bc

EMANET [ÜCRETSİZ]

book_age18+
524
TAKİP ET
5.4K
OKU
revenge
dark
forbidden
love-triangle
BE
HE
system
age gap
fated
forced
opposites attract
second chance
friends to lovers
badboy
kickass heroine
neighbor
mafia
gangster
heir/heiress
drama
tragedy
sweet
bxg
lighthearted
serious
kicking
city
small town
cheating
childhood crush
disappearance
enimies to lovers
musclebear
love at the first sight
friends with benefits
surrender
addiction
assistant
actor
villain
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

⚠️Şiddet, obsesif sahiplenme, koruyucu/yoğun şiddet, +18 yetişkin temalar, karanlık tutkular ve psikolojik yoğunluk içermektedir. Hassas okuyucular için uygun olmayabilir⚠️“Benim olanı ne ateş yakabilir, ne de toprak gizleyebilir.Ben Mara Kair Örs; cehennemi avucunda ezen, şeytanın ta kendisi.”Yeraltı dünyasının zalim efendisi Mara Kair Örs, on üç yıl önce o lanetli kilise yangınında her şeyi yitirmişti. Çocukluğunu, vicdanını ve kalbindeki son insani kırıntıyı alevlere teslim etmişti. Çığlıkları hâlâ kulaklarında yankılanan kızı, o narin bedeni kurtarmak için uzandığı anda kaybetmişti. On beş yaşındaki çocuk o gece gerçekten ölmüştü.Küllerinden doğan varlık ise buz gibi, acımasız ve ölümcül bir sahipleniciydi. Dokunduğu her kadını kendi damgasıyla mühürleyen, gölgesiyle bile ruhları ezen, karanlığı tahtı gibi kullanan bir hükümdar.Dünya, gözünde kanla ıslanmış dev bir satranç tahtasından ibaretti. İnsanlar yalnızca onun iradesine boyun eğen taşlar… Hapishaneye girmesi asla bir yenilgi değildi; aksine, düşmanlarını kendi alanında yavaş yavaş parçalamak için kurduğu en karanlık ve en zevkli oyundu. Demir parmaklıklar ardında bile krallığını yönetiyor, kaderleri parmak uçlarında ezerken intikamın tadını çıkarıyordu.Fakat pazar ayininin loş ışığında, ağır tütsü dumanı mermer duvarlara sinerken, eski bir İncil’in sayfaları arasından yanık bir parşömen kucağına düştü.Ne isim. Ne imza.Sadece on üç yıldır her gece rüyalarını kan ve arzuyla dolduran o fısıltı, kâğıda dökülmüştü:“Örs’ün gölgesinde saklandım, Mara…Ama ateş hâlâ sıcak.Ve ben… hâlâ seni bekliyoruö.”

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Tanıtım...
Hücrenin tavanındaki o rutubet lekesi... Günlerdir aynı noktaya bakıp duruyor Mara. Şehrin sahibiymiş, yeraltının korkulu rüyasıymış, herkes adını duyunca titrermiş; hepsi şu dört duvarın arasında anlamını yitiriyor bazen. "Şeytan" diyorlar. Budistlerin her şeyi yıkan gücü, Mara. Ama şu an sadece sırtı ağrıyan, otuz beşine basmış ve kendi isteğiyle girdiği bu delikte vaktin geçmesini bekleyen bir adam işte. Pencereden sızan şu cılız ışık... Yerdeki tozları ne güzel gösteriyor. Ne garip iş; dışarıda koca bir şehri parmağında oynatıyor ama burada bir toz zerresi kadar hür değil. Gerçi kendi istedi, kendi girdi buraya. Oyunun kuralı böyleydi. Zihni bazen bulanıyor, "Değdi mi?" diye soruyor kendine. Sonra hemen susturuyor o sesi. Başka yolu yoktu çünkü. "Yine mi daldın?" Zehir’in sesi, demir kapının önünden geldi. Bu adam da böyle işte; ne zaman gelse, ne zaman gitse ruhu duymaz insanın. Mara kafasını hafifçe yana çevirdi, boynu kütürdedi. Zehir orada, her zamanki gibi. Bir sağ kol gibi değil de, sanki Mara’nın kopup giden bir parçasıymış gibi dikiliyor kapıda. Üstünde başındaki sokak kokusuyla, şehrin bütün pisliğini sanki üzerinde taşıyarak gelmiş. "Dışarıda herkes 'Şeytan hapiste' diye fısıldaşıyor," dedi Zehir. Sesinde saygıdan, patron muhabbetinden eser yok. Sadece dümdüz bir gerçeklik. "Korkuyorlar. Kapalı kapının arkasındaki belirsizlikten daha çok korkuyorlar." Mara yutkundu. Boğazı kupkuru. "Korksunlar," diye mırıldandı. "Korku iyidir. İnsanı diri tutar, hata yapmasını engeller." Zehir bir adım yaklaştı, sırtını demir parmaklıklara yasladı. Mara’nın bazen kendini bile korkutan, durduramadığı öldürme isteğini dindirebilen tek kişi bu adam. Öyle çok konuşarak da değil, sadece orada durarak yapıyor bunu. Mara elini yüzüne sürdü, sakalları avucuna battı. Bu şehir, bu yozlaşmış sahtelikler... Her şeyi kurdu, o yönetti. Ama bazen merak ediyor; kurduğu bu devasa makine, sonunda onu da mı yutacak? "Herkes senin bittiğini, içeride çürüyeceğini sanıyor," diye devam etti Zehir, dudağının kenarıyla hafifçe gülümseyerek. "Ama bilmiyorlar ki, sen buradayken bile onların uykularını kaçırıyorsun." Mara ayağa kalktı. Hücre küçüktü ama o ayağa kalkınca sanki duvarlar biraz daha geri çekilmek zorunda kaldı. "Bitmek mi?" dedi kendi kendine. "Daha yeni başlıyoruz Zehir. Ben buraya bitmek için değil, hepsini bitirmek için girdim." Dışarıdaki kokuşmuş şehre doğru baktı. Adının hakkını verecekti. Madem dünya ona bir canavar gibi bakıyordu, o da onlara hak ettikleri cehennemi sunacaktı. Ama önce, şu kapının açılacağı günü beklemesi gerekiyordu.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Unscentable

read
1.9M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
718.9K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
1.5M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
956.4K
bc

A Warrior's Second Chance

read
345.4K
bc

Not just, the Beta

read
341.4K
bc

The Broken Wolf

read
1.1M

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook