Güneş ağzını kocaman açıp Rüzgar’a gösterdi. “Bitti yuttum.” “Aferin.” “Sana ilaçlarını kullanacağımı zaten söylemiştim. Buna gerek yoktu.” Ses tonu hafif kızgınlık doluydu. “Nedense bazen aklından küçük şeytanlıklar geçtiğini düşünüyorum.” Dedi onun kızgınlığını yok sayarak Rüzgar. Güneş pet su şişesini masaya bırakıp homurdandı. “Özel yeteneklerin mi var senin, bazen her şeyi net bir şekilde okuduğunu görebiliyorum.” “Olabilir. Biz buna tecrübe diyoruz. Kalkalım mı?” “Olur.” Birlikte karavana geçtiklerinde yol bugün Ankara’ya idi. Rüzgar’ın büyüdüğü okuduğu şehre. Güneş bunun için sabırsızlanıyordu. Onun yaşadığı sokakları dolaşmak, evini arkadaşlarını görecekti. yol boyunca bunu düşünmüştü. Rüzgar’ın nasıl bir hayatı olduğunu. Ona nelerin iyi geldiğini, hayata nasıl tutundu

