Kızın kocası arka odadan bir merdivenle çıkılan tavan arasına sığınmıştı. Kapağı kaldırdın mı açılan kapısı, çoğu yerde Onur'un boyundan alçak tavanlı genişçe ama çatı direkleri ile kasvetli bir yerdi. Kapağı açmama yukarı çıkmama yardım ederken Sakıp Hoca bizzat uyardı. Uyuyorsa uyandırma zaten doğru düzgün uyuduğu yoktu. Kapak ben kendimi bütünüyle yukarı çekince kendiliğinden kapandı. Elimde paralar, sağda solda kullanılmayan öteberi, kiremitlerden biri kaymış olmalı karanlığı aydınlatan keskin güneş ışığı ince bir çizgi halinde yere vuruyordu. Temizdi yerler, duvar, krişler. Belli ki hocanın hanımı eline almıştı süpürgeyi bezi didik didik etmişti buraları. Misafiri kıymetliydi, oğlunun canına can katan yedi kat el ama kendi hısmından daha akraba biriydi Onur. Kuzey yamaca sermişler yat

