12. bölüm

1120 Kelimeler

Sabah, gri bir örtü gibi sarkmıştı gökyüzü. Ormanın içi hâlâ serin, kuş sesleri temkinliydi. Her şey sessizliğin içinden konuşuyordu sanki. Ama içimdeki sessizlik yerini yavaş yavaş bir başka şeye bırakıyordu. Alt kattaydım. Kara ve Rauf tam karşımdaydı. Yüzleri hâlâ uykusuz gecenin izlerini taşıyordu. “Bir iz var mı?” dedim, doğrudan, tok bir sesle. Kara gözlerini kaçırdı. Rauf ise başını eğdi. “Yok,” dedi Kara. “Her yerde iz sürdük ama… Barutu yer yutmuş gibi. Ne biri konuşuyor, ne de bir şey bırakmış ardında.” Elim tezgâhta duran çay bardağına gitti ama almadan bıraktım. Birkaç saniye sustum. İçimden geçenleri dillendirsem, kırardı. Kafamın içindeki öfke hâlâ sıcaktı. Ama o an başka bir şey vardı aklımda. Mutfakta, tepsinin başına geçtim. İki dilim kızarmış ekmek. Haşlanmış yum

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE