim." "Seni görmem gerekiyordu." "Hayır, beni görmemen, mesaj atmaman ve aramaman gerekiyor." Kafasını yavaşça iki yana salladı genç kız, onu kesinlikle dinlemeyecekti. "Bunları yapamam, üzgünüm" Derin bir soluk verdi genç adam, onu gördükçe, fotoğraflarına, videolarına baktıkça ipin ucunu kaçıracak, kalbine engel olmakta zorlanacaktı. Bunu yapamazdı, onunla görüşmesindeki tek amaç, tıpkı diğerlerinde de olduğu gibi sadece bir gün beraber takılıp bir daha karşılaşmamaktı. "Beni görmek istemiyor musun?" diye sordu genç kız, yüzü anında asılmıştı. Yavaşça geriye bir adım attı Uygar, iki elini deli gibi sıktı. Zihninde videolar ve fotoğraflar, kulağında da usta parmakları ile çaldığı piyona sesi vardı. "Hayır... istemiyorum." Kısık bir soluk verip bakışlarını genç kızın gözlerinden ayırdı. "Hiç istemiyorum." Diye ekledi. Gözlerinin dolduğunu hissetti Nazlı, yavaşça yutkunup geriye bir adım attı. "Tabii, bir daha görmeyeceğine emin olabilirsin." ....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE