O gün akşama kadar o kütüğün üzerinde oturdu Onur. Kalk demedim ama umutla da bekledim ne yapacağız bundan sonra söyler, o benim büyüğüm ya hani, her şeyi de bugüne dek o nasıl istedi ise öyle yaptık bundan sonrası da öyle olur diye... Bekledim ama olmadı. Benim kararımın sonucunu yaşamayı beklediği aşikardı. Esiri yoktu artık. Savaşta mağlup galip birbirine karışmıştı ve cephenin tüm koruyuculuğu ortadan kalkmıştı. Bir sandviç hazırladım, bir bardak da sıcak çay koyup yanına götürdüm. "Acıkmışsındır." dedim. Acıkmış. Ağırdan alarak, iştahsız ama açlık bu neye benzer illaki bastırılmalı diyerek yedi getirdiğimi. Bir ara sadece: "Dikilme başımda otur bir yere." dedi. Oturacak yer açtı yanında. Sığdık. Yola bakıyordu. Onunla beraber baktım yola. Aslında arka tarafa gitsek daha erken haberimi

