Aradan iki gün geçmişti. Köy, ilk kez bu kadar güvenli hissettiriyordu. Kasırga Timi’nin varlığı, halkın gözündeki korkuyu almış, çocukların yüzüne yeniden gülücükler kondurmuştu. Ahu da sözünde durarak, yarası henüz tam kapanmamış olsa bile, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte okuluna dönmüştü. Sınıfın açık penceresinden çocukların neşeli sesleri yükseliyor, köyün taş yollarına yayılan o masum kahkahalar herkese umut veriyordu. Baran, okulun karşısındaki küçük tepeye yaslanmıştı. Ellerini sırtında kenetlemiş, bakışlarını okulun camına dikmişti. İçeride Ahu’yu izliyordu. Yüzünde, çocukların arasında ışıldayan o gülümsemeyi gördükçe kalbine farklı bir sıcaklık yayılıyordu. Bazen tebeşiri eline alıp tahtaya bir şeyler yazıyor, bazen çocukların sıraları arasında dolaşıp saçlarını okşuyor, bazen

