Olur.." dedi Leyla çekingenlikle. Yüzünde ufak bir tebessüm belirdiği anda bir taksi durdu tam önünde. Bakışlarını merakla çevirdiğinde bir kapıdan Ulaş'ın, diğer kapıdan da Buse'nin indiğini gördü.
Ulaş’ın gözleri hızla Leyla’ya döndü, kalbinin her gördüğü anda deli gibi çarptığını hissetti. Yavaşça yanına yaklaşıp, “Leyla..” dedi fısıltıyla. Genç kız bakışlarını gerideki kızdan ayırıp kısık bir soluk olmaya çalıştı, şaşkındı. “Gidiyordum bende, görüşürüz.” Diyerek arkasını döndü. Attığı ilk adımda Uygar’ın seslenişini duydu, duymamaya gayret ederek adımlarını hızladırıp sadece dakikalar içerisinde gözden kayboldu.
Bakışlarını kardeşine çevirdi Uygar, evde olmadığını bilmiyordu. Derin bir nefes verdi, kızı zar zor eve girmesi için ikna edebilmişti. “Her şeyi mahvettin.” Dedi fısıltıyla, kardeşi anlam vermeye çalışarak gözlerine bakıyordu.
“Ben Uygar, Ulaş’ın ikiz kardeşiyim.” Diyerek bir adım geride bekleyen kıza yaklaşıp elini uzattı.
Buse’nin gözleri önce Ulaş’a döndü, gizli bir onay aldıktan sonra elini uzattı. “Ben de Buse, memnun oldum.” Dedi oldukça uzak bir tonda. Gözlerini genç adama çevirip yavaşça yanına yaklaştı, “Seni eve bıraktığıma göre artık gitmeliyim.” Dedi, gözlerini bekleyen taksiye çevirdi.
“Teşekkür ederim.” Dedi Ulaş, hem ailesinin mezarını göstermiş hem onuna eşlik etmiş hem de evine kadar bırakmıştı. Buse’nin yüzünde ufak bir gülümseme belirdi, “Hiç önemi yok, görüşürüz.” Arkasını dönüp taksinin arka koltuğuna yerleşti. Elini salladığı anda şöfor çalıştırdı.
“Kim bu kız?” diye sordu Uygar, gözlerini merakla kardeşine çevirdi.
Ulaş cevap vermeden arkasını dönüp içeri girdi, kardeşinin seslenişine rağmen eve girip odasına geçti. Kapıyı örtmeye çalıştığı anda Uygar engel oldu. “Ne oluyor Ulaş?” diye sordu. Odaya giriş karşısına geçti.
“Leyla da bu aralar garip olduğunu söyledi, bir sorun mu var?”
Ulaş’ın gözleri yavaşça ona döndü, kardeşim dediği kişinin yüzüne bakmak bile artık oldukça zordu. “Leyla mı?” diye sordu merakla. “Evet, öğrenmemi istedi. Onu senin için eve davet etmiştim ama Buse’yi görünce vazgeçti.”
Derin bir nefes verdi Ulaş, kardeşini sollayıp hızla odadan çıktı. Ayaklarına ayakkabılarını geçirip sokağa geçti. Genç kıza büyük bir açıklama borcu vardı, büyük ihtimalle yanlış anladığı için kaçarak uzaklaşmıştı.
Hızlı adımlarıyla sokağı geçip bakkalın önünde durdu, gözlerini içeriye çevirdi. Genç kız gözüküyordu, yanında babası vardı. Bugün yüzünde hiç alışkın olmadığı bir ifade vardı, her zamankinin aksine gülmüyordu. Babasına birkaç şey söyleyip bakkaldan çıktığını gördü, “Leyla.” Dedi genç adam.
Genç kızın gözleri hızla ona döndü, “Ulaş” dedi, genç adam hızlı adımlarla yanına yaklaştı. “Az önce..” Susup derin bir nefes verdi, kalbininin üzerinde koca bir alev vardı, gerçekleri, geçmişini, yaşadığı hayatı düşündükçe tüm bedenini ele geçiriyor fakat bu kızın ufak bir tebessümüyle bile rahatlayabiliyordu.
“Uygar az önce eve gireceğini fakat bizi görünce vazgeçtiğini söyledi.”
Leyla kafasını çevirip gözlerini gözlerinden ayırdı, gözleri babasına kaydığında yürümeye başladı. Genç adam uzaklaşmasına engel olmaya çalışarak yanına geçip eşlik etti. “Hayır, girmeyecektim. Uygar ısrar edince geri çevirmek istemedim.”
“Bizim kapıya mı gelmiştin?”
“Hayır, bakkala geliyordum”
Genç adam derin bir nefes verdi, “Bakkalın yolu diğer sokaktan daha kısa oluyor Leyla.” Dedi. Genç kız adımlarını durdurup gözlerini ona çevirdi, babasının görüş açısından oldukça uzaklaşmışlardı.
“Peki.. “ dedi, genç adam haklıydı, onlara uğramadığı sürece o sokaktan geçmek yolu oldukça uzatıyordu. Bakışlarını parmağına çevirdi, “Parmağını kontrol etmek istemiştim sadece, iş psikolojisi sadece.” Diye ekledi.
“Anladım.” Dedi Ulaş, parmağını yavaşça uzatıp bekledi. “Bugün düne göre biraz da ağrı var, kontrol edebilir misin?”
Genç kız itiraz edemedi, dikkatle parmağa dokundu. Sargıyı ve pansumanı dikkatle inceledi, hiçbir sorun gözükmüyor ve oldukça iyi gözüküyordu. “Bir sorun gözükmüyor.” Dedi. Ulaş kafasını hızla iki yana salladı, “Hayır, iyi değil”
“İyi Ulaş.” Dedi itiraz ederek. Oldukça emindi, yara çok iyi gözüküyordu.
“Değil Leyla, biraz daha kontrol edebilir misin?”
Bakışlarını yeniden yaraya eğdi genç kız, Ulaş gözlerini yavaşça kapatıp kafasını ona doğru yaklaştırdı. Saçlarının tam köşesinde gizlice durup kokusunu içine çekti, kalbindeki alev biraz da olsa duruldu, yerini enkazın üzerinde açmaya çalışan bir tohuma bıraktı.
“İyi,, “ dedi Leyla, kafasını kaldırdığı anda gözleri adamın gözlerine kaydı. Kalbini bir his sardı, yavaşça geriye çekilip bakışlarını ayırmaya gayret etti. “Eminim iyi.” Diye ekledi.
Kafasını olumlu anlamda sallamak durumunda hissetti genç adam, onu daha fazla yanında tutamayacaktı, parmağı oldukça iyiydi, kötü olduğuna bir hemşireyi ikna etmek mümkün bile değildi. “Peki.” Dedi, parmağını geriye yavaşça çekti.
“Ağrı devam ederse yarın stajım var, hastaneye uğrayabilirsin. Detaylı kontrol edebilirim.”
“Dinmezse uğrarım, teşekkür ederim.”
“Görüşürüz o halde.” Dedi genç kız, arkasını döndüğünde Ulaş derin bir nefes aldı. Onu daha fazla yanında tutamamıştı, elini yavaşça kalbinin üzerine bırakıp sakinleşmesini bekledi. Bu kızın kalbindeki etkisi oldukça büyüktü, her geçen günde de daha büyüyordu.
….
“Ben piyano çalmayı çok özledim.” Yazıyordu mesajda, Uygar parmağını yavaşça ekranda gezdirip cevap yazmak üzere mesajı açtı. “Biraz daha sabretmelisin.” Dedi.
Genç kız kafasını iki yana salladı, odasında piyanonun başında sessizce oturuyordu. Tuşlara dokunmaya çalıştığı her anda iki parmağında da büyük ağrı hissediyor, bırakmak zorunda kalıyordu. Yüzü solgun, gözleri kızarıktı. Eve geldiği anda odasına girip koltuğuna oturmuştu.
Kalbin tıpkı bir kuşun kanatları gibi çarpıyordu, önünde oturduğu tuşlara dokunamamak ise aklını daha çok alıyordu. Genç adamın gönderdiği cevaba bakıp yavaşça ayağa kalktı, yatağının kenarına oturdu.
“Sabretmek benim için pek mümkün değil, çok sabırsızımdır.” Yanına eklediği ufak gülücüğe karşın yüzü oldukça asıktı. Derin bir nefes verip kafasını yastıkla buluşturdu. Gözleri anında odasının beyaz tavanına kaydı. Titrediğini hissettiği telefona çevirdi heyecanla çevirdi bakışlarını, son zamanlarda kalbindeki kırgınlığı biraz da olsa bu adamla dindirebiliyordu.
“O zaman sabrı öğrenebilmen için konuyu değiştirmeliyiz. Konuştukça daha da sabırsızlanacaksın.”
“Olur..” yazdı Nazlı yüzünde istem dışı bir gülümsemeyle. “Sende bana kendinden söz eder misin Uygar?”
Genç adamın yüzünde ufak bir gülümseme belirdi, odasına geçip yatağının kenarında oturdu. “Arayayım mı?” diye sordu, Nazlı hızla doğruldu. “Mesajlaşalım.” Diye itiraz etti, sesi oldukça kötüydü, mesajlaşmak daha uygun olurdu.
“Olur mesajlaşalım.” Dedi Uygar itiraz etmeyerek. “Merak ettiğin her şeyi sorabilirsin.”
Derin bir nefes verdi genç kız, tüm dikkatini elindeki telefona vermiş, dakikalar önce yaşadığı her anı silmeye başlamıştı. Anı yaşamak her zaman yaptığı şeydi, her zaman bulunduğu anın, bulunduğu yerin tadını çıkarmayı seviyordu.
“Ne yapmayı seversin?”
“Çalışmayı.”
Genç kızın yüzünde gülümseme belirdi, “Tahmin etmiştim. : ) Hangi yemeği seversin?”
Uygar tebessüm etti, “Ev yemeklerinin her türlüsünü severim.”
“Ben yemek yapmayı hiç beceremiyorum.” Diye yazdı genç kız. Genç adamın yüzünde gülümseme belirdi. “Ben tüm yemekleri yapabilirim.” Diye yazdı cevap olarak. Yıllardır evin mutfağı ona aitti, her türlü yemeği geçen yıllarda öğrenmiş yapmıştı.
Genç kızın yüzünde şaşkınlık belirdi, doğrulup oturdu. “Gerçekten mi?”
“Evet, çok iyi yemek yaparım.”
“Bir gün benim için de yapmanı çok isterim.” Kalbi deli gibi çarpmaya başladı, cevabı beklerken olumsuz bir şey okumaktan çok korkuyordu.
“Olur.. yaparım.”
Yüzünde koca bir gülümseme oluştu genç kızın, derin bir nefes verdi. “Çok sevinirim. Doğum günün ne zaman Uygar?”
“22 Şubat.” Dedi, genç kızın gözleri büyüdü, hızla telefonun ekranına baktı, şu an 21 Şubat’ın akşamıydı.
“Yarın mı?” diye sordu heyecanla.
Uygar yavaşça doğruldu, yüzünde şaşkınlık belirdi, doğum günü gerçekten de yarın mıydı? Hızla telefonun ekranına bakınca yüzünde tebessüm belirdi, nasıl da unutmuştu, yarın 22 Şubat’tı.
“Evet öyleymiş : )”
“Üzgünüm ama yarın benimle görüşmek zorundasın.” Dedi Nazlı, yüzünde heyecanlı bir gülümseme vardı. Kesinlikle doğum gününü ufak bir pasta ile bile olsa kutlamalıydı.
“Fırsat bulursam neden olmasın.”
“Doğum gününde de mi çalışacaksın?”
“Evet, işler doğum günü dinlemiyor.” Yüzünü astı genç kız, “Akşam da ailenle kutlarsın, görüşemeyeceğiz sanırım.”
Uygar duraksadı, mesajda bile olsa genç kızın yüzünü astığını tahmin edebiliyordu. Derin bir nefes verdi, bir saat bile olsa işten erken çıkıp onunla görüşmeliydi. “Akşam ve iş arasında bir saat boşluğum var aslında.”
“Gerçekten mi? Görüşebilecek miyiz?” diye yazdı Nazlı heyecanla.
“Evet.”
“Sevindim, çok sevindim.” Dedi genç kız, ses tonu da kalbi de biraz da olsa rahatlamış, düzelmişti. Derin derin nefes alıp kendine çeki düzen verdikten sonra genç adamın ismini bulup arama tuşuna dokundu, biraz sesini duymalıydı.
...