Sabahın ilk ışıkları taş evin penceresinden süzülürken, Ahu hafifçe gözlerini araladı. Burnuna dolan taze ekmek kokusu, uykusunu bir anda dağıtmıştı. O mis gibi köy ekmeğinin kokusu, içini huzurla dolduruyordu. Derin bir nefes aldı ve tebessüm etti. “Hatice teyzem yine döktürmüş belli ki…” diye mırıldandı kendi kendine, yüzünde minnet dolu bir gülümsemeyle. Yavaşça yataktan kalktı, dikişlerine dikkat ederek doğruldu. Elini yüzünü yıkamak için bakır tasın yanına gitti, soğuk suyu yüzüne çarptığında bir an ürperdi ama o ferahlık tüm yorgunluğunu aldı. Aynaya baktığında, yüzünde uzun zamandır görmediği bir dinginlik vardı. Birkaç gün önce ölümle burun buruna gelmişti ama bugün köyün huzuru, insanların sevgisi onu yeniden hayata bağlamıştı. Dolabın ucundan krem rengi uzun kollu bir

