Müzik

938 Kelimeler
Gözlerini kapının sesiyle araladı Uygar, sabahın erken vaktiydi. Kolundaki saate baktı, alarmının çalmasına yaklaşık yarım saati vardı. Merakla doğruldu, sabahın bu saatinde kim kapıyı çalabilirdi? Uykulu gözleriyle ayaklarını yataktan indirip yavaşça doğruldu. Odanın kapısını aralayıp salona geçti. Kapıyı açtığı anda gözleri tek birine kaydı, bahçe kapısının gerisinde bir genç kız duruyordu. "Leyla.." dedi şaşkınlıkla. Terliklerini ayaklarına geçirmek adına tek adım atınca kardeşinin sesini duydu. "Kim geldi?" diye sordu Ulaş, uykulu gözleriyle kardeşinin gözlerine bakıyordu. Uygar kısık bir soluk alıp "Leyla.. " dedi, genç adam tüm bedeninin deli gibi titrediğini hissetti, ismini duymak bile bunun için yeterli oluyordu. Gözlerini hızla bahçe kapısının gerisinde çevirdiğinde onu gördü. Genç kızın kafasının bir kısmı ve kahkülleri gözüküyordu. "Ben açarım." Dedi, kardeşini geride bırakıp hızla arkasını döndü. Koridorda küçük bir ayna vardı, önüne geçip saçlarını elleriyle düzeltip hızla kapıya yöneldi. Ayağına terlik geçirip hızlı hızlı adımlarla kapıya yürüdü. Sadece birkaç adımdan oluşan bu yol, ne çok sürmüştü bugün? Kapının tam arkasında adımlarını durdurup derin bir nefes aldı, cesaretini toplamaya ihtiyacı vardı. Kafasını yavaşça kafasını geriye çevirdiğinde gözleri Uygar ile buluştu, sessizce durmuş gülümseyerek kardeşinin heyecanına şahit olmaya çalışıyordu. "İçeri gir" dedi Ulaş kardeşinin izlemesini kesinlikle istemiyordu. Heyecanını fark ettiği anda her fırsatta karşısına geçip ona sataşacaktı. Kafasını olumlu anlamda gülümseyerek salladı Uygar, şu anda itiraz edip onu kızdırmayı daha sonra ertelemeliydi. Yüzünde tebessüm belirdi, "Emredersin kardeşim." Arkasını dönüp içeri girdi. Ulaş derin bir nefes alıp gözlerini yeniden kapıya çevirdi, kısık bir soluk alıp kapıyı açtığı anda kalbi deli gibi çarpmaya başladı. İlk defa, ilk defa genç kız kapısına gelmişti. "Leyla.." dedi fısıltıyla, genç kızın yüzünde koca bir gülümseme belirdi. Elinde bir saklama kabı vardı, sıkı sıkı tutmuştu. Saçlarını özenli açıp düzleştirmişti. Alnına dökülen kahküller gül yüzüne ne çok yakışıyordu. Bir elinde sıkıca tuttuğu bir kitap, kolunda da koca bir çanta vardı. İçerisinde defter ve kitaplar olduğu görülüyordu. "Ben.." dedi genç kız, kısık bir soluk alıp elindeki kabı yavaşça uzattı. Hastaneye gitmeden önce genç adama uğrayıp dün gece kendi elleriyle yaptığı böreklerden getirmek istemişti mektubu kaybettiği için suçluluğu hiç dinmeyecekti. "Bunu sizin için getirdim." Diye ekledi, yüzünde ufak bir tebessüm vardı. Genç adamın gözleri hızla kaba kaydı, bir elinde sıkı sıkı tutmuştu. Kalbi deli gibi çarpmaya başladı, deli gibi hoşlandığı kız ona kendi elleriyle yaptığı börekten mi getirmişti? Dünden bu yana bir rüyada mıydı, önce ellerinden kahve içmiş, şimdide böreklerinden yiyecekti. "Bizim için mi?" dedi kısık bir tonda, deli gibi çarpan kalbine engel olmaya çalışıyordu. Alt dudağını yavaşça ısırdı genç kız, kafasını olumlu anlamda salladı. "Evet, sen ve Uygar için." Dedi. Genç adam uzatılan kabı, tıpkı kırılacak bir can vazo gibi dikkatle eline aldı. İki avucunda deli gibi sıktı, bunu evinin, kahvaltısının en güzel yerine koyacak, yemeye kıyamayacaktı. "Teşekkür ederim." Yüzünde gülümseme belirdi genç kızın, ufak bir soluk alıp kolundaki saate baktı. "Staja geç kalacağım, görüşürüz." Elini sallayıp hızla arkasını döndü. Hızlı hızlı adımlarla ilerlerken Ulaş sessizce izliyordu. Bedeni kaskatı kesilmiş, tüm dünya durmuştu. Giderken ona gerçekten de 'görüşürüz' mü demişti. Boştaki elini yavaşça ensesine bırakıp ovdu, yüzünde istem dışı gülümseme oluştu. "Görüşürüz." Dedi fısıltıyla. Gözden kaybolduğunu fark ettiğinde elini kapıya bıraktı. Geriye bir adım attığı anda bedeni bir bedene çarptı. Hızla bakışlarını çevirdiğinde kardeşini gördü. Uygar genç kızın vedalaştığını gördüğü anda hızla kardeşinin yanına koşmuştu. "Görüşürüz Ulaş" dedi genç kızı taklit ederek. Ulaş'ın gözleri ona döndü, hızla gözlerini kıstı. "Uygar!" diye uyarıda bulundu. Kardeşi hızla saklama kabına elini uzatıp bir börek çıkardı. "Güzel mi bakalım" hızla ağzına attı, tek ısırık da gözlerini hızla kardeşine çevirdi. "Muhteşem" diye ekleyip yeniden yaklaştığında Ulaş hızla geriye çekti. Bu börekler böyle ayaküstü yenilemezdi. .... Kahvaltı masasında oturuyordu Ulaş, "Geç kalıyorum." Dedi, kardeşinin çayları servis etmesini bekliyordu. "Geliyorum" dedi genç adam, ocağa yaklaşıp çaydanlığı eline aldı. Masaya yaklaşıp önce kardeşinin bardağını doldurdu, kendi bardağına yaklaştığı anda telefonu titredi. Ulaş'ın gözleri hızla telefona döndü, masanın köşesinde duruyordu. "Nazlı- bir yeni mesaj" yazıyordu. "Nazlı kim?" diye sordu aniden, Uygar'ın gözleri büyüdü, hızla çaydanlığı ocağın üzerine bıraktı, kendi bardağını doldurmayı bile düşünemedi. Kardeşinin telefonu almak için elini uzattığını gördüğü anda hızla yaklaşıp geriye çekti. Gözlerini kıstı Ulaş, "Piyano çalan kız mı?" diye sordu, Uygar kafasını hızla iki yana salladı. "Hayır." "Kim Nazlı?" "Önemsiz biri." Yavaşça öne doğru yaklaştı Ulaş, ona kesinlikle inanmıyordu, kardeşi ilk defa telefonunu bu kadar gizlemeye çalışıyordu. "Bir şeyler gizliyorsun ama öğreneceğim." "Hayır, bir şey yok." "Öğreneceğim kardeşim." Deyip kendine emin bir şekilde göz kırpıp çayını yudumladı. Daha fazla oyalanırsa işe geç kalacaktı. Yıllardır bir marangozda çalışıyordu. .... Telefonunun titrediğini hissetti Uygar, bir aracın altına boylu boyuna yatıyor, elindeki aletlerle tamirini gerçekleştirmeye çalışıyordu. Elleri, tüm parmakları boyalarında da etkisiyle tamamen kararmıştı. Tir tir titreyen telefonuyla derin bir nefes verip önce ellerini üstündeki tuluma sürüp temizlemeye çalıştı. Ellerinden destek alarak bedenini kalkmadan geriye çekip aracın altından sadece gövdesinin bir kısmını çıkardı. Merakla yan cebinden telefonu çıkardığında ekranda 'Nazlı – bir yeni mesaj' yazıyordu. Yüzünde şaşkınlık belirdi, bu kız hala mesaj atmaya devam ediyordu. Neden bu kadar inatla devam ediyor, yalanına yalan katmaya devam ettirmeye zorluyordu. Derin bir nefes verip tıkladığı anda bir video belirdi önünde. Genç kız piyonun önünde oturuyordu, yüzünde her videoda olduğu gibi büyük bir gülümseme vardı, ömrünün en büyük hobisi ve mutluluğuydu parmakların tuşlara vurarak çıkardığı bu ses. Saçlarını özenle açmış, kafasına ince beyaz bir bere takmıştı. Askılı bir tişört ve ince topuklu bir çift beyaz ayakkabı giymiş önündeki tuşlarla bir müzik çalıyordu. Mesajın en altında, "Size bir ödev Uygar Bey, bu müziğin sözlerini bulabilir misin?" yazıyordu. Genç adamın yüzünde şaşkınlık belirdi, videoyu hızla başa sarıp yeniden dinledi, hiç bilmediği bir şarkıya aitti. Bedenini tamamen dışarı çıkardı genç adam, bu aracın acelesi yoktu, biraz dinlendikten sonra işine devam edebilirdi. Ayağa kalkıp köşeye çekildi, bir sandalyeye yerleşip videoyu yeniden açtı. Bir an önce bulup ona cevap vermeliydi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE