3 GÜN SONRA...
Elmina hastaneden çıktığında yanında Hacer ile Kadir vardı. Hasan ise arabanın önünde bekliyordu. Genç kadın hala suskundu. Tek kelime etmiyordu. Edemiyordu. Sanki dili bağlanmış gibiydi. Hem bilmediği bebeğinin kaybı hem de yaşadığı tecavüz girişimi onu derinden etkilemişti. Üstelik üzerine atılan iftira ve daha fazlası vardı.
Kocası onda kapanmayacak izi geçmeyecek yaralar bırakmıştı. Aynaya her baktığında karnındaki kesik izi yaşadıklarını ona gösterecekti. Unutturmayacaktı. Yalan yok çok beklemişti Kadir onu bıraksın, boşasın, uzaklaşsın, istemesin diye ama adam vazgeçmiyordu. Üstelik her defasında özür diliyor yaptığı hatalar için af istiyordu.
Elmina yine sessizdi. Arabaya bindiklerinde genç kadının bakışları camdan dışarıya dönmüştü. Öylece geçip giden yola bakıyordu. Sanki son bahardaki bir fırtınaya tutulmuş soluk bir yapraktı da düşeceği yeri bilmiyordu.
Hacer kadın “Kızım rahat mısın? Sancın var mı?” diye sorduğunda bakışları kadına dönen Elmina başını sağa sola salladı. Onun sancısı içindeydi. Yaralarında değil. Kadir ile Hasan ön taraftaydı. Dikiz aynasından arkaya bakan Hasan soluğunu bırakırken arabayı küçük konağın avlusuna açılan kapıdan soktu.
Genç kadın bir an duraksasa da o konağa gitmediğine şükrediyordu. Sonunda araba durduğunda ise Hacer kadın ondan önce inip elini tuttu ve inmesine yardımcı oldu. Küçük adımlarla merdivenlere geldiklerinde Kadir bir heves “Ben çıkarayım seni uğraşma canın yanar” dedi. Ona bakan kadın gözlerini basamaklara çevirip tek tek usul usul kenar duvardan tutarak çıkıp odasına geçti. Yatağa yine Hacer kadının yardımı ile girdiğinde hafif yüzü kasılsa da yutkunup gözlerini kapadı.
“Kızım hemen uyuma. Yemek ye ilaçlarını iç öyle dinlen.”
Elmina, gözlerini aralarken dudaklarını yaladı. Kadir onu kapının önünde izliyordu. Bu odada almıştı onu ve kendine katmıştı. Bu odada gerçek manada karı koca olmuşlardı. Belki de bu odada evlatları düşmüştü Elmina’nın rahmine ama bilememişlerdi.
Genç kadın bakışlarını kaçırdı. Hacer kadın hemen odadan çıkıp alt kata mutfağa inerken Kadir sonunda odaya adımlayıp yatağın baş ucuna kadar ilerledi. Kıyıya oturup kadının saçlarını okşarken “Biliyorum bana çok öfkelisin aynı zaman da kırgın. Bu yaşıma geldim öfkeme halim olamadım. Fatura en masuma kesildi ne yazık ki ve bu benim de hatamdı. Affet beni ne olur. Söz bundan sonra sen ne dersen ona inanıp güveneceğim.” dese de Elmina tek kelime etmiyordu. Tepki olarak başını adamın elinin altından kaçırıp yan yastığa koymak ve bedenini o tarafa kaçırmak oldu.
Kadir havada kalan eli yüzünden o eli yumruk yaparken “Haklısın gülüm. Ne diyeyim ki yerden göğe haklısın” demekle yetindi. Odadan çıkmadı. Camın kıyısındaki koltuğa oturdu ve başını omuzuna eğip öylece yatan ve duvarı izleyen karısına baktı. Hacer kadın yemek tepsisi ile geldiğinde ise ayaklanıp karısının oturmasına yardım etti. Birkaç kaçıp çorbayı zor içen genç kadın kaşığı bıraktığında yüzü ekşimişti.
Hacer kadın “Ah be kızım zaten zayıftın iyice kuş kadar kaldın. Az daha yeseydin keşke.” diye yakınırken başını olumsuz şekilde sallayan Elmina tepsiyi alması için biraz itekledi. Kadın baktı ki yemeyecek aldı tepsiyi ve komodine bırakıp ilaçlarını içerdi. İlaçlardan sonra gözleri kapanan genç kadın uykuya dalarken dışarı çıkan Kadir Hacer kadına bakıp “Bu böyle olmaz abla. Sen aktara git iştah açması için şöyle sağlamından bir karışım yaptır. Gün içinde birkaç kaşık verirsin. Yerse kendini daha çabuk toplar. Ama dikkat et. Durumunu da anlat zararı olabilecek bir şey konmasın içine.” dedi. Kadın başını sallayıp konaktan ayrılırken Kadir’in telefonu çaldı.
Arayan Hamit’ti. Terasa çıkarken cevapladığında duyduğu ilk şey “Sen benim kardeşimi odaya nasıl kapatırsın” oldu.
“Hak etti kapattım. Sana hesap mı vereceğim.”
“Vereceksin lan tabi. Kardeşim o benim. Sana ezdirir miyim?”
Kadir, aldığı nefesi dışarı sert bir şekilde verirken gözlerindeki karanlık büyüyordu.
“Kardeşini düşündüğün kadar karısını düşündün mü sen Hamit Kaya. Önce onun cevabını ver.”
Bir an sessizlik oldu.
“Benim aile hayatım seni alakadar etmez.”
Kadir ruhsuzca dudağının ucunu yukarı kıvırdığında soğuk bir tonla karşılık verdi.
“Benim aile hayatım da seni alakadar etmez. Kardeşin kabahatliydi cezasını çekiyor. Benim ablam senin, çocuklarının gözünün içine bakıyor. Ailene bir kez bile hadsizliği saygısızlığı olmadı. Bilmem anlatabildim mi?”
Hamit öfkeliydi.
“Olamazda zaten. Olursa" dedi ama devamını getirmedi. Aklına eşine attığı tokat gelmişti.
Kadir o an duraksamadan bin bir türlü anlam çıkarırken “Olursa? Söylesene Hamit Kaya olursa ne olur? Ne yaparsın?” diyerek üsteledi. Yutkunan adam “Cezasını çeker” dedi. O an bir şeyler döndüğünü anlayan Kadir gözlerini kısıp karşıya doğru baktı.
“Hamit, benim damarıma basacak canımı sıkacak canımı yakacak hal ve hareketlerden kaçın. Yoksa sonunda olacaklar benim mesuliyetimde olmaz.”
Telefon diğer ucundaki adam öfkesine daha da yenik düşmüştü. Bağırarak konuşurken babasının ve kardeşi Haşmet’in de dikkatini çekmişti.
“Ne yaparsın lan he ne yaparsın? Canını sıkarsam ne olur? Ablanı mı alırsın? Ağalığını mı gösterirsin? Bana bak Kadir Alptekin benim asabımı bozma ablan gibi sende tokadımdan nasibini alırsın.”
İşte o son söz aslında büyük bir kıyametin fitilini ateşlemişti. Sinirle telefonu kapayan Hamit burnundan solurken babası Cemal ağanın sesi ile onlara döndü.
“Sen, Ayşe geline tokat mı attın? Bir de bunu kardeşi Kadir ağaya mı söyledin?”
Haşmet abisine sert bir şekilde bakıyordu.
“Evet baba. Ayşe bana saygısızlık etti. Bacım hakkında kötü konuştu bende vurdum.”
Oysa içten içe pişmandı ama siniri ve öfkesi gözünü körü ediyordu. Yaptığını haklı buluyordu böyle anlardaki bu en kötüsüydü. Haşmet abisine karşı sinirle “Sen aklını mı kaçırdın? Ayşe yenge niye kötü laf etsin?” dediğinde Hamit köpürdü.
“Hatun o duyduğumuz şeyleri yapmış da suçluymuş da bilmem ne. Ona mı kaldı benim kardeşimi suçlamak.”
Cemal ağa hala oğluna bakıyordu. Haşmet ise elini alnına vurdu. Abisine yeniden baktığında sesi yükseldi.
“Çünkü abi karın haklıydı. Bizim kız kardeşimiz o çirkinliklerin hepsini yapmış üstüne bir de bizim kahyayı olaya dahil etmiş. Onun eli ile halletmiş her şeyi. Adam bir saat önce itiraf etti.”
Hamit bir an duraksadı.
“Ne?”
Cemal ağa öfkesinden öyle bir kızarmıştı ki oğluna bakarken utanç duyuyordu.
“Senden adam olmaz. Kız kardeşinin nasıl bir yılan olduğunu bilmez gibi konuşuyorsun yetmiyor onun yüzünden karına el kaldırıyorsun. Bunu da Alptekin aşiretinin ağasına söylüyor adamı tehdit ediyorsun. Oğul sen mal mısın? Kadir bu kapıya dayanıp ablasını aldığında ne edeceksin. Hatun'u kısır eksik diye bu kapıya atsa ne diyeceksin. Ulan sen onlarla iş yaptığımızı işin büyüğünün de onların elinde olduğunu bilmiyor musun? Hadi vurdun niye söylüyorsun. Belli ki karın senden daha hakkaniyetli ki o dememiş. Kuş kadar da mı aklın yok.”
Hamit'in aldığı soluklar sıklaşırken bu düşünce ile kasıldı. Kadir gerçekten de bu kapıya dayanırdı. Ayşe. O kimseye bir şey dememişti ama kendi bir çuval inciri mahvetmişti.
Kadir ise işittiklerinden sonra hemen ablasını aradı. Üçüncü çalışta açılan telefona cevap veren kadın “Efendim Kadir” dedi. Sesi istemsiz solgun çıkmıştı çünkü tokadın üzerinden üç gün geçmişti ama Hamit özür dilemek şöyle dursun onun sessizliği karşısında göz devirip sinirli tavırlar sergiliyordu.
“Abla. Nasılsın?”
“İyiyim kardeşim. Azad'ı uyutuyordum sen nasılsın? Elmina, hastaneden çıktı mı?”
“Çıktı abla küçük konaktayız da ben sana bir şey soracağım. Hamit sana Hatun yüzünden vurdu mu?”
Kadının sesi çıkmadı. Baştan savma “Yok öyle bir şey” demeye yeltendi çünkü biliyordu kardeşi bilirse onu burada bırakmazlardı. Çocukları da Hamit vermezdi. Evlatlarına hasret kalırdı.
“Abla. Kocan beni aradı az önce tehdit etti. Ablan gibi sende tokadımın tadına bakarsın dedi. Var mı aslı astarı.”
Yutkunan kadın dolan gözlerini silerken “Bir kerelik bir şeydi. Geçti gitti Kadir. Sakın sen başını belaya sokma kardeşim. Sorun olursa çocuklarımı bana vermezler biliyorsun.” dediği an “Sen çocukları hazırla ve onların odasından sakın çıkma. Geliyorum.” dedi. Kadir gerçekten de gidecekti ve bundan sonra olacaklar onun suçu olmayacaktı.
Bundan böyle her cumartesi pazar DEMİR VE ELMİNA'YA BÖLÜM GELECEK. HAFTA İÇİ İSE KUMANIN YEMİNİ VE FIRTINA YA BÖLÜM GELECEK.