Holdingin o geniş, mermer koridorlarında yankılanan topuk sesleri, artık bir yabancının değil, mülk sahibinin adımlarını müjdeliyordu. Lara, üzerine giydiği kömür karası takımı ve yüzündeki o sarsılmaz ifadeyle, binanın elli ikinci katına doğru yükselirken asansörün aynasındaki yansımasına baktı. Gözlerinde artık o ürkek, sorgulayan kadından eser yoktu. Müsteşar’ın devrildiği o kanlı şafağın üzerinden geçen bir hafta, Lara’yı yılların olgunluğuyla yoğurmuştu. Karnındaki o hafif ağırlık, her adımda ona neden burada olduğunu hatırlatan en kutsal pusulaydı. Asansörün kapıları açıldığında, yönetim kurulu üyeleri ve departman müdürleri koridorda iki sıra halinde dizilmiş, nefeslerini tutmuş bekliyorlardı. Baran, birkaç adım gerisinde, bir gölge gibi ama her an parlamaya hazır bir koruyucu olar

