BÖLÜM 1

1219 Kelimeler
TUNÇ “Tunç yardım eeettttt! Tunnnççççç” kan ter içinde uyandım. Yine uyku haram oldu. Her gece aynı ses benden yardım istiyor. Ses bir kadın sesi hem tanıdık ama bir o kadar da yabancı bir sesti. Sabah olmak üzereydi tekrar yatıp yatakta dönmenin anlamı olmadığı için banyoya girip duşumu aldıktan sonra aynanın karşısına geçip kendimi inceledim. Aynada ki bendim 1,85 boyum açık kahverengi gözlerim ve saçlarım, hafif çıkmış sakallarım. Bendim işte. Hafızasından 2 yıl kayıp ben. Tıraş olduktan sonra saate baktığımda gün hala ağarmamıştı. Bu saatte daha fazla gürültü yapıp annem ve babamı uyandırmamak için evden çıkıp sahilde yürümeye karar verdim. Buraya geleli 2 gün oldu. Şirket toplantısı için kısa süreliğine geldim. Burası benim ve kardeşlerimin yazları geldiğimiz yer. Gerçi bir kaç yıl sonra temelli taşındık. Burada büyüdük diyebilirim. Ama burada geçirdiğimiz günler çok güzeldi. Bu düşünceler içerisinde evden sessizce çıktım. Bu konuda küçüklüğümden beri çok iyiyim. Hava hala karanlıktı. Saate bakmaya bile gerek yok. Abimle her zaman gittiğimiz kayalıklara doğru yürümeye başladım. Kaybettiğim şeyleri hatırlamaya çalıştıkça başım çatlayacak gibi oluyor. Denizden gelen hafif yosun kokusunu içime çekerek yürümek bir nebze olsun iyi gelmeye başladı. Başımın ağrısının yavaş yavaş geçtiğini hissetmeye başladım. Burası bana her zaman huzur veriyor. Kayalıkların olduğu abimle her zaman saklandığımız yere oturdum. Dalgaların sesi çok iyi geldi. Sadece karanlık denize bakıp zihnimi boşaltmaya çalışırken duyduğum müzik sesiyle irkildim. Ses keman yada çello gibi bir enstrümandan geliyordu. Radyo veya başka elektronik bir aletten gelen bir ses değildi. Canlı çalıyordu ve müzik çok yumuşak insanın içini okşayan huzur doluydu. Müziğin sesine kulağımı vererek denize bakmaya devam ettim. Enstrümanı çalan kişi hiç ara vermeden başka bir parçaya geçiyordu ve hepsi çok güzel parçalardı. Bedava solo konser dinliyordum resmen diye düşündüm. Müziğin dingin sesi ve dalgaların sesiyle içim geçmeye başladığı sıra gözümün önüne flaş görüntüler gelmeye başladı. Bir kadının beni öptüğü görüntü gidip geliyordu ve bu görüntüler benim başıma ağrı saplıyordu. Müziğe kulak vermeye çalıştığım sırada müziğin tonunun değiştiğini farkettim. Daha sert daha sinirli çalıyordu ve arada bir kadının hıçkırık sesi giriyordu. Ben müzisyeni yalnız bir adam olarak düşünmüştüm. Yanında bir kadının olabileceğini hiç düşünmedim. Müzik gitgide sertleşmeye hıçkırık sesi daha fazla yükselmeye başladıkça gözümün önüne gelen görüntüler hızlanmaya ve başımın ağrısı dayanılmayacak gibi olmaya başladı. Yerimden kalkarak kayalıklardan çıktığım sırada kulaklarımı ve gözlerimi kapatarak istemsiz bir şekilde “Yeterrr!” diye bağırınca müzik bir anda kesildi. Gözlerimi açtığımda karşımda önünde çellosu bana doğru şaşkın şaşkın bakan bir kadını görmeyi hiç beklemiyordum. Yüzüme hiç bakmadı. Gözlerinin ağlamaktan kızardığını havanın daha yeni aydınlanmaya başlayan ışığında bile belli oluyordu. Ben şok geçirmiş halde bakarken kadın belli belirsiz kısık sesle “Özür dilerim” diyerek ayağa kalkıp çellosu ile birlikte uzaklaştı. Arkasından bakakaldım. Kendimi toparladıktan sora eve doğru yürümeye başladım. Kahveci Suat abiye selam verip “Günaydın suat abi” diyerek kahveden içeriye girdim. Suat abi beni görünce “Günaydın Tunç” “Babam geldimi abi” diye sordum. “Daha gelmedi. Ama sen bugün bayağı erkencisin” dedi sorar gibi “Uyku tutmadı abi. Neyse ben eve bir uğrayayım” diyerek babamların evinin yolunu tuttum. Babam sabah ezanıyla birlikte evden çıkar camiye gider ondan sonrası ya kahvede arkadaşlarıyla oturur yada camide vakit geçirir. Babama yıllar evvel bu durumu sorduğumda “Yılların alışkanlığı evlat. Ben evden ne kadar uzak durursam evdeki huzur o kadar artıyor. Annenin ayağının altında olmak onun içinde benim içinde zor” dediğinde “Niye ki” diye sormuştum. Ben evli olmadığım için bana tuhaf geliyordu. Babam “Ben yıllarca günümü işte geçirdiğim için annen evde kendine göre düzen oturttu. Emekli oluncada sürekli evde olmam ilk zamanlar güzel olsada sonradan annenin düzeni bozuldu. Bu durum onu germeye başlayınca bende evden kaçmanın çaresini bu şekilde buldum.” dedi gülerek. Evet annem çok tatlı hoşsohbet bir kadın ancak tersine gelmemek gerek. Çocukken az terliğini yemedim. Tam evin kapısına geldiğimde babam kapıyı açarak dışarı çıkarken karşılaştık. Babam kapıyı tutmuş bir adımı içeride bir adımı dışarıda bana “Ne oldu oğlum. Yine mi” diye sordu. “Evet baba yine. Anlayamıyorum. Bu terapilerinde bir faydası olmuyor. Ne güzel bir kaç aydır yoktu. Yine başladı” diyerek babamın yanına adımladım. Babam sırtımı sıvazlayarak “Hadi iki ekmek al. Annen kahvaltı hazırlayacak birlikte yapalım” dedi. Ben fırına giderek iki ekmek alıp tekrar eve geldiğimde kapıyı kendi anahtarımla açarak içeriye girdim. Mutfaktan sesler geliyordu. Annem babama “Ama böyle olmaz ki. Nedir yavrumun çektiği yarabbim” diye söyleniyordu. Mutfağa geçerek “Ne çekiyormuşum sultanım” diyerek ekmekleri masanın üzerine koyup annemin yanağına öpücük kondurarak belinden tutup havaya kaldırırken annem “Ay dur serseri. Fıtık olacaksın” diye hem gülüyor hemde indirmem için söyleniyordu. Babam “Rahat bırak karımı bakim.” diyerek beni azarlıyordu. Asla aralarına girmemizi istemezdi babam. Abim Tuna ve kız kardeşim Tuana ne zaman anneme sarılsak babam “Karımı rahat bırakın veletler” diye bizi azarlar gibi yapardı. Annem kahvaltıyı hazırlamıştı ama birşeyler daha yapıyordu. "Anne hadi gel masaya ne yapıyorsun orada" dediğimde "Hafize teyzen gece vefat etmiş oğlum. Şimdi geleni gideni çok olur. Birşeyler hazılamak lazım." dedi. Ben hafize teyzeyi hatırlamaya çalışırken annem "Karşı köşedeki terzi Hafize. Halbuki dün uğramıştım yanına iyi görünüyordu. Ölüm iyiliği gelmiş demekki" diyerek yaptığı yemeğe geri döndü. Hafize teyzeyi hatırlamıştım. "Onun bir kızı yokmuydu" diye sordum. "Var. Allah affetsin hayırsız bir kızı var. Yıllardır ne arar ne sorar annesini. Tuttu bir bakıcı bıraktı annesini" annem arkası dönük bana cevap verirken babam "Bilemeyiz anne kız arasında neler yaşandığını. Boşverin hadi kahvaltımızı yapalım" diyerek ağzına ekmeği attı. Annem "Size afiyet olsun. Ben şunları bitireyim öyle yaparım" diyerek işine geri döndü. Biz sessizlik içinde babamla kahvaltımızı yaptıktan sonra babam camiye gitmek için evden çıktı. Ben üzerimi değiştirip şirkete geçmek için evden çıkacağım sırada annem "Tunçç" diye seslenince mutfağa geri yönelip kapıya yaslanarak annemin benden isteyeceği şeyi merakla beklemeye başladım. Bana arkası dönük hala birşeyler yapıyor. Her zaman böyledir. Annem seslenir cevap vermezsek tekrar seslenir eğer cevap gelmezse annem bu sefer bağırarak ismimizi ve soyismizi söyleyerek kızgın bir şekilde seslenir. Annem tam "Tunç KORKMAZ!" diye söylenerek arkasını döndüğü esnada beni görür görmez "Ayy eşşek sıpası. Korkuttun beni" diye yine bana kızdı. "Benden niye korkuyorsun. Aşk olsun o kadar korkutucumuyum." diye dudak bükünce "Yavrum ben öylemi dedim şimdi. Çıktın sandım. Evde yalnızım sanıyordum" diye kıvırmaya başladı. "Söyle bakalım niye seslendin bana" "Madem duydun niye cevap vermiyorsun hınzır" "Bana kızmana bayılıyorum." dediğimde gülmeye başladık. "Cenaze evine gitmem lazım ama elim kolum doldu. Nasıl taşıyacağım bunca şeyi. Yakışıklı ve aslan gibi oğlum bana yardım eder diye umuyordum" derken yüzüme yavru kedi gibi bakması yanaklarını sıkma hissi uyandırıyor resmen. "Bir düşünmem lazım" dediğimde "Tunnnççç" diye yalvarır gibi söylenince içim cızladı. "Tamam tamam yardım ederim" dediğim sırada abimden "Kimseye çaktırma anhtarımı unutmuşum kapıyı aç" mesajı geldi. Annem yardım edeceğimi duyunca hemen yaptıklarını sarmaya başladı. Abime "Hepimiz ayaktayız. Hafize teyze vefat etmiş. Annemle birlikte oraya geçiyoruz. Sende oraya gel" diye mesaj attım. Abim "Ne alaka. Off tamam" diye geri dönüş yaptı. Annem ile birlikte evden çıkarak Hafize teyzenin evinin bahçesinde abimde bize katıldı. Annem "Tuna yavrum?" diye soru yöneltince abim annemin elindekileri alarak "Hafize teyzenin vefat ettiğini duyunca geleyim dedim" diyerek geçiştirdi. Annem "Aferin yavrum. Aslan oğullarım benim diyerek önden önden yürüyerek eve girdi. Biz annemi takip ederek mecburen eve girdik. Bizi karşılayan bir teyzeye elimdekileri verdim ve anneme biz gidelim artık demek için anneme yöneldiğim sırada bir kadının geri dönerek bana çarpması bir oldu. Bir adım geri gitti, göz göze geldik ve şaşkınlıktan ağzım açık kaldı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE