Ankara’nın lüks ve korunaklı sitelerinden birinde, Bakan Necati Kıran’ın evi, normalde sakin olan geceye rağmen, görünmez bir gerginlikle çevrelenmişti. Dışarıdan bakıldığında, her şey olağandı. Ama içeride, her köşede, gölgelerin içine sinmiş ölümcül bir sessizlik hüküm sürüyordu. Baran, Bakan’ın geniş çalışma odasında, pencerenin kenarında durmuş, dışarıdaki sokağı gözlüyordu. Yaralı omzu, ağır bir ağrıyla varlığını hatırlatıyordu, ama o, tüm dikkatini toplantı öncesi son hazırlıklara vermişti. Arkasında, Bakan Necati Kıran, masasında oturmuş, yüzünde inanılmaz bir şok ve ihanetin acısı okunuyordu. Ömer... yıllardır en güvendiği danışmanı... onu satmıştı. “Komutan Baran,” dedi Bakan, sesi hâlâ titrer halde, “Emin misiniz bu planın işe yarayacağından? Kendimi... kendimi bir kurban gibi

