Dondurmanın soğukluğu, boğazlarından aşağı inerken, bir anlığına da olsa tüm gerginliği eritmişti. Ahu, kaşığındaki son lokmayı bitirip, mutlu bir iç çekişle bardağı masaya bıraktı. “Ah, bu iyi geldi. Teşekkürler.” Baran, onun keyifli halini izlerken, yüzündeki gergin ifade bir nebze olsun yumuşadı. “Bir dondurma için teşekkür etmene gerek yok. Dünyanın her yerinden getirtirim sana, istersen.” Sözleri şaka gibiydi, ama ses tonundaki ciddiyet, her kelimenin altındaki gerçek vaadi belli ediyordu. Ahu, gülümsedi. “Her yerinden mi? Alaska’dan bile? Orada dondurma nasıl olur acaba? Kar gibi mi?” diye şakayla karışık sordu, gözlerini kırpıştırarak. Baran, sahte bir ciddiyetle çenesini eline dayadı. “Stratejik bir soru. Alaska’daki dondurma, muhtemelen daha sert, daha dayanıklıdır. Soğuğ

