ALINTI-3

386 Kelimeler
Dakikalar sonra, Mirza banyonun kapısını araladı. Üzerine geçirdiği siyah gömleğin düğmelerini iliklerken az önceki o tutkulu adamdan eser kalmamıştı. Aynada kendine baktı, ardından yerdeki ıslak kıyafetlerin arasında çökmüş olan Zümrüt’e döndü. Zümrüt, saçları yüzüne yapışmış, gözleri mahmur ama acı dolu bir şekilde ona bakıyordu. Mirza, cebinden çıkardığı birkaç kağıt parayı ya da değerli bir şeyi atarmışçasına soğuk bir tavırla havluyu Zümrüt’ün önüne fırlattı. "Kendini bir şey sanma," dedi sesi odadaki buharı dağıtacak kadar keskindi. "Sadece ihtiyacımı giderdim. Sen benim için bu odadaki eşyalardan farksızsın." Zümrüt titreyen sesiyle, "Mirza... Neden böyle yapıyorsun? Ben sana naptım ?" diye fısıldadı. Mirza kapının kolunu tuttu ve yüzünde iğrenir gibi bir ifadeyle arkasına baktı: "Çünkü sen bir borçsun Zümrüt. Borçlar ise tadını çıkararak değil, bedeli ödetilerek tahsil edilir. Şimdi yıkan ve o masum kız maskeni takıp odanda bekle. Bir dahaki sefere bu kadar 'yumuşak' olmayacağım." Kapı arkasından büyük bir gürültüyle kapandı ve Zümrüt, sıcak suyun altında tek başına, tenindeki o yakıcı izlerle baş başa kaldı. Mirza dışarı çıktığında, Zümrüt olduğu yerde büzülüp kaldı. Sıcak su omuzlarından aşağı akarken, Mirza’nın teninde bıraktığı o yakıcı sızı, soğuk mermerin sertliğiyle birleşiyordu. Az önce kendisine bir hazineymiş gibi dokunan ellerin, şimdi bir cellat gibi boğazına sarılmasına anlam veremiyordu. Zümrüt, duvara tutunarak ayağa kalkmaya çalıştı ama dizleri hala titriyordu. Aynadaki aksine baktı; dudakları Mirza’nın sert öpücüklerinden dolayı şişmiş, boynu ise onun sahiplenici nefretinin mor izleriyle dolmuştu. Gözyaşları, yüzünden süzülen su damlalarına karışıyordu. "Sadece bir borç..." diye fısıldadı kendi kendine. Mirza’nın sesi kulaklarında bir kırbaç gibi şaklıyordu. Zümrüt banyodan çıkıp odaya geçtiğinde, Mirza’yı pencerenin önünde, karanlığa karşı bir sigara yakarken buldu. Adamın geniş omuzları, loş ışıkta bir dağ gibi heybetli ve aşılmaz duruyordu. Zümrüt üzerine bir gecelik geçirmeye çalışırken, Mirza arkasına bile bakmadan konuştu: "Giyin dedim mi sana daha işimiz bitmedi karıcığım!" karıcığım kelimesini iğrenir ve alaycı bir şekilde söylemişti. Zümrüt elindeki kumaşı sıkarak, "Bana bir eşya gibi davranmandan bıktım!" diye bağırmak istedi ama sesi sadece cılız bir hıçkırık olarak çıktı. Mirza sigarasından derin bir nefes çekip dumanı yavaşça savurdu. Ardından aniden arkasına döndü, birkaç büyük adımla Zümrüt’ün yanına varıp onun ıslak saçlarını sertçe geriye doğru kavradı. Yüzünü, kızın korku dolu yüzüne yaklaştırdı. "Bıkacak vaktin bile olmayacak," dedi fısıltıyla. "Her sabah uyandığında neden burada olduğunu, abinin kanının ellerimde değil, senin bedeninde temizlendiğini hatırlayacaksın. Şimdi yatağa gir ve ben gelene kadar gözlerini bile kırpma. Bu gece daha bitmedi."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE