Doğa Karaman Sabah olmuştu ve zaman, hiçbir şey olmamış gibi akmaya devam ediyordu. Seyit abi Kuzey’i okula bırakmış, ardından konağa dönmüştü. Avluda her zamanki sabah telaşı vardı. Bazı insanların bir yerde can savaşı verirken, dünyanın bu kadar normal ilerlemesi insana ağır geliyordu. Mesut’tan kaç gündür haber yoktu. Allah’tan yoktu. Onun sesini yeniden duymaya, yüzünü tekrar görmeye tahammülüm kalmamıştı. Belki de kırılan burnu hâlâ iyileşmemişti. İçimde en ufak bir merhamet kıpırtısı bile yoktu. Mutfağa geçip kızlara yardım etmeye başladım. Ocakta çay kaynıyor, tencereden buhar yükseliyordu. Asmin de annesiyle birlikte oradaydı. “Asmin, ne zaman çıkacaksın? Haber et, birlikte çıkalım,” dedim. “Olur abla. On dakikaya hazır olacağım zaten,” dedi. Tam o sırada mutfağın kapısı açıl

