Rahatsızlıkla geçen bir gecenin mirası uykusuzluk, huzursuzluğun kalbe sinen korkusu ve düşüncelerin yorgun düşürdüğü bir beyindi. Ölümün çözümü olmadığı gibi kayıpların da kavuşması yoktu. Tıpkı bilinmezlik gibi artan, yerine aynısından biraz daha bırakan sayısız boşluklar çemberinde kalmış, her bir sorunun içinde dönüp durmuştum. Gün, aydınlığa kavuştuğunda yapmam gerekenin ne olduğunu bilmiyordum. Alexander'a belki biraz kaba davranmış olsam da içine serpiştirdiği soru işaretlerinden çekindiğim için bu konu üzerinde fazla duramadım. Kendi davranışlarımı haklı bulurken onun sessiz anlatısını da bir o kadar garip görüyordum. Salona indiğimde uzun uzun konuşmam ya da tam tersi belki de köşe bucak kaçmam gereken kişinin de orada olduğunu fark ettim. İfadesiz bir yüzle, rahatsız bir şekild

