Konak avlusunun ağır taşları, Mirza Ağa’nın anası, kudretli Zelal Hanımağa’nın baston sesleriyle inliyordu. Mirza’nın arkasında, karanlığın içinden süzülen bir silüet belirdi. Bu, Zelal Hanımağa’nın onayladığı aile dostlarının kızı Rojdaydı. Kuma Rojda, Zümrüt gibi ürkek değil; aksine, bakışları avını gözleyen bir yılan kadar keskin ve soğuktu.
Zelal Hanımağa, gümüş saplı bastonunu sertçe yere vurdu. Zümrüt, yukarıdaki balkondan titreyerek aşağıyı izlerken, Hanımağa’nın sesi yankılandı:
"Mirza! Aldık kızı. Bu konak artık dilsiz bir kurbanın değil, soyunu yürütecek, sözünü dinletecek bir kadının nefesiyle şenlenecek. Zümrüt dediğin o sünepe kadını ilk karının üstüne kuma aldık ama ne bir evlat verebildi sana ne de bir huzur. İşte Rojda sülalesinde erkek çoktur soyu sağlamdır sana layıktır oğul.’’
Zümrüt, merdivenlerden aşağı indiğinde Rojda ile göz göze geldi. Rojda, Mirza’nın koluna sanki yıllardır oraya aitmiş gibi yerleşti. Yüzünde sahte, insanın kanını donduran bir nezaket vardı. Zümrüt’e yaklaştı, burnunun ucuna kadar gelip eğildi.
"Sana demiştim kocan benim oldu" dedi. Sesi yumuşacıktı ama içinde gizli bir zehir taşıyordu. "Mirza Ağa’m senden çok bahsetti... Yani, 'borcundan' bahsetti diyelim. Üzülme canım, artık dinlenebilirsin. Senin beceremediğin her şeyi ben halletmeye geldim. 2 kadın ağama bir bebe verememişsiniz ama ben varım artık."
Mirza, Rojda’nın bu cüretkar tavrından rahatsız olmamış gibiydi; aksine, Zümrüt’ün gözlerindeki o parçalanmış ifadeyi izlemekten haz alıyordu. Rojda, yavaşça Mirza’nın göğsüne elini koydu ve Zümrüt’e bakarak Mirza’nın gömleğinin yakasını düzeltti.
"Ağa’mın omuzlarındaki yük çok ağır," diye devam etti , dudaklarını Mirza’nın kulağına yaklaştırarak ama gözlerini Zümrüt’ten ayırmadan. "Hele ki senin gibi bir 'ceza' ile uğraşmak onu çok yormuş. Ama merak etme, ben varken omuzları da gönlü de ferahlayacak."
Mirza, Zümrüt’ün dolan gözlerine bakıp gaddarca bir kahkaha attı. "Gördün mü Zümrüt? Rojda ne yapacağını iyi bilir. Zelal Hanımağamın feraseti yine yanılmadı. Sen şimdi git, o soğuk odanda tek başına bekle. Bu gece konakta şenlik var, gerçek bir kadınla sevişeceğim"
Zümrüt’ün gözleri dolmuş şok ifadesiyle Mirzaya kitlenmişti.
‘’Aaaa ağlayacakmısın sevgili karıcığım üzülme istersen seninde bize katılmana izin verebilirim.’’deyip göz kırptı.
Zelal Hanımağa memnuniyetle gülümsedi. "Haydi Rojda kızım, gir odaya. Mirza seni bekletmesin. Zümrüt de arkadan sıcak suyu getirsin, senin yorgunluğunu alsın."
Rojda, Mirza ile odaya doğru ilerlerken kapının eşiğinde durdu. Hafifçe başını çevirip Zümrüt’e göz kırptı; o an Zümrüt, karşısındakinin sadece bir kuma değil, hayatını cehenneme çevirecek sinsi bir düşman olduğunu anladı. Rojda, kapıyı Zümrüt’ün yüzüne kapatmadan hemen önce dudaklarını kıpırdatarak sessizce fısıldadı:
"Bu konak ikimize dar, Zümrüt. Ve ben gitmeye niyetli değilim."