Bir an duraksadı gözlerime baktı.
Tereddüt etti kabul etmeyeceğini düşündü sanırım sınırlarını çok aşılmasını istemiyordu. "olur"dedi.
Şaşırmıştım ama sevindim de hemen karşımızdaki meşhur köfteci dükkanına doğru yürüdük masalara geçti sandalyesini çektim teşekkür etti ve yemek siparişi verdik. Ahmet'in babasızılığı,yaşadığı sıkıntılar, dışlanması,
Babasının şehit olduğunu kabul etmeyişi konuşmaya devam ederken köftelerimiz geldi. O an, Ahmet'in hayatına dair duyduklarım boğazımda düğümlendi sanki.
Köfte tabağıma baktım, Sanki o köfteler, Ahmet'in annesinin sevgisi, babasının yokluğu, Ahmet'in içe kapanıklığıydı. Yağmurun gözlerine baktım, onda da aynı hüznü gördüm. O da biliyordu, Ahmet'in hayatı kolay değildi bundan sonra.
Yemeğe başlamadan önce,
"Afiyet olsun," dedi kısık bir sesle.
Ben de aynı şekilde karşılık verdim.
İlk lokmayı aldım, lezzetliydi ama zihnim hala Ahmet'teydi.
Artık sadece köftelerimizi yiyor, ara sıra birbirimize bakıyorduk.
O bakışlarda, Ahmet'e duyulan ortak bir şefkat vardı sanki.
O sırada sohbete devam ederken yan masamızda ki hödükün sesiyle bozuldu konuşmamız karısına bağırıyor itip kalkıyordu nedenini bilmiyorum ama bir kadına asla böyle davranmanın doğru olmadığı tam elini kaldırdı tokat atacaktı ki tuttuğum gibi o eli kırdım acıdan
"Sen kimsin bırak beni polis güvenlik" diye bağırdı ama cezasını kesmiştim. masadaki kadın hıçkırarak ağlamaya başladı
"Anlaşamıyoruz olmuyor" diye hıçkırıyordu. Hemen gururu aradım ekip gönderdi oraya "Bunu da atın nezarete bı ifadesini alayım" dedim.
yağmur kadını teselli ediyordu ama çokta korkmuştu kadında gönderdik daha güvenli bi yere. İstese de Ulaşamazdı o it.
Hesabı ödeyip yağmurla oradan uzaklaştık. "İyi misin?" dedim, o da biraz kekelerek
"İyi, iyiyim, ama korktum biraz, alışık değilim," dedi.
Gülümsedim.
Biraz yürüdükten sonra büyük bir mağazaya girdik, orada Galatasaray forması satılıyordu. Biz de onun adına orijinal bir forma yaptırdık. Yağmurun ödemesine izin vermedim; zorladı ama ben davetli isem ben ödeyeceğim dedim. "Lütfen ikimizin hediyesi olsun," dedim. Ödeyip formayı aldıktan sonra eve bırakmak istedim ama kabul etmedi. Ben de evini merak ettiğim için arada özlediğim de gelip gizlice ziyaret etmek istedim bu düşüncelerden dolayı kendime kızdım daha bı hafta olmuştu tanışalı ama kalbim de tuhaf bı sevgi hissi vardı yağmur işimi kolaylaştırdı tekrar teklif ettim.
"Yağmur Hanım, lütfen bu yağmurda gitmeyin, ben sizi bırakayım. Davete de az kaldı, yetişemezsiniz,"
dedim, bi kaç saniye düşündükten sonra teklifimi kabul etti.
Arabada giderken birkaç kez yüzüme bakıp beni süzdü, ben de gülümseyerek
"Beni birine mi benzettin?" dedim. O da
"Hayır ama seni yıllardır tanıyormuşum gibi hissettim," dedi. Bir an karışık duygulara daldım ve
"Akşam beraber geçelim mi?" diye boş bulundum. O da
"Teşekkür ederim ama kızlar beni alacak," dedi. Tamam dedim, durdum. Eve gelmiştik, 10 katlı bir apartman, güzel bir bahçesi vardı, rengarenk çiçeklerle doluydu. İndi,
"Görüşürüz,"
dedi ve gitti.
Apartmana girene kadar arkasında baktım Allah'ım o kadar güzel olamaz bakışları yürüyüşü gülümsemesi korkması bile bu kadına karşı koyamayacağım duygular hissediyorum....